Hava Durumu

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ’NDE "MASUM DEĞİLİZ HİÇ BİRİMİZ" ŞARKISINI SÖYLEMEK..!                    

Yazının Giriş Tarihi: 04.06.2024 19:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.06.2024 19:39

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü…

Ne yazık ki dünyanın canına okuduğumuz şu günlerde; bir kez daha nutuklar atarak, sosyal medyada etkisiz paylaşımlar yaparak ve cılız bir şekilde “Galiba bunu biz yaptık” diyerek kutlayacağız bu önemli günü…

Evet ciddi-ciddi itiraf edelim artık… Bu kirliliği ve katliamı biz yaptık dünyaya..!

Bunu kimse inkar etmesin. Hiç bitmeyen/bitmeyecek kazanç hırslarımızla, vurdum duymazlığımızla, gerçeklere sırtımızı dönerek ve atıklarımızı bile doğaya bırakarak dünyaya bu kötülüğü biz yaptık. Yeryüzünün doğal yapısını bozduk temelinden…

Şimdi de 5 Haziran Dünya Çevre Günü diye günah çıkartıyoruz hepimiz…

Aslında…Hak etmiyoruz dünyanın güzelliklerini ve doğanın nimetlerini biz…

Vahşi kapitalizm; dünyanın tüm güzelliklerini birer-birer yok ederken sesimizi çıkarmıyoruz. Adeta “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyerek çok yakınımızdaki çevre katliamlarına bile “dur” diyemiyoruz.

Plansız biçimde bazı mahallelerin içinde kurulan sanayi bölgeleri ; havamızı-suyumuzu ve doğal çevremizi yok ederken, geleceğimizi de ipotek altına almaya başladı .Bizden tık yok.

O nedenle…Şimdi hep beraber söyleyebiliriz Meral Okay’ın sözlerini yazdığı Sezen Aksu’nun o ünlü şarkısını …

                              “Eller günahkar, diller günahkar,

                               Bir çağ yangını bu,

                               Dünya günahkar…

                               Masum değiliz hiç birimiz…”

                   NİLÜFER ÇAYI’NA BİLE SAHİP ÇIKAMADIKTAN SONRA

Şimdi genelden özele inelim ve yaşadığımız kent Bursa’nın en önemli değerlerinden biri olan Nilüfer Çayı’nı tartışmaya açalım 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde…

Kent için çok özel bir anlam ifade eden ve Nilüfer isimli kocaman bir ilçesi de olan Bursa’da, kentin aynı isimli doğal bir güzelliğini nasıl yok ettiğimizi gelin beraberce tartışalım.

Uludağ’ın güney yamaçlarında bulunan 850 metre yükseklikteki 2 mağaradan doğan ve 203 kilometre uzunluğu ile Bursa ovasını baştan aşağı dolaşarak Karacabey Boğazı’ndan Marmara Denizi’ne dökülen Nilüfer Çayı, ne yazık ki kirlilikte alarm üstüne alarm vermeye başladı.

Son 30 yıldaki bu olumsuz gelişme artık tepe noktasında…

Artık; adı Bursa ile bütünleşen Nilüfer Çayı’nın;  bir akarsu mu yoksa akar atık mı olduğu ciddi anlamda tartışılır hale geldi.

Çoğunluğunu devletin verdiği teşviklerle 1.sınıf tarım arazileri üzerine kurulan sanayi tesislerinin yarattığı tehlikeli kirlilik, 30 yıldan bu yana Nilüfer Çayı’nın canına okuyor. Akarsu çevresinde kurulmuş 52 köyü yakından ilgilendiren bu çevresel sorun, artık iyice can sıkmaya başladı.

                        SEBZE-MEYVE ÜRETİCİSİ KÖYLÜLERİN İSYANI..!

2012 Yılında; Setbaşı’ndan Atatürk Anıtı’na kadar yapılan bir çevre yürüyüşünü hatırlayalım şimdi…Bu doğa felaketine karşı duran Bursalı köylü kadınlar “Sebze-meyve sulamasında kullandıkları Nilüfer Çayı’nın insan sağlığına olan zararına” dikkat

çekmişlerdi ellerindeki pankartlarla…

Bu akarsudan tarım alanı sulaması yapmak zorunda kalan bu köylüler, yetiştirilen tarım ürünlerinde tehlikeli kimyasallar bulunduğunu belirterek, Nilüfer Çayı’nın çevreye yaydığı kötü kokuları da yüksek sesle o zaman dile getirmeye başladılar.

Kat ettiği uzun yol boyunca geçtiği her bölgeden sanayi ve evsel atıklar bırakılan Nilüfer Çayı, şu anda hiçbir canlının yaşamadığı bir atık su merkezi oldu.

