Sevgili muhabbet kuşum; moral ve neşe kaynağım, can yoldaşım; şirinler şirini İlham ile kahvaltımızı ettik az önce.

Ben limonlu çayımı içer yumurtamı; peynir, zeytin, salatamı yerken; o da yem kabından gagacığıyla yemini atıştırdı yanımda.

İlham beslenirken nasıl bir sıcaklık yayılıyor içime anlatamam ve gelgeç ömrümde; çocukları çok sevmeme rağmen, çocuk sahibi olmayıp nasıl büyük bir hata yaptığım kafama dank ediyor. Ve bu yüzden muhtemelen; incecik, narin, hoş kokulu; uçuk mavi gövdesi, beyaz başıyla İlham parmaklarıma konduğunda; onu gagasından öpüyor, “oğluşum’’ diyorum ve acıyla biliyorum ki, bir sevgi eksiğini bir başka sevgiyle telafi etmek zor.

İlham bana şunu da öğretti sevmek sorumluluk duymaktır.

 

İŞSİZLİK

Gazetede içimi kavuran iki haber:

“Adana Büyükşehir Belediyesi’nin 200 kişilik işçi alımı için açtığı ilana 52 bin genç başvurdu, bunların 45 bini üniversite mezunu.’’

“Çaykur’un 200 kişilik işçi ilanına 23 bin genç başvurdu, çoğu üniversite mezunu!’’

Rakamlar ortada; gençler; özellikle üniversite mezunu gençler işsizliğin pençesindeler.

********************************

İş aramak, işsizlik, çalıştığın işten atılma korkusu; yaşayan bilir bunları.

İşsiz kaldığım da oldu, gazeteden kovulduğum da, kovulma kaygısı yaşadığım da. O yüzden sevmem hiç kalpsiz kapitalizmi.

Bilirim ki, kezzap gibi yakar emeğini satamamak; üç beş kuruşa da olsa çalışamamak ve altında ağ olmayan bir ipin üstünde geçim savaşı vermek nasıl zorlar, uykularını böler insanın.

İşsizlik öz güveni kemirir; değersizlik suçluluk duygusu yaşatır ve bu ağır yüktür ruha; hele de gençseniz bir belirsizlik, umutsuzluk sisi içinde kaybolabilirsiniz.

 

BİR ANNE VE ÖĞRETMEN

 

Bir değerli öğretmen okurum, bir anne mesaj attı. İş arayan üniversite mezunu oğlunun ve kendisinin duygularını paylaştı.

Diyor ki: “Sınıf öğretmeni olarak küçük yaşta tanıştığımız; saçlarının teline zarar vermeden eğitip öğrettiğimiz; değerlerine, sevgilerine, hayallerine saygı duyup katkı koyduğumuz öğrencilerimizin üniversiteden mezun olduklarında kendi dallarında iş bulamadıklarını, buldukları işlerde çok düşük ücret veya maaşlarla sosyal hakları da olmadan uzun saatler çalıştırıldıklarını; umutla, emekle, sevgiyle büyüyen gençlerimizin ülke geleceği planlanmadığı için değersizleştirildiğini görmek, yaşamak; bir eğitimci olarak mutsuzlukla birlikte çareyi yönetenlerin bulmasını beklediğimiz bir çaresizliği getiriyor.’’

Ve devam ediyor:

“Üniversiteyi bitiren; yapabiliyorsa yabancı dilini, kültürünü, dünya görüşünü bin bir maddi manevi zorluklarla geliştirip ülkemize dönen gençlerimizi yine işsizlik beklemekte. Ülkesi ailesi ve kendisi için coşkuyla umutla yetişen işsiz gencimiz her iş görüşmesi sonrasında bir kez daha yıkılıp değersizleştirilmekteyken pandemiyle birlikte var olabilme mücadeleleri iyice zorlaştı. İşsizlikten kurtulmak, bir sosyal güvenceye sahip olmak için hak etmedikleri bir şekilde zorunlu çalıştıkları iş yerlerinde ise her gün tükenmişliklerine tükenmişlik eklenmekte. Geleceğimiz diyerek sevgiyle gururla büyüttüğümüz gençlerimize gelecek geldiğinde sahip çıkmamak hiç erdemli bir davranış değil.’’

**********************

Bir yandan bin bir emekle özveriyle öğrenci yetiştiren; diğer yandan iş arayan, geleceğini kurmaya çalışan oğlunun ruhundaki fırtınaları, çaresizlikleri duyumsayan bir öğretmen annenin duyguları düşünceleri sarsıcı.

******************************

Genç olmak zor; işsiz genç olmak çok daha zor

Gençler geleceğimiz; geleceğimizi karartmayalım.