Dünya’nın birçok ülke ekonomisinde sıkıntılı rüzgarların esmekte olduğu çok özel günler yaşıyoruz. Mart 2020’de başlayan pandemi; ekonomi de tüm büyüme-gelişme ve yatırım hesaplarını yerle bir etmiş durumda…Yıllar geçiyor, bu küresel sorun çözülmüyor.

İşletmeler dahil herkes günü kurtarmaya çalışıyor artık…

Uluslararası ticari alanda olduğu kadar, siyasi alanlarda da sorunlar var ve bunlar zaman-zaman üst noktalara tırmanıyor. Çatışma ve savaşların eşiğinden dönülüyor bazen…

Yani dünyanın neresine bakarsanız bakın; bir sorun yumağı görmek mümkün…

Ülkemizde de bugünlerde faiz ve döviz kuru sarmalı, piyasaları fazlasıyla tedirgin ediyor. Bu arada artan maliyetler nedeniyle, etiketlerin değişmesi de olağan hale geldi. Vatandaşın cüzdanına da yansıyan bu olumsuz tablo, giderek can yakıcı olmaya başlıyor.

KOBİ’ler artan malzeme fiyatlarına yetişemezken, ilk madde ve malzeme bulmakta zorlanıyor, bulursa da peşin parayla almak gibi büyük finansal zorluklar içinde bocalıyor.                                    

İşte böyle zor durumlarda; sorunlara çözüm bulacak profesyonellere ihtiyaç oluyor. Ama son günlerde; dünyada, ülkemizde ve kentimizde yaşanan büyük sorunlar karşısında, kısa sürede çözüme imzasını atabilen gerçek yöneticilerin azlığı da gözler önüne seriliyor.

Yani; yönetimsel anlamda yaşanan sorunlara panzehir olabilecek, soruna acil süreçte çözüm getirecek kapı gibi adamlara ihtiyaç vardır.

Ama ne yazık ki çoğunlukla ortada yoktur, böyle çözüm odaklı insanlar…Devlet sektöründeki 08.30-17.30 sendromu, “Akşam olsa da evimize gitsek” alışkanlığına dönüşmüş durumda…İşyerinde kahvaltı, sigara molası ve sosyal medya kullanma alışkanlığı da dikkatleri çekecek biçimde artıyor devlet dairelerinde…

İşte bu yüzden yeni yetişen gençlik de; KPSS sınavına girerek, devlet sektöründe bir masa kapmak ve rutin çalışma saatlerinde risksiz iş yapmak/bulmak arzusunda…

                                        İLETİŞİM VE YÖNETİMİN ÖNEMİ                                    

Profesyonellik olayına bilimsel de bakabiliriz bir taraftan…Yönetim ve iletişimin önemini bir kez daha ortaya çıkaran bazı kritik olaylar, yaşadığımız yüzyıla damgasını vuracak olan en önemli mesleğin; yöneticilik ve profesyonellik olacağını doğrular nitelikte…

Teknoloji tüm hızı ile ilerlerken, teknik anlamdaki gelişmelerin altında bile yönetsel bilgilendirmenin olduğu ortaya çıkıyor. Yönetim sistemi ve yönetsel bilgilendirmeyi etkin bir biçimde uygulayan kurum-kuruluş ve ülke yönetimleri, 21. yüzyıl ile birlikte tüm gelişmelerin teknik-yönetim ve iletişim üçgeni içinde gerçekleşeceğini belirtiyorlar.

İşte bu doğrular etrafında yapılan araştırmalarda, çağdaş yöneticilerinin ve profesyonellerinin kimlikleri ve özellikleri net bir biçimde ortaya çıkıyor. Bu konuda yapılmış bir değerlendirmenin yer aldığı ve Yönetim Danışmanı Ulaş Bıçakçı’nın hazırladığı harika bir metni sizlere sunmak istiyorum.

Sayın Ulaş Bıçakçı; yaşadığımız yüzyıla imzasını atacak gerçek profesyonellerin yapmaları gereken şeyleri aşağıdaki listede özetlerken, profesyonel olamayanları da analiz ederek, kamuoyuna karşılaştırmalı ama gerçekçi bir mesaj vermiş.

