Hüdavendigâr Gâzi tahta çıkışının senesi Karamanoğulları’nın ifsadıyla, Ankara'yı ve havalisini zapt etmiş olan Âhi ve Âyan tâifesine hücum edip bütün Anadolu ticaretinin geçit yeri olan Ankara şehrini feth eyledi. (762h./1361m.) Derhal Lala Şâhin Paşa' yı, Beylerbeyi, Bursa Kadısı Çan darlı Kara Halili Kadıasker nasb ederek, Rumeliye geçti.(763h./1362m.) Keşân, Dimetoka, Lüle burgaz kasabalarını zaptedip, sonra da Lala Şâhin Paşa ve Hacı İlbeyi Bezli makdur eyleyerek, yâni ellerinden geleni yapmakla vazifelendirdi. Hemen Edirne feth olundu. Evranos Bey,Güney istikametine yürüyüp birkaç sene süren sefer ile Gümülcine, Vardar, Karaferye, Ortahisar, Kava la, Drama, Zihne ve Siroz kasabalarını feth eyledi.

Lâla Şâhin Paşa da; Kuzey istikametinde yol alıp, Balkanlara, Filibe, Eski ve Yeni Zağra, İhtima nı, Hamako kasabalarını darb ile, zor kullanarak aldı. Hesaba sığmaz mal ve ganimet bularak, hamsimîriye (beşte bire) bölünmesi ve devlete tahsis olunması adet edinildi. Evranos Bey ile Lâ la Şâhin Paşa’ya ol havalide büyük mâlikâneler ihsan olundu. Meydana gelen mahsulünden, üçer, dörder bin asker beslediler. Hükümetin hükmetme alanı büyüyüp, Âl'î Osman, garb ülkelerine ve hükümetlerine şöhretini duyurduğunda Hüdâvendigâr Gâzi 1. Murad Han; çeşitli nizamlarla yönetilen memleketlere ba karak,kendisi de, Timarlı
ve Sipahi usûllerini tespit ve tatbike geçmişti. Müslümanları
geldikleri Avrupa kıtasından gerisin geriye sürüp çıkarmak gâyesiyle Hristiyanlar, Papalık tarafından birleşmeye dâvet edilmiş idi. Macar, Bosna, Sırp Kralları ile, Eflâk Beyi de toplanmışlardı. Meriç nehri kıyılarında bu Hristiyan ordusu, 30 bin adamla sağa sola saldırıyordu. Hacı İlbeyi, içki ve kendine güvenlerinin getirdiği kompleksi tespit ettiğinden, bunları nasıl bir baskınla perişan ederim düşüncesini bir plâna sığdırmağa çalışırken, bu kuvvetlerin ziyade sayıda olduğunu gören Lala Şahin Paşa, Sultan Hüdavendigâra yazdığı teskerede gönderdiği haberci ile yardıma gel mesi talebinde bulunmuştu. Hacı İlbey ise, tuzağını kurmuş on bin civarındaki kuvvetini dört bölüme ayırmış, her biri bunların istirahate çekildiği saatte dört yönden ani bir gece baskını ile hesablarını görmeyi kararlaştırdılar. Hakikaten o gün daha da çok içki içen düşman, değil sarhoşluk , adetâ zom olup, sızmışlardı. Hayli geç vakitte, islâmın bu kahraman Gâzileri, Allah Allah sesle rini asumana vererek öyle bir saldırdılar ki, onları bir taraftan girip, bir taraftan çıktıklarında adetâ yok ettiler.

Sırplar öyle bir sindiler ki, bölgeye Sırp Sındığı adı verildi.
(766h./1364m.) Hüdâvendigâr Gâzi' de, Biga Kalesini zaptederken, Bilecik, Bursada câmi ve medreselerle hamamlar yaptırırken, Edirne'de ise pek süslü, eski tâbirle müzeyyen denilecek bir saray yaptırdı ayrıca da, mükellef bir hayratı hayata geçirmişti. Bir de bakıldı (767h./1365m.) târihinde Edirne padişah tarafından Osmanlı devletine başşehir olarak taltif olundu.

