Hava Durumu

Bir Bursa türküsünün başına gelenler !

Yazının Giriş Tarihi: 02.04.2023 17:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.04.2023 17:53

Haftanın ilk günü olan pazartesi, diğer günlere oranla bir başkadır. Bir günlük tatilin ardından, insanın üzerine bir rehavet çöker. İlk çalışma gününden stres yaşamak, önemli konular ile karşılaşmak pek de hoş olmaz. Bu nedenle, hafta başında biraz eğlenceli bir konuyu, yakın geçmişteki bir gelişmeden yola çıkarak sizlerle paylaşmak istedim..

Günümüzdeki kısır politik çekişmelere göz atarken, söz konusu bu olay aklıma düşüverdi. Hele bu hafta konumuz futboldan açılmışken buradan devam edeyim istedim. İki yıl önceydi sanırım. Yine aynı havadaydım, ne zaman ki televizyonu açtım, neşem kaçıverdi. Haberleri daha yalın alabilmek için izlediğim birkaç kanalın birinde ilginç bir haber verdi programcı…

Bir milletvekili, İktidar ve onun yarattığı öne sürülen pahalılıktan şikayet edenlere cevap olsun diye “ yıllarca bir türkü ile zeytinyağı yedirmediler bu halka “ demiş ve sanırım Eski Türkiye’nin CHP yöneticilerine sanırım İnönü dönemine  çemkirmiş. Haberci bu arada, o türküyü alttan vererek olaya biraz da hiciv katmak istemişti sanki. Sayın vekil, galiba türkünün yaygınlaştığı ve de radyoda çalındığı tarihi falan araştırmamış. Çünkü ellili yılların başında, Merinos Fabrikası mensubu Bursalı İhsan Kaplayan tarafından dağ yöresinden alınan ve tür olarak “gelin nazlanması” diye tanımlanan bu türküyü, radyo sanatçısı Ahmet Gazi Ayhan radyo  repertuarına kazandırmış. Üstelik söz konusu dönem de,  Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her daim övgü ile söz ettiği, belki de önder gördüğü  Başbakan Adnan Menderes’in en görkemli yıllarına denk geliyor. AKP vekili herhalde bunu bilmiyordu ya da araştırma yapma ihtiyacı hissetmemişti ki baltayı taşa vurmuştu. Öte yandan bu türkünün ilginç öyküsünü öğrenip kaleme almaya çalıştığım iki binli yılların başında bu kez sol cenahtan bir profesör Demokrat Parti’yi ABD yanlısı olarak suçlamak adına “Amerika’dan gelecek margarin ve süt tozu yardımlarına yol açabilmek için bir türkü ile propaganda yaptılar.”  demişti. Neymiş; profesöre göre gelin ‘zeytin yağlı yiyemem’ diyormuş. Haklı da olabilir ama türkünün çıkışı buna bağlı değil ki, onu da anlatmak istiyorum.  Bir kere oradaki asıl konu zeytinyağının kendisine değil, sebze yerine et yemeği isterim demek için gelin tarafından söylenmiş sözlere dair. Yani gelin, evden çıkmadan geleneklere göre, önce güveye nazlanması gerekiyor herhalde. Bir anlamda yıllardan beri yapılan bir düğün geleneğinin sergilenişi anlatılıyor. Neyse sonuçta,  sağ cenahta yer alan ve konuyu bilmeyen bir vekil ve daha önce de solda görünen bir bilim insanı bu türkünün içine etmişlerdi.

Benim derdim de burada… Olumlu, olumsuz hiçbir gelişme ya da bir olay ile adı sanı anılmayan Bursa’nın,  böyle saçma bir iddia ile gündeme gelmesine çok öfkelenmiştim o gün... Tam bunları düşünürken, bir kaç  gün önce, kanalı da hatırlamıyorum, ekrana tesadüfen bir stadyum tribünü geliverdi. Birkaç yıl önce Konya’da Fenerbahçe’nin yenildiği bir maçtanmış ve stadyumun bir tribünü “İzmir Marşı” söylüyor. Ama stattaki bir bölüm sadece…

