İlkbahar mevsiminin ilk günlerine girdiğimiz ve cemrelerin ardı ardına düştüğü şu dönemde; iş dünyasının ve piyasaların son durumuna da bakmak gerek…

Covid-19 haritasında sarı işaretli (az riskli) iller arasında yer almayı başaran Bursa’da; son 2 gündür hizmet sektörü kapsamında ciddi bir hareketlilik gözleniyor. Sabah 07.00 ile 19.00 arasında yüzde 50 kapasite ile müşteri alabilen kafeterya-pastane ve lokantalar; ülkemizin her yanında olduğu gibi kentimizde de ticari bir hareketliliğin doğmasına neden oldu.

Sektörde; özlenen/beklenen günler geldi yani!..

Ama bu normalleşme hareketi gerçeği; bu hain hastalığın azaldığı anlamına da gelmemeli…

İşte buna çok dikkat etmeli işletme sahipleri ve müşterileri…

Esnaf ve sanatkarlara biraz can suyu katabilecek özel bir dönem olarak değerlendirmek gerek ciddi kısıtlamaların sona erdiği bu günleri…

Dün; bende Bursa’nın en lezzetli esnaf yemeklerinin yapıldığı bir lokantayı ziyaret ettim öğle saatlerinde… Firmanın sahiplerinde de coşkulu bir heyecan vardı, çalışanlarda da… Herkesi işini çok özlemiş herhalde…

Maske-mesafe ve hijyen kurallarına uyum sağlanıyordu kuru fasulyesi ile ünlü bu esnaf lokantasında… Umut ederim ki; bu coşkulu yeniden başlangıç, yüksek vakalar ile gölgelenmez Bursa’da ve ülkemizin her yanında…

                            ÜRETİMDE DE ÇARKLAR DÖNMELİ ARTIK..

Ama üretim sektörlerindeki piyasaların oldukça sıkıntılı ve sıcak olduğunu da görüyoruz öte yandan… Çünkü; birçok sektörde nakit para hiç dönmüyor.

Son 1 haftada piyasaları inceledim Bursa’da… İmalatçılarla da görüştüm, satıcılarla da… Bırakın nakit parayı, finansal krizi bahane eden birçok ilk madde ve malzeme satıcısı, dolar ile euro bazlı mal satmaya bile başlamışlardı son 4-5 aydır yaşadığımız bu kentte ve ülkemizde… Sebebini sorduğumuzda; rafına koymak için yeni alacağı malı, fahiş fiyatla satın alma ihtimalini gerekçe gösteriyordu.

Tabii ki bir tür fırsatçılıktı bu!..

Kim ne derse desin, bunun başka bir adı yok.

Ama ülkemizde ne yazık ki; bazı özel dönemlerde bu tür kriz fırsatçıları ile karşılaşıyoruz. Pandemi’nin ilk günlerinde litresi 80 TL’ye satılan kolonyaları hatırladıkça, fırsatçıların her zaman kara gün beklentisi içinde olduğunu bir kez daha anlıyor insan…

                                REEL SEKTÖR MALZEME BULAMIYOR!..

Şu anda reel sektörün en büyük sıkıntısı; malzeme temini… Bir düşen ve bazen aniden artan ve de ucunun nereye kadar varacağı bilinmeyen dolar kuru yüzünden; MDF ve sunta lam, paslanmaz saç, galvaniz, DKP saç-profil, cam, mermer, granit, aliminyum, inşaat malzemelerinin bir bölümü, plastik hammadde ve buna benzer ilk madde ve malzemelerin fiyatı belirsizleşiyor.

Bu arada pandemi nedeniyle Çin yerine Türkiye’den mal çeken Avrupalı ithalatçılar da, ülkemizdeki birçok hammadde ve ara malzemenin yok satmasına neden oluyor. Cam ve MDF türü mobilya malzemeleri, şu anda yoğun ihracat nedeniyle piyasada oldukça az bulunuyor.

