“Bütün dünya bir sahnedir ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu... Girerler ve çıkarlar...” demiş William Shakespeare.

Giriyoruz, sahnede yerimizi alıyoruz, repliğimizi okuyoruz, kısa sürede bizim için perde iniyor ama oyun devam ediyor.

Yani değmez üç kuruşa beş takla atmaya. Güce tapmaya, yalakalığa, yalana dolana boyun eğmeye.

*******

Roman, hikâye, şiir, resim, film, tiyatro…

Yani sanat; bize güzellik duygusu katar; yaşam deneyimi, empati duygusu kazandırır; entelektüel derinlikle donatır; şefkatin, merhametin, vefanın değerini gösterir; emekten yana olmaya, dayanışmaya, dik durmaya yönlendirir ve ömrümüzü vicdana, akla dayalı olarak cesurca yaşamamızı sağlar.

Sanatın insanı insan eden işlevi, özü budur.

MÜJDAT GEZEN METİN AKPINAR

Yarın kutlanacak olan Dünya Tiyatro Günü 1961'de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International TheatreInstitute) tarafından oluşturuldu.

Her yıl 27 Mart’ta dünya çapında başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusunun, yönetmeninin veya yazarın yazdığı evrensel bildirge okunuyor.

İlk bildirge 1962’de Jean Cocteau (Fransa) tarafından yazılmıştır.

*********************************

Bu yılın Dünya Tiyatro Günü uluslararası bildirisini İngiliz tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Helen Mirren yazdı.

Dünya Tiyatro Günü ulusal bildirisi ise Müjdat Gezen ve Metin Akpınar tarafından kaleme alındı. Bildiri şöyle:

“27 Mart Dünya Tiyatro Günü sanat emekçilerine, sanatseverlere kutlu olsun. Dionysos şenlikleriyle başlayıp gelişen tiyatro, asırlardır varlığını sürdürüyor. Merkezinde insan olan bu sanat, insan var olduğu sürece yaşayacak.

Edebiyatın en içten bölümlerinden biri olan Tiyatro Edebiyatı’nda, oyun yazarlarına çok gereksinim var. Onlarsız olmaz. Tıpkı seyirci olmadan tiyatro olmayacağı gibi…

Biz bize benzeyen insanlarla üç yüz elli bin yıldır yeryüzündeyiz. Ancak insanı insan yapan, Bilimdir, Sanattır, Tiyatrodur.

Ana malzemesi insan olan bu meslekte, iyi insandan iyi yazar, iyi yönetmen, iyi oyuncu çıkartmak daha kolaydır.

Biz değerler sıralamasında, genelde sanatı en üst sıraya koyarız. Özelde tiyatroyu, sanata en yakın düzeyde düşünüyoruz. Çağımızda; üreme içgüdüsü, beslenme içgüdüsü tatmin olduğunda mutlu olanlara başka popülasyonlara verilen adı veriyoruz. Ancak üreme, beslenme açlıklarından başka açlıklar duyanlara, onları üretip onları tükettiğinde mutlu olanlara insan diyoruz.

Bilgi iletişim çağı ne kadar gelişirse gelişsin, algoritmalar, yapay zekâlar nereye ulaşırsa ulaşsın, Tiyatro insanla yapılır, insanca yapılır, insanlar için yapılır… Tiyatro insanlığın vazgeçilmezidir. İnsansız tiyatro, tiyatrosuz insan olmaz. Ve güzelim tiyatro kültürü biz insanlar burada olduğumuz sürece yaşamaya devam edecek.”

AHMET VEFİK PAŞA

Madem tiyatrodan söz açtım…

Osmanlı devlet adamı (iki defa Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanı) yaptı), diplomatı, çevirmen, oyun yazarı, ilk Türkçe sözlüklerden birisi olan ‘Lehçe-i Osmânî’nin yazarı, eski Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa’ya minnettarlıkla selam edeyim.

*************************************

O ki; 1879-1882 yılları arasındaki Bursa valiliğinde; Hükümet Konağı, Memleket Hastanesi, Belediye Binası ve Tiyatro binası yaptırmıştır.

Ahmet Vefik Paşa çevirdiği Molière eserlerinin sahneye konulmasını sağlamış; İstanbul’da yıktırılan Gedikpaşa Tiyatrosu’nun oyuncularını himayesine alarak Bursa’ya getirtmiş; oyunların dekoruyla, provalarıyla ilgilenmiştir.

Ahmet Vefik Paşa’nın kurduğu tiyatro, Anadolu’da kurulan ilk tiyatrodur.

Ruhu şad olsun.