Dünyada son yıllarda öyle enteresan gelişmeler yaşanıyor ki, hayretlerle izliyoruz.

Düşünsenize dünyanın bir ucunda ortaya çıkan, gözle görülemeyen virüs kısa sürede tüm insanlığı esir alabilmesi gelecekte daha kötülerinin de olabileceğinin bir nevi habercisi gibi değil midir?

Geçmişte maske takmış birini gördüğümüz de o kişiden sanki hastalık bulacakmış endişesi yaşar uzak durmaya çalışırdık.

Hâlbuki o kişinin maske takma sebebi geçirdiği hastalık ya da ağır bir ameliyat sonucu tedavisi devam eden süreçte izole olmuş vücudunu dış etkenlerden korumak amaçlı maske takılırdı.

Bugün gelinen noktaya bakır mısınız?

Şimdi ise maske takmayan kişilerden korkuyoruz, virüs bulaşabilir diye.

Daha doğrusu ölüm korkusu yaşıyoruz maskesiz.

Dini inançları nedeniyle yobaz düşünceye sahip bazı kesimlerin düşman gibi gösterdiği insanların ürettiği aşıya muhtacız.

Her anlamda alışkanlıklarımızın değişimin en belirgin örneğidir bugün yaşadıklarımız.

Dünyayla birlikte ezberlerimizde değişiyor.

Mesela yapay zekâ geliştirilmesi, insanın kopyalanmasında gelinen nokta...

Böylece sistem değişiyor, algılar değişiyor, para kazanma yöntemleri değişiyor, siyaset değişiyor, iklimler değişiyor kısacası dünya değişiyor.

Bu da yetmiyor uzayda yeni bir dünya arıyoruz.

Bu kadar değişimin için de kendimize şu soruyu sormalıyız.

Yeni dünya düzeninde biz nerede yer alacağız?

Aslında bireysel anlamda yapacağımız; gözle görülmeyen bir virüsün dahi ölüm sebebimiz olabileceği gibi dünyanın sadece kendi yaşamımızdan ibaret olmadığını anlayarak bugünümüze daha fazla şükredip geleceğimize umutla bakmak olmalıdır.