Hava Durumu

Bir Oda Tiyatrosu vardı

Yazının Giriş Tarihi: 05.04.2024 18:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.04.2024 18:56

NOT Defteri

Bir süreden beri NOT Defteri’nde, Dünya, Türkiye ve Bursa için yaptıkları ile unutulmayan isimlerin ortaya koydukları inanılmaz gelişmeleri anlatmaya, ve Kuyruklu yıldız başlığı altında tanıtmaya  çalışıyoruz. Bu hafta Kuyrukluyıldız başlığına veda ediyoruz.Kısa bir süre içinde büyük beğeni kazandıktan sonra kapanan ve bu kategoriye adını veren Halkevleri Bursa Oda Tiyatrosu’nun öyküsü ile bu bölümü bitiriyor ve gelecek haftadan itibaren yeniden NOT Defteri serimize geri döneceğiz.

1962 başlarında bir avuç Bursalı tiyatro meraklısı, bir araya gelir, bir oyun sahneye koymaya karar verir. Aralarında kimler yoktur ki... Devlet Tiyatrosu terzisi Faik Elitutar, grafikçi Fuat Söylemez, elektrikçi Rahmi Hakçıl, lise öğrencisi Ataol Behramoğlu, Cihan Sönmez, demir tüccarı Metin Kızanlıklı, Devlet Tiyatrosu kondüiti Mustafa Özcan ve grubun yönetimini üstlenen mizah yazarı Yalçın Kaya...Dünyaca bilinen bir oyun seçerler John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” eserini…Önce evlerinde çalışmaya başlarlar. Fakat bir süre sonra sahne provasına geçmek gerektiğinde, toplanabilecekleri bir yer bile yoktur... Düşünüp taşınırlar: sahne provalarını Temenyeri’nde (bugünkü gibi küçük bir park değildir, geniş bir kırlıktır), hava kapalıysa Setbaşı Köprüsü’nün altında yapacaklardır... Bir yandan kendilerine yer ararlar. Uslarına 27 Mayıs 1960 sonrası Alparslan Türkeş tarafından, olası ki gençleri kendi siyasal görüşleri doğrultusunda eğitmek için (Mustafa Kemal’in 1932’de kurduğu ve Demokrat Parti tarafından 1951 yılında kapatılmış olan) eski Halkevi yerine kurulmuş olan “Türk Kültür Derneği” düşer. Gürbüz Akkök’ün de yardımıyla, kısa gelecekte yeniden Halkevi adını alacak olan dernekle buluşurlar... Yönetim Kurulu Başkanı, başlangıçta Avukat Abdülkadir Aytı’dır. Sonra Emlak Kredi Bankası Müdürü Fahir Tezcan seçilecektir. Ardından da sırasıyla, Diş Hekimi Fahir Komman, Kemal Koyaş ve kapanışına değin Avukat İrfan Özdemir Bursa Halkevi Başkanlığı görevini yürütecektir. Kapanmasına değin geçen 10 yıllık dönemde  iki öğretmen Hasan Ceyhan ve Mehmet Taşkın, Bursalı aydınlardan Gürbüz Akkök, Gündüz Akkök, Dr.Neşati Üster,Ekrem Azman, İrfan Özdemir, Coşkun Yavaşçaoğlu, Metin Taşkın  ile birlikte Bursa Halkevi yönetiminde omuz omuza çalışırlar.Tiyatrocular, bu aydınların coşkulu desteği ile Bursa Halkevi’nin Tiyatro Kolu’nu oluştururlar. Amblemi, çalışmalarda hep yanlarında olan grafikçi Fethi Akbaşaran tarafından yapılır. Köprü altından sonra, sahne çalışmaları, eski Halkevi binasının, Türk Kültür Derneği’ne verilmiş olan boş salonda sürer.Tiyatrocuların aşması gereken sıkıntıları vardır: bir kız oyuncu gerekmektedir. O yıllarda tiyatrocu olmaya, sahneye çıkmaya razı olacak, özellikle de ailesini razı edebilecek bir kız bulmak, öyle kolay bir şey değildir!..Provalarda, genç kız rolü gruptan biri tarafından “şimdilik” marke edilir (kapatılır)...Kapının önüne de oyuncu arandığını bildiren bir yazı asılır. Ama “kız oyuncu” yazmaya utanırlar, “tiyatro için oyuncu” demekle yetinirler... .Bu arada Çelebi Mehmet Ortaokulu’ndaki öğrencilikleri sırasında kimisi Türkçe Öğretmeni Necmettin Özdamar’ın yönettiği Molierè’in “Kibarlık Buda sı”,Genç Oyuncula“Tavtati Bu arada, Kütüpati” oyunlarda tiyatro çalışmalarına katılmış bir grup 15-17 yaşında kızlı oğlanlı delikanlı, ana-babalarından izin alabilenlerin evlerinde toplanmakta, filmlerde gördükleri gibi müzikli danslı çocukça toplantılar yapmaktadır...1962 baharında, derneğin önüne asılan yazıyı görürler...Ve hep birlikte kapıdan girerler...Aralarında Alpay İzer, Gökhan Mete, Erdal Özdür, Turgut Tuna, Ferhan Çeliközü, Aysel Güse, Ömer Tuncer vardır.Kızların varlığı, çocukların hep birlikte kabul edilmesine neden olur. Hemen aynı günlerde katılmış olan Hatice Başara da, hızla “Fareler ve İnsanlar”daki role hazırlanmaya başlar. Genç gruptan geri kalanlar provaları izler. Ama içleri içlerine de sığmaz. Onlar ne zaman provalara başlayacaktır?..O sırada Bursa’da yaz tatilinde olan Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencisi Aykut Sözeri, Halkevi’ne gelmeye başlar. Hemen bu genç grupla birer perdelik üç oyun çalışmaya başlarlar: Eugene O’Neill’den“Harp Sahası, Henri Duvernois’den“Yalnız”, Cahit Atay’dan “Pusuda”... İlk ikisini Aykut Sözeri, “Pusuda”Mustafa Özcan yönetir.Tiyatro mevsimi yaklaşır, “Fareler ve İnsanlar” (Yön: Yalçın Kaya) gecikir... Salonun düzenlenmesine gerek vardır. Halkevi Yönetim Kurulu üyeleri, Hasan Ceyhan, Mehmet Taşkın ve Gürbüz Akkök, 900 lira bulurlar (olası ki çoğunu kendi ceplerinden koyarlar), salonun Güney yanına en ucuzundan ahşap bir sahne yapılır, kahve olduğu dönemden kalan 80 tahta sandalye dizilerek tiyatro salonunu andırır biçimde düzenlenir... Bu iş için ancak bir tek marangoz tutulabilir. Ustanın yardımcılığını, genç-yaşlı bütün tiyatrocular hep birlikte üstlenir!..Sahne o denli yüksektir ki, uzunca boylu bir oyuncunun başı neredeyse tavana değecektir.Gençler, 01 Ağustos 1962 Çarşamba günü, Oda Tiyatrosu’nun perdelerini Aykut Sözeri ve Mustafa Özcan’ın çalıştırdığı birer perdelik üç oyunla açarlar: “Harp Sahası”, “Yalnız” ve “Pusuda”...Ardından, 28 Ağustos 1962 Salı günü Yalçın Kaya’nın sahneye koyduğu “Fareler ve İnsanlar” sahneye çıkar.Aynı yıl bütün Türkiye’de eski Halkevliler, Türk Kültür Dernekleri’nin yönetimine seçilir ve Ankara’da yapılan Genel Kurul’da alınan bir kararla eski “Halkevi” olan adlarına yeniden kavuşurlar. Bursa Halkevi 1971 yılına değin özellikle Oda Tiyatrosu etkinliklerini sürdürür. Binanın Halkevi’nin elinden alınabilmesi için çeşitli yollar deneyen yöneticiler, 1969 seçimlerinin yaklaşmasıyla, bir kararnameyi gerekçe göstererek, seçim işlemlerini burada yapmak için salonu isterlerse de bu isteğe itiraz eden Bursa Halkevi Yönetimi’nin görüşü, Ankara’da Yüksek Seçim Kurulu’na yapılan başvuruyla haklı bulunur ve salon kurtarılır.

