Kent yaşamının, trafik, stres, gürültü ve yapılı çevre içinde sıkışmış rutin yaşam tarzı insanları doğaya ve doğal yaşama doğru yönlendirmekte.

Doğayı koruyarak yaşama, keşfetme, farklı kültürleri anlama, yereldeki kaynakları ve getirisini yerel halkla paylaşma, yerel ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ile olası.

Bursa, tarih, kültür gibi yanlarıyla öne çıksa da aslında doğa, sağlık turizmi açısından da bir potansiyel taşımakta.

Doğa turizmi etkinliklerin çoğunluğu flora tabanlı etkinliklerde. Marmara Bölgesi ve özellikle Bursa, biyoçeşitlilik ve yoğun bitki varlığı ile ülkemizin doğa turizmi açısından Karadeniz Bölgesi'nden sonra en önemli alanlarından biri.

Coğrafi konumu, sahip olduğu zengin ve yoğun orman alanları ve Uludağ Milli Parkı, Bursa’yı botanik turizmi, foto safari, doğa yürüyüşü, doğa gözlemciliği, tıbbi bitkilere bağlı sağlık turizmi, macera oyunları turizmi gibi bitki varlığına bağlı doğa turizmi alanlarında merkez olabilecek bir konuma taşımakta Bursa’yı.

Ancak biraz daha planlı ve kararlı çaba gerekiyor...

* * *

Turizm denilince öncelikle akla gelen deniz, kum, güneş algısı günümüzde değişmiş, doğal, tarihi, kültürel, sosyal ve estetik değerlere bağlı birçok turizm faaliyet alanı gelişmiş durumda dünyada.

Klasik tatil anlayışından eğitim, çevre, keşif, macera-eğlence alanlarına kayılması, turistlerin ve turizmcilerin doğaya ve doğal kaynaklara yönelmelerini sağlamıştır.

Özellikle salgınla birlikte...

Turizm anlayışındaki bu değişimlere koşut olarak ortaya çıkan yeni istemler, turizm potansiyeli yüksek olan ülkelerin turizm faaliyetlerinde çeşitlendirmeye gitmelerini zorunlu hale getirmiş bulunmakta.

* * *

Farklı turizm olanaklarına sahip olan Bursa, son dönemlerde gerçekleştirdiği turizme yönelik hamlelerle sektörden aldığı payı arttırmaya çalışıyor.

Bursa, bir sanayi anakenti olduğu kadar aynı zamanda barındırdığı turizm potansiyeliyle de bir turizm kenti.

Bursa’daki sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası yaptıkları değerlendirmelerde, sağlık turizmden kış turizmine, inanç, doğa turizminden kongre turizmine kadar Bursa’da var olan turizm potansiyelinin nasıl geliştirileceğine yönelik çaba içersinde.

Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası, valilik ve çeşitli sivil toplum örgütleriyle sektör temsilcileri bu konuda bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Ancak bir eşgüdüm eksikliğini de görmek gerekiyor.

* * *

Son yıllarda yaşadığımız salgının bu sektöre verdiği zarar kuşkusuz azımsanacak boyutta değil.

Salgının en çok etkilediği alanlardan biri, belki de en önemlisi turizm sektörü oldu.

Türkiye her yıl dış ticaret açığı vermekte olan bir ülke.

Bu açık da daha çok dışarıdan alınan petrol ve doğalgazdan kaynaklanmakta…

Çünkü Türkiye bu enerji kaynaklarından epey yoksun…

Salgın öncesi Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı 50 milyonlara yakın turist beklemekte.

Hatta 2023 hedefi önce 100 milyondu bu sonra 75 milyona çekildi.

Yine de önümüzdeki yıl Türkiye’ye 55-60 milyon turist geleceği öngörülüyor.

Bu açıdan bakıldığında turizm aslında Türkiye’nin petrolü, doğal gazı durumunda…

Her yıl cari açık kadar gelir getirebilecek, 50'den fazla sektöre doğrudan artı değer yazacak bir sektör bu...