Hayat pahalılığı ve raflardaki fahiş fiyat tartışmaları sürmekte...

Ticaret Bakanlığı yetkilileri denetimlerini sürdürüyor.

Konuya Başkan Erdoğan da el attı ve bunun üzerine gidileceğini ve bizzat konuya el atacağını söyledi.

Aslında öteden beri Türkiye’de üreticiler hep dertli olmuş, satışların maliyetlerini dahi karşılamadığını belirtmişlerdir.

Daha ilginç olanı da durumdan tüketicilerin de memnun olmamalarıdır.

Tüketiciler de fiyatların yüksekliğinden şikâyetçidirler.

Aynı anda hem üretici ve hem de tüketicilerin memnun olmaması uygulamada bir takım yapısal sorunların sürdüğünün göstergesi olsa gerektir.

Aracı konusu ve Hal yasası gibi konularda kapsamlı bir düzenleme gereksinimi açıktır.

* * *

Evet, bugün Türkiye’de yaşam pahalılığından şikâyetler maksimum düzeye ulaşmıştır.

Aslında salt Türkiye’de değil, bütün dünyada son bir yıldır gıda fiyatları artıyor.

Bunda elbette küresel ölçekte etkisini hissettiren kuraklık ve salgının etkileri var.

Ancak Türkiye’deki gıda fiyatlarındaki artış oranlarının salt bu etkenlerle açıklanamayacak kadar yüksek olduğunu görmek geriyor.

Hayat pahalığının fahiş fiyatlardan da etkilendiği gerçeği bir yana asıl nedenin üretim eksikliğinden kaynaklandığının görülmesi gerekiyor.

Fahiş fiyat; ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla, adil olmayan anlamlarına gelen fahiş sözcüğü, adil olmayan fiyat ifade ediyor.

Fahiş fiyat artışı yaptığı belirlenen firmalara 10 bin TL'den 100 bin TL'ye, stokçuluk faaliyetinde bulunanlara ise 50 bin TL'den 500 bin TL'ye varan idari para cezaları veriliyor.

Hayat pahalılığı da; dolanımda bulunan para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesi nedeniyle ortaya çıkan bir şey.

Yani hayat pahalılığı ile fahiş fiyat uygulaması arasında bir ilinti bulunsa da her ikisi farklı şeyler.

* * *

Çiftçiden alınan ürünün raflara gelene kadar ki seyri izlenirse sorunun nereden kaynaklandığını bulmak zor olmayacaktır.

Çiftçiden 1 liraya alınan domatesin raflarda 5 liraya yükselmesi ne anlam taşımaktadır?

Çiftçi domatesi 1 liraya sattığında maliyetleri karşılamadığını belirtmektedir.

Tüketiciye de raflarda 5 lira domates fiyatı yüksek gelmektedir.

Sorun üretici-tüketici arasındaki zincirdedir.

Buna bir de ürün eksikliği eklenince sorun daha da büyümektedir.

Burada üretim planlamasından söz edilebilir ama bu kolay bir şey değildir.

Serbest piyasa düzeninde kapsamlı bir planlama yapmak hem kolay değil hem de piyasa mantığına terstir.

Kimseye zorla şunu şuraya, bu miktar ekeceksin, demek olası mıdır?

Piyasayı istem-sunum belirler...

Kuşkusuz devletin denetleyiciliği önemlidir.

Ve üreticiye desteği de...

Birçok kalem üründe zaten devlet birçok girdide destekleme yapmaktadır.

Mazot, gübre, ilaç gibi...

* * *

Salgın döneminde tüm ülkeler küçülürken, Türkiye sağlık hizmetlerinden ekonomiye kadar her alanda kendini diğerlerinden olumlu yönde ayrıştırdı.

Büyüme ve dış satımda rekorlar kırılmakta.

Yıllık dış satım 211 milyar doları geride bıraktı.

Bunlar kuşkusuz iyi gelişmeler ancak bunun tabana da yayılmasının görülmesi gerekiyor.

Devletin hem maliyetlerdeki yükselişle hem fırsatçılarla mücadelede daha etkin olması, denetlemeleri yerinde ve zamanında yapması gerekiyor.

Zaten Başkan Erdoğan'ın talimatıyla da ekonomi alanında atılacak adımlara hız verildiği görülüyor.