Gerçekler biraz içimizi acıtsa da, ekonominin geleceğini doğru tespit etme anlamında işimize de yarıyor genellikle…Kim ne derse desin; bu ülkenin şu andaki en büyük 3 sorunu; pandemi, hayat pahalılığı ve işsizliktir. Bana göre, ülkemizin istihdam geleceğini belirleme projeksiyonunda en büyük sorun da; genç ve üniversite mezunu nüfusun işsizliğidir.

Pandemi sürecinin başlaması ile birlikte son 2 yılda daha fazla işsiz gencin oluştuğunu gören bir yazar olarak; bu işe bir “dur” demenin zamanı geldiğini net olarak ifade edebilirim.

Son yıllarda verilerine pek güvenilmeyen TÜİK istatistiklerine göre bile, genç işsiz sayısı giderek artıyor. Ülkemizde 209 üniversite var ve bu yüksek öğrenim kurumlarından her yıl 506 bin öğrenci lisans veya ön lisans düzeyinde mezun oluyor. Buna üniversiteye gitmek istemeyen veya gidemeyen meslek lisesi mezunlarını da kattığımızda; çalışma yaşına ulaşmış 18-24 yaş gurubunda 1 milyona yakın gencimizin o yıl iş aramaya başladığı anlaşılıyor.

Peki nerede çalışacak bu gençler..?

Bunun cevabını vermekte zorlanıyoruz her nedense…Çünkü bu konuda bir istihdam planlaması yok.

      KASİYERLİK YAPAN MÜHENDİSLER, MİMAR RESEPSİYONİSTLER

Şimdi bazı örneklemeler yapmak istiyorum sorunun hangi noktaya ulaştığını görme açısından…Şu anda ülkemizde sayıları 1,3 milyonu bulan işsiz üniversite mezunu var.

İş dünyasındaki bazı işverenler ve bürokratlar “Gençler iş beğenmiyor. İşsizlik bundan dolayı da artıyor” şeklinde bir görüş verseler bile, ekonominin bu denli zorlu olduğu bir zaman sürecinde “Ne iş olsa yaparım” diyen üniversite mezunlarına da rastlıyoruz sık-sık…

İş beğenmeme tablosunun çok dışında olan bu gençler, bir an önce bir iş bularak hiç olmazsa 40-50 bin TL’leri bulan KYK borçlarını da ödemek ve hayata bir yerinden başlamak istiyorlar.

Genç üniversiteli işsizlerin iş beğenmeme gibi bir lüksü yok yani…Yıllarca emek verdikleri bölümlerinden mezun olan ancak kendi uzmanlık alanında bir iş bulamayan diplomalı işsizler, mecburen başka işler yapmaya çalışıyorlar.

Muhasebecilikten-sekreterliğe, garsonluktan süpermarket kasiyerliğine, kuryelikten-büro temizlik işine kadar çok geniş alanda mesleklerı dışı bazı işler yapıyorlar ne yazık ki…

Hatta bir süpermarketin kasasında çalışan gençlerin hepsinin, üniversite mezunlarından oluştuğu da, sıradışı bir istihdam gerçeği olarak iş yaşamı notlarına giriyor.

Çok iyi bir üniversitenin görsel tasarım bölümünden mezun olan ama kendi alanında iş bulamadığı için çağrı merkezinde çalışmaya başlayan bir genç kızın görüşleri çok rahatsız etmişti beni…Genç tasarımcı bir gazeteye verdiği bilgi de; ”Bizim iş beğenmeme gibi bir lüksümüz yok. Bizi çok aşırı bir iş yükü vererek, asgari ücretin altında çalıştırmak istiyorlar. Günde 15 saat çalıştırıyorlar ve sigorta yapmak için de 3 yıl deneyimi mecbur tutuyorlar” derken bu ülkenin diplomalı gençlerinin son durumundan bir örnek oluşturmuştu.Çok üzülmüştüm okuduğum bu habere…

Şimdi benim de yakın çevremden bir örnekleme yapmak istiyorum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden mezun olan bir mimar gencin, 3 yıl boyunca iş aramaktan yorularak bir otelin resepsiyonunda çalışmaya başladığının canlı tanığıyım.

Yani gençler mesleki hayallerini bir tarafa bırakmışlar, hayatlarını devam ettirmek için “ne iş olursa yaparım modeli” peşine düşmüşler artık…Belki de gençlerin ülkemizden kaçıp-gitmek istemelerinin nedeni de bu…

                İSTİHDAM PLANLAMASININ ÖNÜNDEKİ ENGEL..!

Acaba bir gün…Genç istihdam sorununu çok iyi planlayan/çözen gelişmiş Avrupa ülkelerindeki gibi; daha öğrenci mezuniyetini tamamlamadan istihdam olanağı yaratılacak mı bizim ülkemizde de..?

