Salgının ağır etkisiyle 2020 yılında Türkiye ekonomisi de küresel ekonomi ile eş zamanlı ciddi yara aldı.

Salgın karşısında birçok hükümetin salgın eğrisini düzleştirmeye yönelik aldığı önlemler dünyayı benzeri görülmemiş bir durma noktasına getirdi.

Bu açık...

Ama aşının bulunması ve ekonomilerdeki toparlanma sinyalleri umut veriyor.

OECD Aralık Ayı Geçici Dönem Ekonomik Görünüm Raporu’na göre; Türkiye’nin 2021 büyümesi 2.98...

Küresel ekonomi de gelecek 2 yılda ivme kazanarak büyüyecek.

Öngörüler böyle...

* * *

Evet, salgın Türkiye ekonomisine de ağır zarar verdi...

Dünya ekonomisinin 2020'de yaklaşık yüzde 3,4 büyümesi öngörülürken, yüzde 4,3 küçüldü.

Türkiye ise bu süreçte yüzde 1,8 büyüme ile bu alanda 2020'yi en iyi geçiren G20 üyelerinden biri oldu.

Ne ki, Türkiye’nin kendine has kırılganlıkları nedeniyle bu yüksek performansın rakamları halka pek yansımadı.

Ama geleceğe yönelik umutlar da hala sürmekte...

Zaten burada önemli olan toplumun önemli kesimlerinin geleceğe güvenle bakabilmesinin sürmesiydi.

Hiç kuşkusuz sorun kolay atlatılmayacak ama umutların sürmesi önemli bir şey olsa gerek...

* * *

Böyle bir süreçte Türkiye, salgına yönelik önlemleri sürdürür, kademeli bir normalleşmeye geçişin koşullarını oluştururken ve aynı zamanda yeni Anayasa ve kimi konularda reform çalışmalarına yönelirken Muhalefet ise saman siyasetiyle erken seçimden söz etmekte...

Saman bile ithal ediyoruz’ ucuz sloganıyla...

Ne yazık ki bu bir algıydı en basit anlatımıyla, gerçek rakamlar bambaşka da olsa...

Bir önceki yıl 26 milyon ton saman üreten Türkiye’nin dışarıdan satın aldığı saman miktarı 25 sin ton...

Bunun 5 bin tonu da yeniden dışarı satılmış...

Söz konusu rakam toplam üretimin binde biri bile değil...

Ama muhalefete göre Türkiye, ‘saman bile ithal ediyor’!...

* * *

Böyle de olsa Türkiye neyse ki, eskisi gibi saman satıp savunma araçları almıyor diğer ülkelerden, tersine ürettiği savunma araçlarını dış ülkelere satıp, gerekirse saman satın alıyor...

Keşke onu da almayıp gereksinimimizin tümünü kendimiz sağlayabilsek.

Ama tarım riskli bir sektör...

Her yılın koşulları üretim miktarlarını artı-eksi etkileyebiliyor.

Pazar ekonomisinin kimi durumlarda dış alımı gerektirmesi de doğal.

Buğday üretiminde kendi gereksinimine yetecek buğdayı üretebilen Türkiye’nin aynı zamanda dışarıdan önemli miktarlarda buğday satın alması da böyle bir şey.

Çünkü Türkiye, un dış satımında dünyada birinci, makarna satımında ise ikinci durumda...

Türkiye, önemli istihdam yarattığı bu gibi alanlarda içeriden-dışarıdan aldıklarını işleyerek dünyaya satmakta...

Tarım ve gıda ürünleri dış satımında dış ticaret fazlası veren bir ülke Türkiye.

Son yıllarda savunma sanayinin yerlilik ve Millilik oranını yüzde 70’lere yükselten Türkiye’nin savunma aracı dış satımı yapmasının muhalefete göre bir anlamı yok!

Neden, çünkü ‘Türkiye saman bile dış alımı yapıyor!

Yeni bir sivil Anayasa mı dediniz, hukukta ve ekonomide reform mu dediniz, aman efendim, ‘Türkiye dışarıdan saman bile alıyor!’