Takvimler (768h./1366m.) târihini gösterirken Osmanlı; ordularını çeşitli hedeflere sürmek üzere hazırlıyordu. Timurtaş Paşa, Çerman ve Yanbolu havalisine, padişah ise, bizzat Aydos, Karinâ bad, Kırkkilise, Pınarhisar, Vize, Süzeboluya gittiler ve buraları zaferle süsleyip aldıklarında (769h. / 1367m.) târih olmuştu. Öte yandan Venedik körfezi sâhilinde, Dobrovnikde, denilen Ragüza Cumhuriyeti yıllık vergi ödeme mukavelesi yaparak padişahın himayesine girdi. Hüdavendigâr o senete kanun-u kâdim(eskidenberi kanun)e uygun olarak Oğuzhan yasasına riayeten imzası yerine pençesini al(kırmızı) boyaya vurarak tasdik etti. Bu pençeye takliden Tuğrayı Hümayûn (padişah imzası) icâdı gerçekleşti. Bu arada da, Kazasker Çandarlı Kara Halil Paşa, kemâli dirayeti ile iş görmesi, Paşa unvanıyla vezir edilmeye nasb olundu. (770h./1368m.)

Devlet hem inkişâf etmekte, hem de çoğalan nüfusun, büyüyen ülkenin ihtiyaclarını temin için lâ zım gelen elbette ki, İslâm şeriatına uygun kanunlar yapımına devam ediyor bilhassa, Asakir-i Osmaninin her çeşit işini tanzim eden nizama önem veriliyordu. Çünkü; Ordu/Millet, bir bütün dür. Her insan bu bütünlüğü hissetmelidir. Köstendil hâkimi Kostantin isimli Bulgar Bey'i, kendi isteğiyle padişaha müracaat edip, devlete bağlanmak istediğini bildirdi. (772h./1370m.)

Yine aynı zaman diliminde, İstanbul yakınlarındaki bâzı kasabalar alındı. Yukarıda söylediğimiz hazır lanmakta olan ordulardan biri de, Bosna, Hersek, Sırp, Eflâk üzerine sevk olunmuştu. Niş kalesini ele geçirdiğimizde, Bulgar kralı Szyman, Slistrede sıkışıp kalınca eman isteme yolunu aradı ve kızını padişahla evlenmek üzere teklif etti. Böylece Eman' a nâil oldu. (776h./1374m.)

Lâla Şâhin Paşa Beylerbeyi nasb olunurken, Timurtaş Paşa da, Timar
sahiplerinin nizamını daha da iyi hâle getirme çalışmalarına koyuldu. Devlet Avrupa sınırlarını takviye ve bölgedeki beldelerimizi mâmur etme hâline getirecek imâri faaliyetlere girişti. Elbette hatırlatmak gerekir ki, bu imârın stratejik yönü askeri tahkimata önem verildiğiydi. Ayrıca bölgede idârenin aksamaması için kozmopolit yapı göz önüne alınarak nizam verildi. Çünkü; buralarda yaşamalarını devam ettiren gayrimüslimler devletin zimmetinde olup, onların hayatlarını
sürdürüp, inançlarını yaşamala rını sağlamak üzerimize aldığımız vazifeydi.

Germiyanoğlu, kızı Devletşah Hatunu, Hüdavendigâr’ın oğlu Yıldırım Bayezid Beyle izdivacını uygun görmüş ve çeyiz olarakda, Kütahya ve havalisini verdi. Böylece de, Tavşanlı, Emet, Simav gibi günümüzde de, değerli İlçeler olan bu yerler, Osmanlı devletine katılmış olduğu bu evlenme dolayısıyladır.

Burada biz kendi emeğimizle kırk senede meydana getirmiş olduğumuz, "Büyük Osmanlı Târihi" adlı çalışmamızın 1. cildinden , 170. ve 171. sahifesinden, Devletşah Hatun ve Hundi Hatun ile alakalı bir alıntı yapmayı lüzumlu bulduk, çünkü Sadrazam Paşa, yani Ahmed Vefik Paşa, Hundi Hatunu Devletşah hanımın, kızı olarak ifade ediyor!. Böyle olmadığını ortaya koymamız için alıntıya geçelim: Fiemanillah.

(Devam edecek)