Tarih dediğimiz şey, bir yanıyla, insanın insana uyguladığı şiddetin, kıyıcılığın, kinin tarihi.

Savaşlar, katliamlar, soykırımlar, suikastlar, darbeler, işkenceler…

************************************

Sadece insanın insana uyguladığı şiddet mi; ya, doğaya, börtü böceğe uyguladığımız şiddete ne demeli.

Küresel ısınma artıyor, iklim krizi büyüyor; toprak, su, hava kirleniyor. Hiç şakası yok bir büyük çevre felaketi eşikte.

Geçmişte; dünyada, türler beş kere tümden yok oldu ve doğa yine de kendini yeniledi, üretti. Şimdi yaşanana, “altıncı yok oluş’’ deniyor ve diğerlerinden farkı şu;  dünyanın kendini yenilemesi artık mümkün olmayacak; insanlık, dünya, doğa tümden yok oluş uçurumunun kıyısında duruyor.

Tüketim kültürü; mala, mülke, paraya tapınma bizi dünyayı tüketmeye götürüyor.

***********************************************

Bir kaç kez önerdim ama konu önemli; yine önereyim:

Elizabeth Kolbert’in yazdığı Okuyan Us Yayınları’ndan çıkan Pulıtzer ödüllü “Altıncı Yok Oluş’’u lütfen satırların altını kalın kalın çizerek okuyun. Anlatılan şu mavi küremizin yıkıma gidişidir, bizim acıklı hikâyemiz, trajedimizdir.

Kolbert soruyor; “İnsan kendi yarattığı yok oluşun kurbanı mı olacak?’’

CAN DOSTLARIMIZ

Ve insanın hayvanlara uyguladığı şiddet, çektirdiği eziyetler, yaptığı işkenceler.

Oysa biz bu dünyayı, hayatı hayvanlarla paylaşıyoruz; yeryüzü onların da yuvası. En az bizim kadar mutlu, sağlıklı olmak hakları.

Onların da duyguları var, acı çekiyor, seviniyorlar. Onlar da sevgiyi, şefkati arıyorlar; verdiniz mi size bağlanıyorlar.

********************************

Karda kışta, yazın kavurucu sıcağında; aç kalan, üşüyen, sıcaktan bunalan; uyuz gibi hastalıklara yakalanıp acılar içinde ölen; başı hiç okşanmayan sokak hayvanlarına merhamet ve şefkat göstermektir bizi insan yapan.

Bir tek köpek, bir tek kedi açken; boğazımızdan geçen her lokma vicdan yitimidir.

 

ŞAHİN GENCAL’DAN MÜJDE

Geçtiğimiz hafta, Türkiye’nin en değerli hayvan dostlarından; maddi manevi büyük fedakarlıklarla sokak hayvanlarının sıkıntılarına çare olamaya çalışan, onları besleyen sevgili ağabeyim Şahin Gencal’ın Bursa Belediye Başkanlarına yaptığı çağrıya yer vermiştim köşe yazımda.

Gencal, zor durumdaki sokak hayvanları için belediye başkanlarının harekete geçmesini rica ediyordu.

Şahin Gencal’dan bir mutlu haber var paylaşıyorum:

"Sokak hayvanlarıyla ilgili çağrım yankı buldu.

‘Belediye Başkanlarına bir çağrı mektubu’ başlıklı yazımla, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Alinur AKTAŞ hemen ilgilenerek, Sağlık İşleri Daire Başkanı Sayın Mehmet Fidan ile birlikte, Sayın Orhan Çok sürer ve Sayın Mustafa Göçkün'le görüşmemi sağlamıştır. Beni ziyaret ederek onurlandıran çok değerli daire başkanı bürokrat arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çok faydalı bir ön görüşme gerçekleştirdik.

Sayın Başkan Alinur Aktaş’ın bu davranışı ve değerli arkadaşlarının samimi yaklaşımı, sokak "canlarına" dönük umudumu çok arttırmıştır. Ayrıca, Sayın Başkan Aktaş, ilk meclis toplantısında bu konuyu tüm belediye başkanlarıyla paylaşacağını dile getirmiştir.

Diğer belediye başkanı kardeşlerim, Sayın Mustafa Dündar’ın, Sayın Oktay Yılmaz’ın,   Sayın Turgay Erdem’in, Sayın Hayri Türkyılmaz’ın, Sayın Uğur Sertaslan'ın da aynı duyguları taşıdıklarından en ufak şüphe duymuyorum ve aynı yaklaşımlarını fazla zaman geçirmeden hayata geçireceklerini umuyorum.

Sevgiyle kalın. "

**********************

Güzel haberlere o kadar ihtiyacımız var ki; çok mutlu oldum.

Umarım Şahin Gencal’ın beklediği gibi, diğer belediye başkanlarımız da acilen harekete geçerler.