Hava Durumu

Bursa’nın kaderi seçime bağlıymış!

Yazının Giriş Tarihi: 26.04.2023 15:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.04.2023 15:32

Kader ne kadar  anlamlı bir kelime. Kişiler için geçerli, şehirler için de…

İki gün üst üste, iki cumhurbaşkanı adayının konuşmalarından bazı bölümler Bursa’yı da içeriyordu şehrin kaderini değiştirecek türden... Uzun süreden beri kendi haline bırakılmış izlenimi veren Bursa, bir anda iki yetkili ağza konu olunca ben de heyecanlandım.

Size de heyecan verecekse lütfen bana kulak verin de anlatayım.

Cumhurbaşkanı Gemlik’e gelerek, hem TOGG üretimine değindi, hem de çok daha önemli olan bu tür elektrikli araçlara enerji sağlayacak, adı SIRO olan batarya üretim ve depolama üssünün temelini attı. Diğer bir örnek de, diğer Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun mitinginden vereceğim.

Önceki gün Uşak’ta Millet İttifakı’nın açık hava toplantısı vardı. Bildiğim kadarıyla iki milletvekili çıkaran bu şehirde acayip bir kalabalık toplanmış ve pür dikkat konuşmacıları dinliyordu. Kürsüde CHP lideri Kılıçdaroğlu vardı. Konuştukça alkış alıyor, aldıkça da temposunu artırıyordu. Bir türlü başa çıkamadığım hafızam beni geçmişe götürdü bir anda… 27 Mayıs 1960 Darbesi yapılmadan kısa süre önce CHP lideri İsmet İnönü de Uşakta  halka hitap ederken üzerine taşlar atılmış. Aradan geçen 63 yılda ne oldu da bu kez aynı partinin lideri coşkuyla alkışlanıyor. İlginç değil mi ?

Özetle, İnönü’nün “taş yediği” yerde Kılıçdaroğlu “taç giyiyor!”

Bu duruma uygun bir cümleyi çok düşündüm ama sonunda buldum. Hem de politikanın ustası birinden “Dün dündür, bugün de bu gün.” İmza Demirel.

Toplum mu değişti, politikacı mı ? Bence her ikisi de, işte Uşak gerçeği.

Eskişehir-Bursa arası demiryolu bağlantısı

Uşak’tan Eskişehir’e geçen Kemal Kılıçdaroğlu buradaki coşkulu kalabalığın sihrine kendini kaptırmış olacak ki, vaat ve övgüleri ardı ardına sıralamaya başladı. Büyük ölçüde söyledikleri de doğruydu. Örneğin; “Bursa-Ankara arasında bir vaha gibi duran  Eskişehir’i bambaşka bir konuma getiren Yılmaz Hocamız’a (Büyükerşen) çok teşekkürler.”cümlesi ile söze başladı, sonra da vites yükseltti ! “Bursalı bile nefes almaya artık Eskişehir’e geliyor. Güzellikleri görmek için.Eskişehir gibi Bursa’nın da kaderini değiştireceğiz.”

Bu Övgü dolu cümlelerin ardından daha gerçekçi bir vaatten söz etti Kılıçdaroğlu“ Eskişehir ürettiğini Gemlik Limanı’na götüremiyor…İki şehir arasında demiryolu bağlantısını yapacağız en kısa zamanda…” İşte burası bizi ilgilendiriyor sevgili Bursalılar. Ulaşım kent gelişiminin en önemli göstergesi. Demiryolu bağlantıları ise tüm dünyada ulaşımın temel öğesi.

Şimdi de Bursa için bu anlamda bir durum değerlendirmesi yapalım.

Henüz Şehir Hastanesi’ni kent merkezine bağlayacak “Bursaray Hattı” tamamlanamadı. Üstelik, bu durum Bursa-Mudanya yolunu çıkmaza sokuyor. Bayramın ikinci günü, Mudanya-Bursa arasını tam 90 dakikada alabildik.

İkincisi; İstanbul-İzmir Hızlı Tren hattı, bir türlü Bilecik ve Yenişehir bölümünü aşarak Bursa’ya ulaşamıyor. Ya gerçekten çok zor bir imalat, ya da pek fazla önemsenmiyor. Her iki durumda da, Türkiye’nin en büyük dört şehri Ankara-İstanbul- Bursa- İzmir (Arada Eskişehir de var)  hattının bitmesi durumunda bunun getirisi ne olur bir düşünün derim.

Havayolu şehrimize neden küskün ?

Kentimizin ulaşımına dair bu fırsatı yakalamışken devam etmek istedim.

“Bursa bir turizm şehri olabilir mi ? “  diye sorsam ne yanıt alırım. Beklentim, net bir yanıt olamayışıdır  Oysa, kısa süre içinde göl, deniz, dağ üçlüsüne ulaşılabilecek en uygun parkur Bursa’da… Hıristiyanlık için önemi olduğunu düşündüğüm ve eski çağlarda İkinci Konsül’ün toplandığı  kilise veya katedral ne derseniz deyin, yanı başımızda duruyor İznik’te... Buranın yani katedralin önemi Hıristiyan inancı için alınan önemli kararlardan kaynaklı. Türkiye’deki Ayasofya isimli ikinci kilise de şu anda “cami” olarak yine İznik’te bulunuyor. Roma Tiyatrosu da caba. Göl içindeki batık şehir çalışmaları da bir süre sonra sonuç verebilir umudundayım. Az daha surları unutuyordum İznik’teki…

Adı Uluslar arası ama işlevi iller arası

Kent içine geçelim şimdi…BUTTİM diye bir binamız var oldukça yüksekçe...  Açılımı şöyle BursaUluslararası Tekstil Ticaret Merkezi. Kuruluş amacı yurt dışı ithalat ve ihracatlar için İstanbul aktarmasız direkt Bursa’nın pazar olmasıydı. Ama ne yurt dışındaki alıcı, ne bizim ihracatçımız bu yüksek binada bir araya gelemiyor. Çünkü “Havayolu Bağlantısı” yok şehrimizin. Ne gerek var diyenler çıkabilir. Hemen örnekleyeyim. Çok mütevazı çapta imalat yapan yakın arkadaşım ve oğlu hemen her ay Almanya’ya giderek sipariş alıyor, yani ticaret yapıyor. Bir diğer arkadaşımın endüstri mühendisi oğlu, uluslar arası bir Alman kuruluşunun Türkiye temsilciliğini almış ve İnegöl’den bir atölyeden ve benzerlerinden o Alman firmasının gösterdiği ülkelere çeşitli kalemlerde ihraç yapıyor. Bunlar benim rast geldiğim. Tekstil kenti olmamız nerede kaldı? Osmanlı İmparatorluğu döneminde Mudanya’dan gemi ile Bursa kadifesinin Marsilya’ya nasıl gönderildiğini de bu konuya kafa yoran büyüklerimizin araştırmalarından okuyabilirsiniz.

Şunu da atlamayalım. Çünkü şu anda yurt genelinde yolcu kapasitesi olmayan şehirlere yapılan havaalanları tartışılıyor. Bunlar planlı yapılsaydı bu durum ortaya çıkmazdı. Örneğin Bursa; bir sanayi kenti değil mi? Çevresinde, Balıkesir, Çanakkale, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, hatta Afyon yok mu ?

Kendi ilçeleri bile ihracat yapmıyor mu ? Buna karşın Bursa ne yapıyor, bilmiyorsanız hemen söyleyeyim. Büyükşehir Belediyesi Otobüsleri ile Sabiha Gökçen Havaalanı’na yolcu taşıyor hayrına ! Belki de adını aldığı Bursalı Sabiha Gökçen olabilir bu jestin nedeni !

Tüm bunlar dikkate alınarak bir bölgesel bir havaalanı yapılıp, diğer illerin ihtiyaç ve kapasitelerine de buradan cevap verilseydi acaba ne olurdu ? Söyleyeyim, beklemediğimiz kadar turisti Bursa sokaklarında görebilirdik.       En azından Avrupa’yı yüzlerce yıl titreten Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusunun türbesini ve ilk başkentini merak ederdi batılılar...

1924 yılında yapılan Mübadele Anlaşması sonucu, tam 1,5 milyon Rum ve Ermeni’nin çok önemli bir bölümünün Bursa’dan gittiği biliyor muydunuz? Örneğin, Yunanistan’da yaşayan eski (Montania) Mudanyalılar, Atina’dan uçağa binip, Bursa’da inse, dedelerinin yaşadığı yerleri o evleri görmek istese ne olur? Bunun karşılığı da bizim vatandaşların, dede topraklarını görmek istemeleri durumunu da bir düşünün.  İşte size kısa yoldan bir turizm faaliyeti. Ticaret ve diğer turizm olanaklarını saymadan bunu söyleyebiliyorum.

Ne “Bursa bir Osmanlı şehridir” diyenler, ne de modern dünyaya entegre olmayı hedef seçenler, Bursa’ya böyle bir işlevi düşünemedi bunca yıldır. Bundan sonra düşünürler mi onu bilemem. Onu da, politika yapanlar, günü geçirmeyi alışkanlık haline getiren siyasiler düşünsün.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.