Cumhuriyetimizin 100. yılını bir darbe anayasasıyla değil, bu ülkeye ve millete yakışan yeni sivil bir Anayasa ile karşılamak amacıyla başlatılan çalışmalar sürmekte.

MHP’nin hazırladığı taslağın ardından AK Parti de yeni anayasa çalışmalarını tamamladı.

Taslak, partinin yetkili organlarında değerlendirildikten sonra MHP ile paylaşılacak.

Çalışma ile ilgili Başkan Erdoğan da bilgilendirildi...

Kuşkusuz yeni, sivil bir Anayasanın olabilen en büyük ittifakla yapılması arzu edilmekte...

Ancak partilerin bu konuda nasıl bir tavır izleyecekleri çok net değil.

Bu nedenle Başkan Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili uzlaşma zemini olmazsa Cumhur İttifakı olarak referanduma gitmeyi planladıkları mesajını da verdi.

* * *

Anayasalar, devletin temel kurum ve kuruluşlarının oluşumunu, çalışmasını ve birbirleri ile olan ilişkilerini; kişilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen temel hukuk metinleridir.

Anayasaların ortaya çıkışındaki en büyük etmenlerden biri, temel hak ve özgürlüklerin korunmasının sağlanmasıdır.

Bugüne kadar CHP dâhil bütün siyasi partilerin topluma yeni anayasa vaadinde bulunduğu bilinmekte...

Hatta bu konuda Üniversiteler, barolar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), iş dünyası, medya ve sivil toplum kuruluşları dahi herkesin yeni anayasa konusunda hemfikir olduğu da...

* * *

AK Parti iktidarları döneminde pek çok kez yeni sivil bir anayasa yapma konusunda adım atıldı bilineceği gibi, ancak sonuç alınamadı.

Yeni, sivil bir Anayasa ile ilgili değişik zamanlarda adımlar atılıp,  komisyonlar kurulsa da ve bu konuda uzlaşma aransa da sonuç alınamadı.

Ancak Cumhuriyetimizin 100. yılına artık bir darbe döneminde yapılmış Anayasa ile değil de, bu topluma yakışan yeni, demokratik bir sivil Anayasa ile girilmesi zorunluluğu ortadadır.

Ne ki, yapılacak bu yeni Anayasa’nın ruhunun 1982 Anayasası’ndan kurtulması için kimi temel değişikliklere yer vermek gerekiyor.

1982 Anayasası’nın 2. maddesinde Cumhuriyetin özellikleri arasında “insan haklarına SAYGILI devlet anlayışı” yer almakta.

Aynı konu, 1961 Anayasası’nda “insan haklarına DAYANAN devlet” şeklindeydi.

DAYALI’ olmak ile ‘SAYGILI’ olmak arasındaki yaklaşım ve anlam farklılığı oluşturduğu açıktır.

* * *

Evet, Türkiye stratejik konumuyla terör gibi bir tehlike içinde çevrelenmiş durumda.

Dünyanın egemenleri güneyde yapay bir karakol devlet kurma peşinde.

Devletin bu nedenle kimi duyarlılıklarını anlamak olası ama daha özgürlükçü bir hukuk düzeni kurmasına engel olmamalı.

Gerçekten günümüzde insan hakları, insanlığın onuru, erdemi ve ortak paydası olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle devletler, insan haklarını çağdaş anlayışa uygun olarak anayasal ve yasal bir düzene kavuşturmak ve olabildiğince sağlam, etkin ve güvenceli bir koruma mekanizmasını yaşama geçirmek zorundadırlar.

Bunun sağlanması için çağdaş Anayasaların, insan haklarını salt düzenlemekle kalmayıp, onları koruyup güçlendirerek, devlete ve diğer kişilere karşı daha etkili bir şekilde ileri sürülebilir hale getirmesi gerekir.