Hava Durumu

Bir kebap, üç metre ve Bursa meselesi

Yazının Giriş Tarihi: 21.09.2026 19:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.09.2026 19:12

Üç metre uzunluğunda bir kebap hazırlanıyor.

Etrafında kalabalık birikiyor. İnsanlar merakla bekliyor, telefonlarına sarılıyor. Ardından kebap ellerle yeniyor.

Görüntüler sosyal medyaya düşüyor.

Ve yorumlar başlıyor:

“Bu nasıl gastronomi?”

“Bursa'ya bu görüntü mü yakışıyor?”

“İnsanlar neden elleriyle yiyor?”

Eleştirelim…

Elbette eleştirebiliriz.

Hatta bir sorun varsa eleştirmeliyiz de…

Ama Bursa'yı küçültmeden, insanları yermeden

Asıl mesele şu;

Bir organizasyonu eleştirirken, farkında olmadan bir şehri de mi küçültüyoruz, aylarca hazırlık yapılan bir etkinliği mi görmezden geliyoruz, bütün bir organizasyonda tek bir firmaya ait bir görüntüyü tüm şehre mi mal ediyoruz ve hatta siyasi bir çıkarım mı yapmaya çalışıyoruz?

Orada bir emek, 3 gün dolu dolu geçen bir festival var.

Dünyanın birçok yerinden gelen konuklar, birbirinden değerli şefler ve onlara Bursa gastronomisinin tanıtımı var.

Üç metrelik kebap zaten sıradan bir sofra deneyimi için yapılmıyor. Burada gastronominin biraz da gösteri, merak ve deneyim tarafı var.

Dünyanın pek çok yerinde gastronomi festivalleri yalnızca yemek yenen etkinlikler değil; insanların bir araya geldiği, fotoğraf çektiği, deneyim yaşadığı organizasyonlar.

Dolayısıyla kebabın festival atmosferinde elle yenmesini başlı başına bir “Bursa meselesi” haline getirmek bana biraz fazla geliyor.

Elbette servis biçimi, hijyen ve organizasyon koşulları sorgulanabilir.

Ama insanları küçümseyen bir dille bunu yapmak başka bir şey.

Eleştiri ile aşağılama arasındaki çizgi tam da burada başlıyor.

İzdiham konusunda ise daha net konuşalım.

Eğer güvenlik sorunu varsa, sıra sistemi işlemiyorsa, insanlar uzun süre bekliyorsa ya da hijyen açısından problem oluşuyorsa bunlar eleştirilmeli.

Fakat eleştirinin adresi doğru olmalı.

Bir de Bursa'nın algısı meselesi var.

Bugün sosyal medyada paylaşılan her görüntü, şehrin dijital hafızasına ekleniyor.

Bursa'yı hiç görmemiş biri, belki de şehri ilk kez o görüntü üzerinden tanıyor.

Bu nedenle “Bursa yine rezil oldu” demek, sadece bir festivali eleştirmek değildir.

Bir algı da üretmektir.

Oysa Bursa bundan çok daha büyük.

Sanayisi, ihracatı, tarihi, turizmi ve elbette gastronomisiyle güçlü bir şehir.

İskender'den İnegöl köftesine, kestane şekerinden pideli köfteye kadar uzanan bir mutfak kültüründen söz ediyoruz.

Bir festivaldeki aksaklık, bütün bu hikâyenin yerine geçmemeli.

Bursa'nın eksiğini göstermek başka, Bursa'yı eksikten ibaret göstermek başka.

Benim itirazım eleştiriye değil.

“Bu görüntü Bursa'ya yakışmadı” demek yerine;

“Bu ilgi neden bu kadar yüksek oldu?”

“Bir sonraki festivalde ne değişmeli?” diye sormak çok daha kıymetli.

Çünkü iyi gazetecilik, insanlara tepeden bakmaz.

Sorunu gösterir, nedenini araştırır ve çözümün kapısını aralar.

Üç metrelik kebap elbette bitecek.

Festival de bitecek.

Sosyal medyadaki tartışma birkaç gün sonra unutulacak.

Ama geriye şu kalacak:

Bursa'yı anlatırken nasıl bir dil kullandık?

Asıl mesele, kendi şehrimize bakarken kullandığımız üslup.

Eleştirelim.

Sorgulayalım.

Eksikleri yazalım.

Ama bunu Bursa'yı küçülterek değil, Bursa'nın daha iyisini yapmasını isteyerek yapalım.

Çünkü bir şehri sevmek, onu eleştirmemek değildir.

Bazen en güçlü sevgi biçimi, daha iyisini istemektir.

Peki Uluslararası 5. Gastronomi Festivali’nden asıl hatırlanması gerekenler neler?

‘Fetheden Lezzetler’ temasıyla düzenlenen Uluslararası 5. Bursa Gastronomi Festivali ile Bursa’nın asırlık lezzetlerini uluslararası sahneye taşıdı.

Şehir içinden, şehir dışından yoğun ziyaretçi aldı.

Üç gün boyunca panel ve söyleşilerden lezzet atölyelerine, yarışmalardan gastro sahnelere, film gösterimlerinden konserlere kadar birçok renkli etkinliğe ev sahipliği yaptı.

Bursa’nın fethinin 700. yılında kentin asırlardır yaşayan lezzetleri yeniden gün yüzüne çıktı.

Fetheden Lezzetler Platosu’nda geleneksel el sanatları ürünleri sergilendi.

Yani bu yıl gastronomi yalnızca mutfakta pişmedi. Hikâyeye, kültüre ve dostluğa dönüştü.

Çünkü yemek insanları birbirine yaklaştırır.

Bir lokma, bir hatırayı; bir tarif, bir nesli; bir sofra ise koca bir kültürü yaşatabilir.

Bursa’nın “Fetheden Lezzetler” teması da tam olarak bunu anlatıyor.

Bu kez fethedilen topraklar değil, gönüller oldu.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.