Dil çok tehlikeli bir hediyedir, kendisini ücretsiz olarak sunar, ancak bu hediyeyi kabul ettiğinizde sizi kolonileştirir.

Bu söz sizlere ne çağrıştırıyor? Konuştuğumuz, sonradan edindiğimiz dilleri daha öncesinde detaylı analiz etmiş miydiniz? Soyut ve sembolik bir kavram olan dilin bizler üzerindeki etkisini derinlemesine düşünmüş müydünüz?

Yazıya başlamadan önce, bu sözün Jacques Lacan tarafından söylendiğini belirtmek isterim ve bu sözün anlamını derinlemesine anlayabilmek için de Lacan’ın görüşlerini ve psikanaliz çalışmalarını yakından takip etmekte fayda var.

Lacan’a göre; konuştuğumuzda söylediklerimizinkarşı tarafında söyleyeceği cümlelerle eşleştiği noktada iletişim kurabiliriz ve böylece iletişim geriye dönük olarak gerçekleşir.

İletişimin bağlantı noktası, anlamın veya bir fikrin kaygıda üretildiği noktadır, ancak aynı zamanda anlamlandırmada yokluğun mevcut hale getirildiği ve eksik öznenin görüldüğü noktadır.

Dilbilimsel yapının işleyişi bir fikri iletmeme izin verdiğinde, bu fikri iletmemi sağlayan dilsel yapı, sembolik düzen, öteki veya bilinçdışıdır.

Akıllarda öteki nedir sorusu olsa gerek. Lacan’ın Big Other olarak dile getirdiği, Türkçe’ye Büyük Öteki veya Öteki olarak çevirebileceğimiz bu kavramın kısa bir özeti ise şu şekilde yapılabilir; kendisi hariç her şeyi gören ve kontrol sahibi olan gücün adıdır. Devlet, tanrı, yasa ve aklınıza gelebilecek her türlü simgesel düzeni temsil eden sembolik bir kavramdır. Daha da basite indirirsek, George Orwell’in 1984 kitabındaki ‘Büyük Birader seni izliyor’ kavramıyla eşdeğer diyebiliriz.

Üstünkörü de olsa, Lacan için sembolizmin önemini büyük öteki ve bilinçdışı kavramları ile özetleyebiliriz. Bu gerçekleri göze alırsak, dil de semboliktir ve bizleri etkisi altına alan, kolonileştiren bir etkendir.

Sembolik düzen, kendisini bir hediyeymiş gibi gösterip, içeriğini alıcıdan gizler. Bu bağlamda, Truva atını somut bir örnek olarak gösterebiliriz. Hediyenin güzelliğine aldanıp, sonrasında usulca teslim oluruz.

İnsan iletişimi, düşünümsellik ile karakterize edilir, yani her hareketini, duygusunu anlayabilme ve bu hareketlerin kendisini belli başlı durumlarda ne denli etkileyebileceğini anlayabilme durumudur.

Gün içerisinde en aktif kullandığımız sembolik kavramın dil olması ve insanlığın dil tarafından kolonileştirilmesini anlaşılması hem kolay hem de bir o kadar zor.

Dünyanın her ülkesinin, her kültürünün aynı sorunla baş başa kalması ve bunun üzerine fikir beyan etmemesi bir o kadar gülünç.

Emperyalizm ve derin devletlerin modern köleliği yaygınlaştırmasına ve gizli kolonileştirme çabalarına odaklanmışken, her gün aktif kullandığımız dil tarafından kolonileştirilmiş olduğumuzu görmemiz ise bir o kadar hayret verici.