Allah indinde tek din olan İslâma kendi arzu ve rızasıyla bağlanan bu zat, İslâm Fütuhatında önemli vazifeler yüklenmiş ve bunların altından yüz akı ile çıkmıştı. Kalp gözü açık olan Sultan Murad-ı Hüdavendigâr’ın samimi sevgisine ve bir o kadar da takdirine mazhar olmuştu. Evranos Bey’e bir berat verilmiş ve kendisi mücahidlerin başına beylerbeyi tayin olunmuştu. Bayrak, tuğ ve davul verdiği gibi, kendisine bir nasihat olarak da: “Rumeli vilayetlerini kendi kılıcımla fethettim diye sakın sana gurur gelmesin. Şunu iyi bil ki, onların hepsi Allah'ındır. Ondan sonra Rasulunun'dur, daha sonra Allahın emri ile Efendimiz Aleyhisselamın halifesinindir” fıkrası, söz konusu berata yazılmıştır. Rumeli vilayetlerine Şeyh'ul İslâm tayin olunan, 'Elvan Fatih'e hürmet gösterilmesi emrolunmuş, Selanik'in fethi de kendisinden istenmişti.

BİR BOZGUN

“Düstur'ul Mücahidinli İzzeddin” adlı eserde; “...Yağmacılığın ne kadar zararlı olduğunu gösteren bir makalede, kazanılmakta olan bir savaşın, yağmaya dalmak yüzünden nasıl mağlubiyete dönüştüğünü, harp haline ne çok tesiri olduğunu öğrenmek için, ancak böyle bozgun misallerinden sonra anlamak mümkündür” der. Karamanoğlu ile yapılan savaşta, Osmanlı Ordusu içinde vazife almış olan 2000 Sırplı asker, savaş içinde ve sonrasında birtakım yağmalama hareketlerinde bulunmuşlardı. Bu hareketi yapanlar, derhal yakalanmış ve İslam kanunlarının emri icabı cezaları verilmişti. Sırplı askerlerin ileri gelenleri, bu durumu Sırp kralına bildirmişlerdi. Sırp kralı hiddetlenmiş ve bunu Sırplara hakaret saymıştı. Derhal Osmanlı’ya karşı, komşu kralları birleşmeye davet etmişti. H.789 / M.1387’de, Sırp ve Bosna kralları açıktan, Bulgar Kralı Sosmanos gizlice anlaştılar ve Osmanlı hududuna tecavüze başladılar. 
Sultan Murad, Şahin Paşa'yı 20.000 mücahidle Bosna üzerine gönderdi. Şahin Paşa kuvvetlerinin önüne çıkan İşkodra prensi, gelip bağlılığını sundu. Orduya kılavuzluk yapmaya talip oldu. Fakat fikri klavuzluktan ziyade, onları yağmacılığa teşvik etmek, yağmanın ihtirasına düşenlerin çoğalması, kuvveti parçalayacağından, “parçala-böl-yut” politikasının icabını yerine getirmekti. Maalesef bu prens bunda muvaffak oldu. Askeri parçalara ayrılarak yağmacılığa başladılar. İşkodra prensi son hiyanetini de ifa ederek, gizlice Bosna kralına haber uçurup, yağmaya sevk ettiği Osmanlı kuvvetlerinin parça parça olduğunu bildirdi. Bosna kralı, her biri bir yerde yağma işine dalmış bu gafil askerleri kuvvetli ve muntazam olan 30.000 askeriyle kıstırdığı yerde yok ediyordu. Yağmacılığa meyletmenin sebep olduğu bu dağınıklık, toparlanma imkanı vermedi. Disiplin ve İslam ölçüsünden ayrılan bu kuvvetin 15.000'i düşman tarafından öldürüldüler. Ancak 5000 kişi kurtulabildi. 88 senedir ordunun durmadan yaptığı savaşlarda böyle bir bozguna uğradığı görülmemiştir. Bazı tarihçiler, bu ordunun kumandanı Şahin Paşa değil Timurtaş Paşa'dır derler. Eğer Şahin Paşa ise, bu başka bir Şahin Paşa'dır. Zira daha evvel ölmüş olan Lala Şahin Paşa, Sultan Murad'ın lalası olduğundan, ismi zikredilirken daima unvanı olan lala kelimesi de beraberinde kullanılmıştır. Türkiye Tarihi yazan Yılmaz Öztuna Bey de Kula Şahin Paşa olarak belirtir. Lala Şahin Paşa ve Timurtaş Paşa olmadığını söylemiştir. Ben de bu görüşe katılıyorum.
Bu bozgunun, yağmacılık yüzünden meydana geldiğini tespit ettikten sonra, en mühim neticesi şudur ki; cesaretlenen Hristiyanlar, Osmanlı üzerine yeni bir haçlı seferi açmaya karar verirler. Çünkü geçen zaman, Hacı İl Bey'den yedikleri tokadın acısını unutturmuştu...

KALELER FÜTUHATLARI

H.790 / M.1388 senesinde, Edirne'ye 30.000 atlısıyla gelen Sadrazam Ali Paşa, Yahşi Bey'i, Pravadi Kalesini almak üzere bir miktar askerle gönderdi. Çok hızlı bir yürüyüşle kale, bir gece içinde İslam’a teslim oldu. Oradan Tırnova’ya gidilip, o kale de alındı. Akabinde Hazergrad Kalesi, İslam sancağı ile şenlendi. 
Osmanlı aleyhine Bosna kralı ve Sırp kralı ile yaptığı anlaşmayı gizli tutmuş bulunan Bulgar Kralı Sosmanos'un elinden krallık alındı. Bulgar Krallığı ortadan kaldırıldı. Niğbolu ve Silistre kalelerinde İslâm bayrağı dalgalanmaya başladı. Niğbolu Kalesine Doğan bey muhafız olarak bırakıldı. 
Devam edecek