Bundan sonra Bursa Halkevi, çok sayıda oyunu Bursalı tiyatro düşkünlerine tüm heyecanları ile sunmaya devam eder.Bu önemli ve de tam bir sivil toplum  ve kültür örneği 12 Mart’a değin yaşatılır. Bir yandan baskılar artmakta, öte yandan, 68 kuşağının genç insanları Halkevleri gibi kültür ortamları yerine daha politik ortamları yeğlemektedir. Kendi yönetim kurulunca kapatılarak anahtarlarının Halkevleri Genel Merkezi’ne gönderilmesinden sonra, Oda Tiyatrosu’nun salonuna sahip çıkmaya çalışan Halk Eğitim Merkezi, yine Oda Tiyatrosu adıyla bir tiyatro kurma denemesine girişir. Emin Gümüşkaya ve Selim Deveci, önce Karl Wittlinger’in “Samanyolu” oyununu oynama çabasına  girerler. Ama eskisi kadar etkinliği de kalmaz bu kültür yuvasının. Bu kültür yuvasına emeği ile hizmet veren genç oyuncular, bir süre Halkevi dışında, Oda Tiyatrosu’nu sürdürmek de isterler. Ama Halkevi’ne gelen izleyicinin de ancak aynı dayanışma kültürü ile o salonda bulunmakta olduğu unutulur. Bu yüzden Halkevi Oda Tiyatrosu salonlarını geçmişte doldurmuş olan Bursalı izleyici, bu kez salonu boş bırakır...Böylece, 60’lı yıllardaki, geleceğin dayanışma kültürünü oluşturma ve örnekleme çabalarından biri daha sona ererken, Oda Tiyatrosu salonu, yerini alacak olan sağlık ocağına dönüşme sürecine girecek ve Devlet Tiyatrosu’na verilinceye değin de çok uzun süre öyle kalacaktır. Bursa Halkevi ve onun “Temsil Kolu” Oda Tiyatrosu, kültürel, düşünsel ve bedensel emeğin, salonu sağlık ocağına dönüştürmek için yapılacak bölmelerin egemenliğine terk edilmesiyle, 12 Mart 1971’le birlikte bu ilginç serüven sona erer!..

NOT:Kaynak/ Ömer Tuncer

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.