90’lı yılların sonuna doğru doğan insanlar için 2000’lerin en popüler süper kahramanı şüphesiz Spider-Man’dir. Çocukluğumuzda hepimiz Tobey Maguire’ın canlandırması ile Spider-Man’i tanıdık.

 2010’lu yıllarda çıkan süper kahraman serileri, her filmi birbirine bağlama adeti, MCU ve DC sinematik evreni, kısacası süper kahraman filmleri çılgınlığının henüz başlamadığı bir dönemde karşımıza çıktı Spider-Man. Üstelik çıkış yılları olan 2002, 2004 ve 2007’nin özel efekt teknolojisine bakarsak o zamana göre çok iyi işlerdi. Tobey Maguire’nin canlandırdığı Spider-Man filmlerinin ilk ikisi bence ortalamanın üstünde, kötü karakterlerin güçlü motivasyonlarının bulunduğu, etkileyici aksiyon sahneleri bulunan, seyirciyi ikna eden, iyi senaryolara sahip ve iyi işlenmiş filmlerdi. Özellikle ikinci filmde yer alan tren durdurma sahnesini çok seviyorum. 2007 yılında çıkan Spider-Man filmi ise maalesef ilk iki filmin çok gerisinde kalmıştı. Çünkü film bir yandan Peter Parker’ın Venom yüzünden yaşadığı iyi-kötü ikilemini anlatmaya çalışırken bir yandan da Kum Adam, Green Goblin gibi kötü karakterleri de hikayeye dahil etmeye çalışınca ana odak noktasını kaybetmişti. Bunun yanında  Venom’un etkisiyle ortaya ilginç, komik ve şaçma sahneler de çıkmıştı. Allah’ım o dans sahnesi neydi öyle? Haliyle aynı anda çok şey anlatmaya çalışırsanız hiçbir şey anlatamazsınız. Kötü sonuçlanan üçüncü filmin ardından filmin yönetmeni bu durumu telafi edecek yeni bir (serinin dördüncü filmi olacaktı) film hazırlıklarına başlamış olsa da yapım şirketi projeyi iptal etti. Aradan geçen zamanda 2012’de Andrew Garfield’ın hayat vermesi ile Spider-Man karakterini yeniden gördük. Amazing Spider-Man ile seri sıfırdan başlamıştı, yani Andrew’in Spider-Man’inin Tobey’in Spider-Man’i ile bir bağlantısı yoktu. Hikayeyi baştan başlatmaları güzeldi ancak Peter’ın Ben amcasının ölümünü yeniden çekmeleri bence gereksiz ve sıkıcıydı.

Bu filmde Andrew Garfield’ın Emma Stone ile yakaladığı uyum gerçekten çok iyiydi ve filmi başka bir noktaya taşıyordu. Sanki ilk seride eksik kalan bir şeyleri tamamlıyor gibiydi. Fakat Amazing Spider-Man filmlerinin özel efektlerini çok sevdiğimi söylemem. Kötü karakterleri de pek sevemedim. Mesela ilk serideki Dr. Octopus gibi havalı bir düşmanı yoktu. Aslında iyi özellikle sahip güçlü kötüler yine vardı ama motivasyonları bize iyi anlatılamadı.  Bunun yanında bu seride Peter Parker’ın anne babasına değiniliyor, onlarla ilgili gizli kalan bir şeylerden bahsediliyordu. Ancak filmden çıkarılan sahneler ortaya çıkınca bu konunun ne kadar havada kaldığı ve filmin akışını nasıl bozduğu anlaşıldı. Üçüncü farklı Spider-Man, Tom Holland’ın Spider-Man’iydi ve onu ilk kez 2016 yılında Captain America Ciwil War filminde gördük. Böylelikle Spider-Man Marvel evrenine katılmıştı. Ardından 2017’de Spider-Man’in Marvel’daki ilk solo filmini gördük. Devamında 2018’de Avengers: Infinity War, 2019’da Avengers: Endgame ve yine 2019’da ikinci solo filmi Spider-Man: Far From Home ile karşımıza çıktı.

Tom Holland’ın Spider-Man’ini diğerlerinden biraz ayrı değerlendirmek gerekiyor. Klasik bir kuşak çatışması gibi olacak ama Tobey ve Andrew, Spider-Man’e dönüşürken kendilerini yeniden keşfetme aşamasını ve zorluğunu yaşadılar. Kendi hayatları ile süper kahraman hayatlarını ayırt etmek zorunda kaldılar ve buna adapte olmaya çalıştılar. Birisi kendi ağlarını kendi üretti, diğeri binalardan binalara atlamaya, duvarlara yapışmaya alışmaya çalıştı. Kendi kostümlerini kendileri yaptılar. Bir anda kendilerini kötü karakterlerle dövüşürken buldular. Ancak Tom Holland’ın Spider-Man’i bu zorlukları yaşamadı. O Marvel evreninde yaşıyordu ve başardıklarını Tony Stark’ın yardımı ile gerçekleştirdi. Tony Stark ona yol gösterdi. Bilmem kaç çeşit ağ atabilen, kendine ait yapay zekası olan, pek çok değişime olanak tanıyan, çevreye uyum sağlayabilen son teknoloji kıyafetini bile o verdi. Az önce dediğim kuşak çatışması meselesine geliyoruz; Tobey ve Andrew’in zamanında böyle son teknoloji kıyafetleri olsa ne olurdu? Şimdi çıkıp ‘Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu yeğenim!’ deseler sonuna kadar haklılar. Özellikle Tobey bunu diyebilir. Neyse biz konumuza dönelim. Captain America Ciwil War, Spider-Man Homecoming, Avengers: Infinity War, Avengers; Endgame filmlerinde Tony Stark’ın gölgesinde kalan, Tony Stark’ın desteği ile bir şeyler başarabilen bir Spider-Man gördük. Hatta bir ara Tony Stark, Tom Holland’ın Spider-Man’ine kızıyordu ve kostümünü elinden alıyordu. O da ‘Kostümsüz ben bir hiçim’ diyordu. Ardından Tony Stark da ‘Kostümsüz bir hiçsen zaten seni olmamalı’ diye yanıt veriyordu. Tony Stark’ın ölümünün ardından gelen Spider-Man Far From Home ile ilk kez tek başına kalan Spider-Man’in neler yapacağını görecektik.

Bu filmde Tony Stark’ı özleyen ama ayakta kalmaya çabalayan bir Spider-Man vardı. Bu filmde onun kendi başına mücadelesini görsek de filmin sonunda yine işler karışmıştı. Ve aradan geçen zamanda 2021’in sonlarına doğru çıkan Spider-Man: No Way Home’da hem Spider-Man’in kendi kararlarını verebilmesine tanık olduk hem de hepimizin istediği o muhteşem şey oldu. Filmde, bugüne kadar karşımıza çıkan üç Spider-Man’i de bir arada gördük. Allah’ım bize bunu nasip ettiğin için sana şükürler olsun. Hala çok mutluyum. Bunun yanında önceki filmlerde olan kötüleri de görmüş olduk. Bunu anlatırken filmi izlediğim andaki keyfi alıyorum, bu inanılmaz… 3 farklı aktör, 8’i solo film olmak üzere toplam 11 filmde gördük Spider-Man’i. Son olarak yazımın başlığındaki soruya yanıt vereyim: Hangi Spider-Man daha iyi? Bu çok zor bir soru. Ben, belki de çocukluğuma denk geldiği için Tobey’in Spider-Man’ini söyleyebilirim ama en güzeli bunları kıyaslamak yerine hepsinden keyif almaya bakmak olacaktır.