Görüşme yaptığım üretici KOBİ yöneticileri; bu durumdan şikayet ettiler ve malzeme satın almak ve üretim yapmak istediklerini ama, eskisi gibi vadeli çekle mal satanın olmadığını belirttiler. Birçok malzeme satıcısı; ya dövizle ya da günün kuru üzerinde peşin para ile satıyor malını… İşte bu durum da; piyasaların heyecanının yitmesine, üretimin düşmesine ve gelecek endişelerine dönüşüyor.

Devletin şu anda yapması gereken en önemli iş; bu fırsatçılığın önüne geçmek…

Ama öte yandan güzel şeyler de oluyor iş dünyasında… Kısıtlamaların kaldırıldığı şu günlerde; umut ederim ki reel sektör ile tedarikçilerinde de ilkbahar gelir. Moraller ve işler düzelir.

Haydi hayırlısı… Çıkalım artık şu kaostan…

Reel sektörün gücünü gösterelim yeniden…

Üretelim ve satalım. İhracatı da artıralım.

Yapabiliriz bunu aslında… Yeter ki; inanalım.

ÖZLÜ SÖZLER: Hayat bizi resmen 4 işlemle sınar. Gerçeklerle çarpar, ayrılıklarla böler, insanlıktan çıkarır ve sonunda TOPLA KENDİNİ der.  (Leo TOLSTOY)

   İŞLETMENİZDE HİÇ SWOT ANALİZİ YAPTIRDINIZ MI?..

Ama bilinmeli ki; bir çıkış noktası var tüm bu finansal ve ekonomik sorunların…

Bugünün sıkıntılı piyasa koşullarında; mevcudu korumanın ve başarıya ulaşmanın yolu aslında iyi bir planlamadan geçiyor. Firmanın öz yapısını, çalışanları ve müşteriler ile tedarikçileri tanımak, zorlu planlama basamaklarından ilkini oluşturuyor. Her gün değişen ve gelişen dünya piyasalarındaki zorluklara karşı durabilmek için ikinci basamak da; sağlıklı bir analiz yapmak olarak değerlendirilebilir.

İşte bu noktada; stratejik işletme yönetiminin en önemli silahlarından biri olan SWOT analizinin değeri ortaya çıkıyor. SWOT analizi; öncelikli bir mevcut durum değerlendirmesi olarak algılansa da, geleceğe yönelik yapılanmaları da içerdiği için hem yakını hem de uzağı gösteren bir GÖZLÜK olarak da yorumlanabilir.

Bir işletme SWOT analizi yaparak; mevcut organizasyonunun hem kendi iç durum değerlendirmesine, hem de organizasyon dışındaki pazar yapısının ve rakiplerin durumunu yorumlayabilir. Bu çerçevede; işletmenin güçlü ve zayıf yönleri ile, organizasyonun karşı karşıya olduğu fırsatlar ve riskler görülebilir.

İşletmelerin tüm departman sorumlularının katılımı ile bugünkü teknolojik olanaklarla 16 saatte tamamlanabilecek olan bir SWOT analizi, kurumun dününe bakarak bugünü değerlendirmesi ve yarınları planlaması için çok gerekli bir çalışmadır.

Bu çalışmanın sağlıklı ve verimli bir şekilde yapılabilmesi için veri kaynaklarının da çok iyi belirlenmesi gerekiyor. Rekabet analizi, piyasa/pazar analizi, çevre analizi, performans analizi, müşteri analizi ve stratejik hedef analizi gibi veri kaynaklarının tespitinden sonra ana çalışmaya geçilebilir.

Sağlam verilerle yola çıkıldığında; uzağı gösteren gözlüğe de sahip olabiliyor firmalar…

Hiçbir zaman Bir tükenmişlik sendromu yaşamıyor bu tür enerjik firmaların personeli…

Krizlerde de… Durgunluk dönemlerinde de… Pandemide de…

Hep ayakta ve sağlıklı kalabiliyorlar, aynen yere sağlam basan işletmeleri gibi…