Orada da dikkatimi çeken bir pankart var. “Ünitimsah Konya” yazıyordu. Eyvah dedim içimden ! İşe bakın Konya’da okuyan Bursalı üniversiteli gençlerin de yer aldığı tribünde İzmir Marşı söyleniyor. Ne kadar ayıp! Şaka bir yana ne hale geldik. Meğer bu konu bu gün olduğu gibi o dönemde futbol medyasında da tartışılmış siyaset yapılıyor sonucuna varılmış. Sonradan öğrendim. Yeni yaşadığımız  deprem sonrası bugünün de konusu olan tribünler siyaset yapıyor çemkirmesi iki yıl önce de varmış ki, şimdi hatırladım eski bir görüntü sayesinde....Hadi herhangi bir liderin ismini slogan yaparak haykırsalar neyse. Yahu, Kurtuluş Savaşı’nın sembol kenti İzmir’de başlayan bu örnek mücadele, yine kentin özgürlüğüne kavuşması ile bitiyor. Marş da bunu anlatıyor. Ülkenin kuruluşuna ait bir dönemi konu alan bir marşa bile siyaset yapılıyor denerek, aslında politikanın babası yapılıyorsa, buna da ancak pes denir. Ama Türkiye’nin yüz yıllık oluşumuna ters bakıyor ve rejimini beğenmiyorsanız o da sizin bileceğiniz iş. Evet bu politik bir marştır, özgürlüğün kazanılması politika ise bunu gerçekleştirene en azından saygılı olunmalıdır. Bu kadar iç dökme yeter. Biraz da bu olaylara, futbolun içinde şarkı, marş ve türkü de girince neler olduğuna dair ve makaleye konu olan türkünün çıkış öyküsünü anlatayım da biraz gevşeyelim ne dersiniz?

Türkünün çıkışı ve hikâyesi şöyle :

Bursaspor’u oluşturan beş kulüpten biri olan Pınarspor ve onun yöneticisi, Merinos fabrikasının bir mensubudur İhsan Kaplayan.,.“Zeytinyağlı” türküsünün derlemecisidir aynı zamanda. Merhum Kaplayanı  anarak bu türküyü ve bir maç öncesi gelişmesine bakalım ve biraz da gülelim. Bu öyküyü 2010 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yayını olarak kaleme aldığım Osmanlı’dan Günümüze Bursa’da Spor kitabı içinde etraflıca anlatmıştım. Aynen aktarıyorum.

“Zeytinyağlı yiyemem, futbolcuyum bilemem”

Dönem ellili yılların başıdır ve Pınarspor özel bir karşılaşma için Karacabey yolundadır. Takımın yöneticisi ve antrenörü İhsan Bey ise çoktan sazı eline almıştır. Pınarspor’un   acar futbolcusu “kibar” lakaplı merhum Mehmet Aktoptan ile yıllar önce bir belgesel için söyleşi yaparken anlatmıştı bu öyküyü. Sonraki yıllarda gezek eğlencelerinin vazgeçilmezi olan “Zeytinyağlı yiyemem, basma da fistan giyemem” türküsü İhsan Kaplayan tarafından yeni derlenmiş ve işte o deplasman seferinde ilk kez futbolcular huzurunda terennüm edilmiş. Türkü giderek tutulurken, Pınarspor Atatürk Stadyumu’nda bir maç öncesini yaşıyormuş. İhsan Kaplayan’ın aklına bir fikir düşüvermiş….Merhum Mehmet Aktoptan’dan dinliyoruz.“İhsan abi bizi soyunma odasında topladı. Maçın önemini anlattı. Sazı eline aldı. Ardından çalmaya başladı. Bizden de söylememizi istedi. Kim söylerse formayı veriyordu. Buna itiraz ettim.’Abi ben türkü bilmem, futbol oynamayı bilirim’ dedim. Beni de takıma koydu ama…”

Hikaye böyle. Geçtiğimiz  on yıllarda türküyü önce Zara okudu,  sonra Candan Erçetin seslendirdi bu ezgiyi...Uzmanların 9/8 lik dediği tempoda olduğu için Balkan türkülerine de benziyordu. Bu nedenle Yunan tavernalarında da çalınır  olmuştu bu türkü… Ama siyaset ile yakından ilgisi var mıydı yok muydu bilemem. Belki de o açıklamayı yapan vekil kardeşim biliyordur!

Kim kime zeytinyağı yedirmemiş bu sayede öğreniriz !

Hele günümüzde bırakın zeytinyağını, çiçek yağının kilo fiyatını görenlerin dili tutuluyor. Bir konuda görüş bildirirken, önce düşünmeli, sonra cümleleri sarf etmeli diyor ve iyi haftalar diliyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.