Anlayanlara tabii ki…

                            PROFESYONEL KİMDİR, KİM DEĞİLDİR ..?

-Profesyonel sorunların üzerine gider. Profesyonel olmayan ise sorunların etrafında dolaşır ve hiçbir zaman hedefe varamaz.

-Profesyonel yapabileceği işleri “Ben bu işi yaparım” diye üstlenir. Profesyonel olmayan ise elindeki işleri “Valla kardeşim. Ben profesyonelim. İstediğim şartlar sağlanmazsa çeker giderim” diyerek koşullandırır.

-Profesyonel: “Bu işi yapmanın daha iyi bir yolu olmalı” derken, profesyonel olmayan kişi: “Biz bunları eskiden böyle yapardık” diye kendini kandırır.

-Profesyonel mesai saatlerini aşsa da işlerini sonuca ulaştırır. Profesyonel olmayan yönetici ise, “Sabah 8.00, akşam 18.00 sendromuna tutulmuştur” ve mesainin bitiminde gidişini hesaplar.

-Profesyonel işine sarılır. Profesyonel olmayan ise elinin ucu ile tutar.

-Profesyonel söz verir. Profesyonel olmayan vaat verir.

-Profesyonel, dumanlı havayı da sever. Profesyonel olmayan yönetici ise bahardan başka mevsim tanımaz.

-Profesyonel dinler. Profesyonel olmayan ise, konuşma sırasının kendisine gelmesini bekler.

-Profesyonel yönetici; “Araştırıp bulalım” derken profesyonel olmayan, “Valla, kimsenin bir şey bildiği yok.” der.

-Profesyonel tüm kısıtlama ve engelleri aşmaya çalışır. Yapıcı ve yaratıcıdır. Profesyonel olmayan ise, mızmızdır ve “bu kurum/kuruluş adam olmaz” diyerek hep dert yanar.

-Profesyonel yöneticilik özelliklerini taşıyan kişi, işlerini sürdürmek için gerekli yetkiyi ne yapıp eder, elde eder. Profesyonel olmayan ise; “Sorumluluk çok, yetkim yok.” diye sızlanır.

-Profesyonel yönetici, gerektiğinde üstlerini de yönetmesini becerebilir. Profesyonellikle ilgisi olmayan kişi ise, “Adam her işime karışıyor. Ne yapabilirim ki” diyerek dert yanar ve dedikodu yapar.

-Profesyonel; belirli bir yaşam felsefesi olan, iş ahlakı normlarına uyan, piyasa değeri olan, kaliteye önem veren, gerektiğinde –hayır- demesini de bilen kişidir. Profesyonel olmayan yönetici ise, bu kuralların çoğunu bilmeyen kişidir.

                                        YÖNETİM; UZMANLIK İŞİDİR.

Yukarıdaki açıklanan kurallarda da görüldüğü gibi; profesyonel olmak hiç de kolay bir şey değildir. Yöneticiliğin en önemli göstergelerinden biri olan gerçek bir profesyonel olabilmek için yukarıda sayılan kuralların çoğuna uymak gerekiyor. Ama maalesef ülkemizde – profesyonellik- kavramı henüz yerli yerine oturmuş değildir.

Bir kurum yönetiminden, şirket yönetimine kadar birçok platformda, gerçek profesyonellere sahip olunamadığı içindir ki; sorunlar gittikçe artmaktadır. Yönetim stratejileri iyi olan, gerçek profesyonel kadrolara sahiplenen, kaliteye önem veren ve geleceği gören kurum ve kuruluşların kısa bir sürede iyi bir yere gelmesinin ardında yatan gerçek budur.

Kısacası yönetim; bir uzmanlık işidir. Profesyonel yöneticilik ise; bu uzmanlığın yaşama geçirilmiş biçimidir. Ülkemizin her sektöründe ve tüm yönetim birimlerinde; gerçek profesyonellerin artması dileği ile yazımı sonlandırıyorum.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Kafasını kuma gömüp saklayan devekuşu, aynı zamanda kimliğinin en değerli parçasının kafası olduğunu anlatır. (C.MANSFİELD)