Pandemi süresinde şunu çok daha iyi anladık ki, yerel yönetimlerin ne kadar önemli olduğudur.

Rutin belediyeciliğin dışında yardıma muhtaç dar gelirli yurttaşların ihtiyaçlarının karşılanmasında belediyelerin adeta birbirleriyle yarıştığını şahit oluyoruz.

Geçmişte o günün şartlarında düzenlenmiş kanunların dışına çıkarak belediye bütçesinden ihtiyaç sahibi insanlara yardım edebilmek için sorumluluk alarak inisiyatif kullanan belediye başkanlarının farklı kampanyalar düzenlemesi takdirle karşılanıyor.

Mesela Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır, ilçesinde su ve elektrik faturalarını ödemekte güçlük çeken vatandaşların borçlarını ödemekle kalmayıp bakın şimdi de ne yapmış.

İlçesindeki 19 mahallesinde 60 metrekare büyüklüğünü geçmeyen zincir marketlerin tekelinde ezilirken ayakta tutmaya çalışan o bilindik mahalle bakkalları öncelikli tespit edilmiş.

Daha sonra da bu bakkallara belediye görevlileri giderek buralardan veresiye alışveriş yapmak zorunda kalan vatandaşların borç bilgilerinin bulunduğu veresiye defteri incelemeye alınmış.

Son olarak da gerçekten geçim sıkıntısı çekerek veresiye alışveriş yapan vatandaşların veresiye defterindeki tüm hesapların ödemesi yapılarak kapatılmış.

Bunun belediyeye maliyeti ise toplamda 150 bin lira olmuş.

Veresiye defterindeki borcunun ödendiğini öğrenen vatandaş önce bunun bir şaka olduğu zannetmiş.

Daha sonra defterdeki hesabının silindiğini görünce, şaka değil gerçek olduğunu öğrenince nasıl mutlu olmuştur kim bilir...

Demem o ki, insanlar artık belediye yönetimlerinden koca koca binalar, yollar yapmasını, şantiyeler kurmasını değil kendilerine dokunacak, günlük yaşamlarını kolaylaştıracak, sağlıklı koşullarda yaşamlarını sürdürebilecek, ihtiyaç duyduklarında yanında olabilecek, istihdama yönelik hizmetler bekliyor.

Bunun adına da sosyal belediyecilik deniyor.

Bunu yapabilen belediyeler halkın nazarında başarılı sayılmaktadır.

Öyleyse, hizmette önce insan ilkesini benimseyen yerel yönetimlerin, bunun karşılığını nasıl aldıklarını pekala görüyoruz.