Öteden beri tüm dünyada üstün ve özel yetenekli bireyler, toplumun her zaman dikkatini çekmişlerdir.

Bu amaçla devletler, yönetimlerini sürdürecek liderleri ve yönetim kadrolarını oluşturmak, bilim, sanat ve spor alanlarında üstün ve özel yetenekli bu insanlardan yararlanmak istemişlerdir.

Bu nedenle üstün ve özel yetenekli bireylerin eğitimi için de çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

Özel bireyler, bazen doğru yönlendirilmeleri sonucu, çoğu kez de kendi çabaları ile üstün yeteneklerini ortaya koyabilmişlerdir.

Ama toplumda kaybolup giden, fark edilmeyen üstün ve özel yetenekli insanların sayısı da az değildir.

Bugün dünyaya ve ülkemize baktığımızda nerede olursa olsun eğitim fırsatlarının insanlığa eşit olarak dağıtılmadığını görüyoruz.

Bazı ülkelerde eğitim neredeyse doğumda başlarken, bazı ülkelerde ise insanlar hiç okul yüzü görmeden yaşama gözlerini kapatıyor.

Bu eşitsizlik nedeniyle insanlığın gelişimine katkıda bulunabilecek birçok insan eğitim fırsatlarından yararlanamıyor.

Bunun nedeni ise dünya da farklı eğitim sistemlerinin olması ve bu sistemlerin üstün zekâlı bile olsa insanları kendi iç dinamiğinde işlevsiz hale getirmesidir.
 

* * *

Eğitim, ülkemizde de yıllardır onca çabaya karşın düzenli bir sisteme oturtulamamıştır.

Her gelen hükümet farklı bir eğitim politikası gütmüştür.  

Evet, önceki dönemlere göre önemli gelişmeler olmuş, eğitime savunmadan bile fazla bütçe ayrılır duruma getirilmiş ama birçok üstün zekâlı çocuğumuz sistemin içinde kaybolmuş, sıradanlaşmış ve yeteneklerini ortaya çıkaramamıştır.

Çünkü üstün zekâlı çocuklarımız; öğrenim yaşamları süresince, yeteneklerinden yararlanabilecekleri ve kendilerini gösterebilecekleri bir eğitim modeliyle karşılaşamadıkları, ailesi ve çevresi tarafından da desteklenemedikleri için onların yetenekleri ortaya çıkarılamamıştır.

Uzmanlar üstün zekâlı çocukların fiziki olarak 6 yaşında olan bir çocuğun entelektüel gereksinimlerinin 10 yaşındaki bir çocuğa, sosyal ve duygusal gereksinimlerinin ise 8 yaşındaki bir çocuğa denk olduğunu belirtmektedirler.

Üstün zekâlı çocuklar için tasarlanmış programlarda tipik eğitim programlarından farklı olarak dersler daha derinlemesine ve daha tempolu bir şekilde işlenebilmektedir.

Çünkü üstün zekâlı çocuklar çok daha hızlı öğrenebilme kapasitesine sahiplerdir.

Üstün zekâlı çocuklar her zaman daha ayrıntılı bilgi isterler.
Ülkemizde halen bu çocukları aktifleştirecek, içlerindeki cevheri ortaya çıkarabilecek birkaç cılız çabadan başka bir şey yapılmamaktadır.

Devletin yeterince üzerine düşmediği bu konuda bazı eğitim gönüllüsü insanlar çıkarak bu çocuklarımız için çalışmalar yapmaktadır.

Başında Şevket Orhan’ın bulunduğu Bursa Kent Konsey'i bu konuda önemli bir çalışma başlatmış bulunuyor.

Özel yetenekli çocukların ailelerinin çocuklarının eğitimle ilgili sorunlarını Bursa Kent konseyine iletmeleri üzerine yapılan görüşme, araştırmalar üzerine belli bir noktaya gelmiş bulunuyor.

Bursa Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği basın toplantısında gelinen noktayla ilgili açıklamalarda bulundu.

Başkan Orhan, Bursa’daki Durum Analizi Raporu ile birlikte bu tür öğrenciler için önerdikleri Tam Zamanlı Okulun Gerekçeli Önerilerini açıkladı.

* * *

Başkan Orhan, İl Milli Eğitim kayıtlarına göre Bursa’da 590.380 öğrencimiz olduğunu belirtti ve ‘Yapılan araştırmalarda bu öğrencilerin yüzde ikisi özel yetenekli kabul edilmekte ve bu sayı 11.807'dir. Bu özel yetenekli çocuklar için ilkokuldan liseye ve ileride üniversiteye kadar dönüşebilecek ve ülkemize rol model olabilecek tam zamanlı bir okulun kurulması önerimizi tüm Bursa bileşenleri ile paylaşmak istiyoruz’ dedi.

Bursa Kent Konseyi’nin bu rapor ve önerisini Bursa’nın tüm dinamikleri tarafından destekleneceğini umuyorum.