Daha da önemlisi: bu dereden motorlarla çekilen pis sularla yetişen tarım ürünleri, gıda güvenliğinde bir kabus olma yolunda…Gıda uzmanları; bu tür kirlenmiş tarım ürünlerinin tüketimi sonucu; kanser-ülser-alerji -astım ve üreme organı rahatsızlıklarının artacağını bildirirken, geçmişte Bursa’nın gurur duyduğu bir akarsu olan Nilüfer’in bugün ulaştığı görünümün ne yazık ki içler acısı olduğu ortaya çıkıyor.

Geçmişte ailece pikniklerin yapıldığı, kocaman dere balıklarının tutulduğu, şu anda 55-60 yaş kuşağındaki Bursalılar için yüzme öğrenme mekanı da olan bu doğa harikası, şu anda zehir ve koku üretim merkezi oldu.

Yeşil kent Bursa için; bir yüzkarasıdır bu durum…Tekstil boyahanelerinden akan suyla modaya göre renk değiştiren bu akarsu, Bursa’nın felaketi olma yolunda gidiyor.

                         ESKİDEN NİLÜFER’DE PİKNİK YAPILIRDI

Bundan 12 yıl önce; Nilüfer Çayı’nın temiz akması için Mudanya’nın Çayönü Köyü sakinleri bir kampanya başlatmıştı. Öncelikle bu kentte doğmuş ve büyümüş bir Bursalı olarak; bir köy halkının gerçekleştirdiği bu çevre aktivitesinden hala gurur duyduğumu belirtmeliyim.

Nilüfer Çayı çevresindeki 52 köyün yanı sıra DOĞA-DER ve akademik odaların desteklediği “Nilüfer Çayı Temiz Akmalı” isimli imza kampanyası da epey ses getirmişti o tarihlerde…

Ama sonrası bir felaketti. Biz duyarlı çevrecilerin sayısının giderek artacağını umut ederken,

pek bir şey değişmedi Bursa’da…Ben o tarihlerdeki bir yazımda; Bursa’daki tüm SİAD’ları ve BTSO’yu “Nilüfer Çayı Temiz akmalı” kampanyasına katılmaya davet etmiştim ama BUMİAD dışında hiçbir yanıt alamamıştım kendilerinden…

Belki: bu kampanya çerçevesinde gerçekleştirilecek çevre gezileri ile bu akarsuyu bilerek veya bilmeyerek kirleten sanayiciler yarattıkları eseri yakından görebilirlerdi. Belki de bu akarsuyun kurtarılması için Çayönü Köyü sakinlerine destek verebilirlerdi.

Ama gerçeklere sırtını dönerek yaşamayı tercih eden bir toplum olduğumuz için, bu kampanyanın net sonucu da oluşmadı ne yazık ki..?

Yani; ”Nilüfer Çayı’nı kim kurtaracak” sorusunun yanıtı yıllardır bulunamadı. Arada bir paneller yapıldı, demeçler verildi ama yapılan su analizleri sonucu “zehirli çıkan” Nilüfer Çayı için kimse somut adım atmadı.

                PİS KOKAN DEĞİL ÇİÇEK KOKAN KÖYDE YAŞAMA ÖZLEMİ..!

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde; çevre ekonomisi anlamında çok bilinen ve uygulanan bir yöntem vardır; kirleten öder..!

Uygar ülkelerde; üretim yaparken bir şekilde çıkardıkları atıklarla çevrenin kirletilmesine neden olanlar bunun bedelini bir şekilde öderler. Bir atık arıtma tesisi kurarak, yaydığı kirliliğin çok yüksek vergisini vererek veya yaptığı hata karşılığında büyük cezalar ödeyerek…Hatta üretimleri durdurularak…

Ben şimdi çok merak ediyorum bu ülkede çevre cezaları nasıl veriliyor diye…Örneğin; bugüne dek; Nilüfer Çayı’nı kirleten herhangi bir işletmeye ceza kesilmiş midir acaba..?

İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü son 10 yılda Nilüfer Çayı’nı kirleten kaç firmaya ve kaç lira ceza kesmiştir.? Bunu açıklayabilir mi Çevre İl Müdürlüğü..?

Yani…Bursa’da da “kirleten ödemiş midir” bir ceza..?

Kısacası…Artık zehir akan Nilüfer Çayı’nın kurtuluşu için bir şeyler yapmanın zamanı gelmiştir.

Geçtiğimiz yıllarda; bu imza kampanyasının tanıtımı için yapılan toplantıda;  bir köy çocuğunun elinde “Pis kokan değil,  çiçek kokan köyde yaşamak istiyorum” pankartını görmüştüm.

Şimdi…Nilüfer Çayı’nı acımasızca kirletenler, bu çocuğa istediğini verebilir mi acaba..?

Bursa; tertemiz akan Nilüfer Çayı’na kavuşabilir mi yeniden..?

Ne dersiniz. Bu bir ütopya mıdır sizce de..?

----------------------------------------------------------------------------------------------------------                    

ÖZLÜ SÖZLER:  İyi ağaçlar kolay yetişmez. Rüzgar ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlarda o kadar sağlam olur. (Williard MARRİOT)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------           

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.