Türkiye son yıllarda yaptığı reformlarla ekonomik büyümesini arttırıyor.

2020 yılında küresel salgına karşın dünyada birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler küçülür yahut yerinde sayarken Türkiye 1,8 oranında büyümüş bulunuyor.

2020'nin son çeyreğinde ise büyüme yüzde 5,9 oldu.

Uluslararası Değerlendirme Kuruluşu Fıtch, geçtiğimiz hafta Türkiye’nin 2021 yılı için büyüme beklentisini yüzde 3,5'ten yüzde 6,7'ye, 2022 yılı için büyüme beklentisi yüzde 4,5'ten yüzde 4,7'ye çıkardı.

Ancak Türkiye, ekonomik büyümesini makro anlamda sürdürürken bunun gelir dağılımı adaletsizliğini hangi ölçüde azalttığı konusu önemli.

Her büyüme gelir dağılımı adaletini sağlıyor mu acaba?

Diğer bir anlatımla var olan gelir dağılımı adaletsizliğini azaltıyor mu?

Yani kişi başı milli gelirin artması eşitsizliği ne ölçüde gideriyor, gideriyor mu?

Bunun için çeşitli araştırma sonuçlarına bakmamız gerekiyor...

* * *

TÜİK'in 2019 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'na göre Türkiye'de en varsıl yüzde 20'nin gelirinin, en yoksul yüzde 20'nin gelirinden 7,4 kat fazla olması dikkat çekiyor.

Gelir dağılımını incelemek için geliştirilen yaklaşımlardan biri, toplumdaki en yüksek gelire ve en düşük gelire sahip grupların toplam gelirden aldıkları payların karşılaştırmasıdır.

Ekonomik büyüme, bir dönemden diğerine kıyasla, ekonomik mal ve hizmet üretiminde bir artıştır.

Bu da gelirlerde artış demektir ve tüketicileri daha fazla satın alma konusunda teşvik eder.

Sonuç olarak daha yüksek bir maddi yaşam kalitesi yahut yaşam standardı ortaya çıkar.

Türkiye’de de genellikle gözlenen budur...

* * *

Kimi araştırmalar ve çalışmalar gelir eşitsizliğinin, refahın arttırılması yahut toplumda yaratılan zenginliğin dağıtılması ile çözülebileceğini değerlendirirken, kimileri ise refah temelinde yaşanan eşitsizliğin toplumdaki bazı kesimler lehine ekonomik pastayı daha büyük hâle getirdiği için eşitsizliğin ekonomik büyüme ile azaltılabileceğini ve ekonomide düşük gelir elde eden dezavantajlı gelir gruplarının daha fazla gelir elde edebileceğini değerlendirmektedirler.

Türkiye’de ekonomideki makro büyüme sonucu oluşan durum daha çok ikinci teze uymaktadır.

Ekonomik kalkınmanın yoksul kesimlerin geçmiş yıllara göre alım gücünü arttığı açıktır ancak bu yapısal sorunların çözülememesi nedeniyle gelir dağılımı eşitsizliğinin artarak sürmesi gibi bir sonucu getirmektedir.

* * *

Gelir eşitsizliğinin azaltılmasını ve ekonomik büyümenin arttırılmasını eşanlı olarak sağlayan bir politika karmasının uygulanması arzu edilen bir durumdur; ancak politik, ekonomik, küresel, sosyal vb. birçok faktör nedeniyle arzu edilen sonuçlara ulaşılamamaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2018 yılına ait Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın sonuçları 2018 yılında gelir dağılımındaki eşitsizliğin azaldığını ortaya koyuyor.

En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, 2018’de bir önceki yıla kıyasla 1,3 puan azalarak yüzde 46,3’e gerilemiş.

En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,2’ye ulaşmış.

Bu rakamlar gelir eşitsizliğinin çok az miktar azaldığını gösteriyor ancak bu yeterli değildir.

Türkiye, gelir dağılımı eşitliğinde en adaletsiz olanlardan biridir.

Hatta gelir dağılımı eşitliğinde Türkiye, OECD ülkeleri içinde son sıralardadır.