Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Kadın Kolları Başkanı Aysel Okumuş, çalışkanlığı, birikimi,  örgütçülüğü bir yana; tam bir hanımefendidir.

“Ben’’ değil “biz’’ diyen Aysel Okumuş; herkesi kucaklayarak çalışmalara katar; siyaset üslubu sevgiye saygıya dayalıdır.

Anadolu aydınlanması değerlerine, Laik cumhuriyete, Atatürk devrimlerine, altı ok da anlamını bulan CHP ideolojisine, CHP’nin Kuvayi Milliye geleneğine ve emek en yüce değerdir diyen yaklaşımına sadıktır Aysel Okumuş.

CHP’nin dinamosu özveriyle çalışan kadınlardır. Gelecek seçimlerin kaderini kadınlar belirleyecek. Kim kadınları daha iyi örgütlerse, kim kadınlara siyaset yaptırırsa; o bir adım öne geçecek.

O nedenle Okumuş’un sorumluluğu büyük. O da bunun bilincinde olarak, şu salgın ortamının ağır koşullarında sağlığını riske ederek gece gündüz çalışıyor ve yönetimiyle birlikte gayet başarılılar.

AİLECEK SİYASET

Aysel Okumuş, Cengiz Okumuş, örnek alınası mesut bir evliliği sürdürüyorlar.

Dostluğuyla onurlandığım; siyaset yaptığım dönemde içten desteğini gördüğüm; köşe yazılarımın sıkı takipçisi; eski Kestel İlçe Başkanı Cengiz Okumuş CHP’nin en sevilen sayılan isimlerindendir.

Ailecek siyaset yapanlara büyük saygı duyuyorum.

Ne mutlu Aysel Okumuş’a Cengiz Okumuş’a; hayat arkadaşlıklarını, partili ve yoldaş olmakla bütünleştirmişler, demokrasi ve emek mücadelesi veriyorlar.

MÜZİSYENLERE DESTEK

Geçtiğimiz Çarşamba günü salgından çok etkilenen müzik sektörüne destek amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Kadın Kolları, Zafer Plaza Meydanı'nda CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Bursa İl Başkanı İsmet Karaca'nın da katıldığı bir etkinlik düzenledi.

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Kadın Kolları Başkanı Aysel Okumuş etkinlikte şöyle diyordu: "Pandemi öncesinde genellikle kayıt dışı çalışan müzisyenlerimizin yaşam koşulları bu süreçte daha da ağırlaştı. İşsiz kalan müzisyenler müzik aletlerini satarak geçinmeye çalıştılar. Devlet desteğinin yetersizliği nedeniyle ekonomik sorunlarla boğuşan  müzisyenler intihara kadar sürüklendi. Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları, İl Yönetimi, tüm örgütlerimizle birlikte sorunlarınıza ses olmak için buradayız, yanınızdayız."

****************

Etkinlikte müzisyen İlker Kanatsızkuş, grubuyla birlikte katılımcılara bir mini konser vermiş.

GEÇMİŞ ASLA GEÇMEZ

Toplumda büyük bir geçmişe özlem var. Aysel Okumuş’da bu özlemi duyanlardan biri olarak Facebook’da, Eskişehir Mihalıççık’da geçen çocukluğuna ilişkin beni duygulandıran şu güzel paylaşımı yapmış:

“Doğduğum, çocukluğumu yaşadığım, oyunlar oynayıp, kiraz bahçelerinde kiraz hırsızlığı yaptığım, düştüğüm kaldırımlar, dizlerimin yara bere içinde olduğu yıllar... 7 kardeşin sofrasını, yatağını paylaştığımız 3 katlı ahşap evimiz. Armut ağacımız, kuyusunda karpuzun soğutulduğu, evcilik oynadığımız bahçemiz. Bezden bebek, tuğladan, makaradan, karpuz kabuğu ile arabamızla ip takarak yarış yaptığımız sokağımız... İyi ki diyorum, korkusuz, sevgi dolu, güven içinde, kaybolma, kaçırılma kaygısı olmadan yaşamışım bu güzel yerde. Sılam, memleketim, memleketimin güzel insanları, arkadaşlarım, komşularımız... Acıktık mı Meliha'nın annesi hemen ikimize bazlamaya süzülmüş yoğurt yayar veya varsa mis gibi yağlı ekmek verir ağzımızda kocaman lokmalarla gülmekten kırılır, kapı önünde o zamanki duygu ile dünyanın en güzel ekmeğini yer, doyardık. Hani şarkılarda söylendiği gibi gökyüzü masmavi, motorları maviliklere sürdük o yıllarda.  Motorumuz yoktu ama olsun koşardık çılgınca sokaklarda. Bisikletimiz hiç olmadı, hiç önemli değildi, kocaman bir değnek alırdık, koş babam koş... Hele o ip oyunu, vay ki vay, çift ip, tek ip... Akşam güneş battı mı eve dönüş, eller yıkanıp yer sofrasında anamın mis gibi tarhana çorbası, kuru fasulye, kuru soğan, turşu... Bir kaşık sesi ki offf. Babamın radyodan akşam ajansını dinlerken ses çıkaramazdık. Derken bahçe kapısının ve evin kapısının şık diye açıldığı zaman işte derdik Senem ebe (nine) geldi; gecenin masal faslı başlayacak diye heyecanlanır, ebemizin dizlerinin etrafında toplanarak masalı dinler, bitmesin isterdik.  O masalın büyülü, heyecanlı macerasıyla sıra ile uykuya dalardık. Rüyalarımızda o masalların kahramanı olurduk. İşte galiba geçmişe ait yaşandı yaşananlar, başka şeyler söylemek gerek diyerek, yeni umutlara."

Mutlu çocuklukları olsun diye çocukların; yazmaya mücadeleye devam.