Yani; üniversiteli öğrencilerimizin daha okulu bitirmesine birkaç ay kala işleri hazır olacak mı AB ülkelerindeki gibi..?

Şimdilik hiç sanmıyorum. Çünkü bunun bir planlaması yok ki, uygulaması olsun. Öğrenci okulunu bitiriyor, stajı varsa yapıyor ve tamamlıyor. Ama ufukta hala çalışabileceği bir işi yok. Kimse bunu planlamamış. O yıl ne kadar üniversite mezunu olacak ise, o kadar da emeklilik nedeniyle işten ayrılacak çalışanların veya açılacak yeni bir iş alanının bir hesabını yapmamış ilgili devlet kurumu…Milli Eğitim Bakanlığı,üniversiteler,Sanayi ve Ticaret Bakanlıkları ve İŞKUR bu kutsal iş yaratma görevi için hiç bir araya gelmemişler.

Yani;bu ülkenin istihdam planlaması yok ne yazık ki..!

Çok üstün yetenekli-bilgili olan ve iyi bir üniversiteyi bitirmiş olan 20 bine yakın öğrencinin işi hazır oluyor genellikle ama ya diğerleri..?

Zor dostum zor..!

Şu anda ülkemizdeki 15-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 24,9’u işsiz…15-34 Yaş aralığındaki 24,2 milyon genç nitelikli nüfusun, sadece yüzde 44’ü çalışıyor. Yine bir başka acı gerçek ise; 5 milyon 586 bin gencimiz ne okuyor, ne de çalışıyor.

Ankara ili nüfusu kadar bu sayı…Acı ama gerçek olan tablo bu işte…

ÖZLÜ SÖZLER:Asla birilerinin umudunu kırma.Belki de sahip oldukları tek şey odur.(H.Jackson BROWN)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

                        2 ELEMAN İLANINA 300 BAŞVURU..!

Günümüz Bursa reel sektör koşullarında yaşanmış  bir iş bulma hikayesini anlatmak istiyorum şimdi sizlere…. Bu hikayeyi NOSAB Sanayi Bölgesi’ndeki  bir KOBİ sahibinin anlatımı ile sizlere sunuyorum. Ve hayatın içindeki bir köşe yazarı olarak da; işsizliğin kentimizde/ülkemizde ulaştığı son durumu gözler önüne sermenin üzüntüsü içinde, yetkililere bu soruna acil çözüm bulunması konusundaki çağrılarımı yineliyorum:

Askerlik için işlerinden ayrılan biri elektrikçi, diğeri de montajcı 2 teknik elemanımızın yerine eleman almak için işçi bulma sitelerine ilan verdik. 3 Gün süre ile verdiğimiz bu eleman ilanına, inanılmaz sayıda başvuru oldu. Bize elektrikçi ve motor gurubu montajcısı lazımdı ama başvurular çok farklı mesleklerden olmak üzere yüzlerce kişiye ulaştı. Depocu, satın almacı, kalite kontrolcü, AR-GE sorumlusu ,kaynakçı, kaportacı gibi oldukça nitelikli mesleklerin yanı sıra dokumacı, inşaat boyacısı, garson, aşçı, çaycı, meydancı, temizlik elemanı gibi bizim işimiz ile ilgisi olmayan başvurular da aldık. Hatta ziraat ve endüstri mühendisleri bile başvurmuştu. Sadece 2 eleman almak için 300 başvuru olunca çok şaşırdık. Aralarında çaresizlik içinde; ‘ne iş olursa yaparım ağbi’ diyen onlarca kişi de vardı. Pandemi koşullarının yarattığı ümitsiz bir tabloydu belki de…Kapanan kafeterya, lokanta, restoran gibi işyerlerinden ayrılmak zorunda kalan insanlar da başvuruda bulunmuştu bize…Bu ülkede işsizliğin bu boyutlara ulaştığını görmek, bir iş sahibi olarak beni son derece üzdü. Başvuru formlarını incelediğimde; çoğu çoluk-çocuk sahibi olan ve kirada oturduğunu gördüğüm bu yeni işsizler ordusu, şu anda bu ülkenin en büyük sorunu gibi görünüyor. Birşeyler yapılmalı…”

Reel sektörün içinden bir ses olan bu sanayicinin bu görüşleri oldukça önemli…Hele-hele verilen iş ilanlarına “Ne iş olursa yaparım” diyerek başvuran ümitsiz işsizlerin giderek arttığı bu işsizlik döneminde; soruna daha duyarlı davranılması gerektiğini söyleyen bu işverenin sesine mutlaka kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum.