Para, pul, makam, ün, iktidar değil; insanı zenginleştiren “dost’’ edinebilmektir.

Şu insanı yalnızlaştıran, bencilleştiren; ruhunu çürüten; insan ilişkilerini çıkara odaklayan; eşitsizliklerle, adaletsizliklerle dolu kapitalizmde; bir dostunuzun olması yaşama tutunmak, ayakta kalmak için büyük dayanaktır.

*********************

Lafta değil gerçek manada dost olacak ama; somut dost olacak.

Eğer bir insanla dostluğunuz sizi aklen, vicdanen, güzellik duygusu bağlamında geliştiriyor; size yaşam deneyimi katıyor; moral veriyor;  empatinizi derinleştiriyor; dayanışma bilincinizi güçlendiriyor;  şefkat ve merhamet duygularınızı pekiştiriyorsa sakın ola kaybetmeyin o dostluğu.

Üstüne titreyin, emek verin. Dostunuza sevginizi, vefanızı, kıymet bilişinizi sık sık gösterin

Dostluklar da bakım ister çünkü.

YENER AKKILIÇ

Gazeteciliğin ve siyaset yapmış olmanın faydalı yanlarından biri; doğru, güzel, iyi insanlarla dostluk geliştirmem oldu

Bu manada şanslı sayarım kendimi.

Tanımaktan mutluluk, dostluğundan onur duyduğum Yener Akkılıç da onlardan biridir. Akkılıç Kütüphanesi Yönetim Kurulu Başkanı, Makine Mühendisi Yener Abi müthiş kültürel birikimi ve kişiliğiyle tam bir aydındır.

Onun, “Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülleri’’ törenlerinde imrendiğim dil hakimiyetiyle yaptığı konuşmaları hayranlıkla, bir kültür dersi gibi dinlerim.

Umarım bu konuşmalar kitaplaştırılır.

Yener Ağabeyle bir tutkumuz var; sanat sineması. Kendisiyle filmlerden konuşmak ufkumu açar.

Buradan Yener Ağabeyin çok değerli eşi, Buket Akkılıç’a selam edeyim; ressam Buket Akkılıç’ın çalışmalarını beğenerek izliyorum.

******************

Yener Akkılıç 3 Mart Carşamba günü, Hilafetin Kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat yasasının kabulünün 97. yıldönümü hakkında Facebook sayfasında çok anlamlı bir yorum paylaştı.

Aradan çekiliyorum ve yayınlıyorum:

“1908 yılında Meşrutiyetin tekrar ilanından sonra kurulan Kabinedeki (Bakanlar Kurulu) Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı) EMRULLAH EFENDİ bu hiç unutulmayan sözleri söylemişti: ŞU MEKTEPLER OLMASA MAARİFİ NE GÜZEL İDARE EDERDİM.

Emrullah Efendi kendi düşüncesine göre haklıydı.

Osmanlı geri kalmışlığını giderebilmek için MEKTEP adını verdiği modern bilim ve sanat öğreten okullar kurmuştu ki benim de mezun olduğum BURSA ERKEK LİSESİ bunlardan biriydi. Bu mekteplerde eğitim gören gençler düşünmeyi öğrendikleri için her şeyi sorguluyorlardı.

Emrullah Efendi’nin şikayet ettiği düşünüp sorgulayan insan yetiştiren bu mekteplerdi.

Oysa bu mekteplerin 40 kati MEDRESELER vardı ve dogmatik düşüncelerle yüklenmiş, sorgulamayan, biat kültüründe gençler yetiştiriliyordu buralarda.

3 MART 1924 tarihinde TBMM’de Atatürk önderliğinde çıkarılan bir yasa ile HİLAFET bir ailenin elinden alınıp TBMM’nin manevi şahsına bırakılıyor ve son Halife de ülkeyi terk ediyordu.

Ardından TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (eğitimin tek elde birleştirilmesi) ile tamamen modern eğitime geçiliyordu.

Bunun sonucu genç Türkiye Cumhuriyeti kısa sürede adeta mucizeler yaratıyordu.

Bugün bu devrimin 97. yıldönümü.

Bugün eğitimin yine Emrullah Efendi’yi rahatlatacak hale dönüştürülmeye çabalandığını görüyoruz.

Ya tekrar akla mantığa, bilim ve sanata döneceğiz ya da yok olacağız.

KARAR HEPİMİZİN...’’

Türkiye’nin geleceğini aydınlatacak olan deneye ve gözleme dayanan bilimin ışığıdır.

NOT: Yazımda kullandığım fotoğraf Kemal Müezzinoğlu paylaşımı (Eski Bursalılar Burada).

1906 yılında Bursa Erkek Lisesi; o zaman ki adı Bursa Sultanisi kartpostalı. Eski yazı ile mamulat ve mahsulat sergisi ifadesi var, yani bir çeşit sergi fuar gibi. Çeşitli ürünler sergileniyor ve bu sergi anısına yapılmış kartpostal.