Hava Durumu

Çukur kahve bayrama hazır ama..!

Yazının Giriş Tarihi: 19.04.2023 15:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.04.2023 15:29

Ramazan ve bayrama iki gün kaldığında eski mahalleye şöyle bir uğrayayım ve arkadaşları göreyim sağlıklılar mı, bayrama nasıl giriyorlar diye…

Sokakta karşılaştığım Orhan, “nereye Çukur kahveye mi” diye sordu. Galiba benim yazıları okumaya başlamış ve yorumlamış diye düşündüm. Orhan çok titizdir, eli de kalem tutar, gündemi takip eder ve ona göre hareket eder. Bunu bildiğim için “beni okuyor musun?” diye bu kez ben sordum. Önce güldü sonra da, “biliyorsun benim siyaset ile pek aram yok, ama işin içinde espri varsa, güldürürken düşündüren olaylar olursa ilgimi çekiyor. Senin bu kahvede neler varmış öyle. Biliyorsun yürürken zorlanıyorum onun için gidemiyorum ama bir gün uğrayacağım mutlaka…”

Orhan’ın bu sözleri beni iyice kamçılamıştı, koşar adım gittim kahvenin bahçesine. Çünkü henüz iftara iki saat falan vardı. Hava güzel olunca banklar doluydu. Minibüs sahibi Zülfikâr yine sessiz ve kendi başına yolu gözlüyordu. Aracı dolu mu geçecek, boş mu gidecek kontroldeydi. Gaye şoförden çelme yememek! Yanında çok konuşan marangoz Turan, uğraşıyor ama bir türlü Zülfikârı konuşturamıyordu. Beni görünce sevindi, yanına çağırdı. Hemen konuya girdi tabii…“Aga kurban bayramında emekli ikramiyesi ne kadar alırız be...”  Bilemeyeceğimi , çünkü o tarihte iktidarda kim olur  bu günden bilinemediği için falan dedim.. Turan başladı gülmeye “Aga neden belli değil, Kılıçdaroğlu daha fazlasını vaat etmedi mi?  Bal gibi de etti. Kazanırsa mecburen verecek. Reis de onun her söylediğinin üzerine çıkıyo, ikramiyeyi daha fazla vereceğini yakında açıklar, biz de nasipleniriz.” Düşündüm, bu bizim Turan değme politikacıdan akıllı dedim. Bunlara eskiler “çarıklı erkânı-harp” derlermiş. Yani adam köylü ama kafa çalışıyor demek gibi bir şey yani. Biz sohbeti koyulaştırırken, kahvenin hep açığından geçen Erhan göründü bu kez. Oturmadıkları boş evi incelemeye gelmiş, beni görünce yaklaştı ve yanımıza çöktü. “ Hocam, fut bolcuların bu siyaset merakı nedir? Baksana stoper Gökhan (Zan) ile, hani 2.Lig’deyken Türkiye’de ilk defa A Milli Takım’a çağrılan Ünal var ya İYİ partiden aday olmuş. Ne iş?” Nasıl cevap vereceğimi düşünürken devam etti…“ Bitmedi, çalıp söyleyen Onur Akın da adaymış. Onun gibi Candan  Erçetin de milletvekili olcakmış. Bir de cins bir herif var Hulki Cevizoğlu mu neydi adı. Eskiden iyi program yapıyodu hani. Ne oluyo bunlara bu işte para çok galiba Hocam…”Güldüm ve Erhan’a bir tüyo verdim. “İbrahim Tatlıses’i unuttun galiba?”Aday adayı olarak üçüncü kez başvuru yapan Tatlıses’i yine listeye yazmamışlar nedense…Bahtsız bedeviyi deve üstünde yılan sokar derler Tatlıses’in durumu da öyle sanırım. Erhan zaten pek ilgilenmedi, sadece kafasını sallayıp yoluna devam etti. Erhan’la konuşurken yanımıza sessizce sokulan marangoz Turan kulak misafiri olmuş ki, önce sırıttı sonra da salladı … “Erhan demin bu işte para çok mu diye sana sordu, sen de cevap veremedin. Bence oturduğun yerden yüklü maaş cebe. Seçim öncesi diye kanallarda geziyodum, haber saatiymiş. Sunucu rakamlarla konuşuyordu. Beş yıl boyunca kürsüye çıkıp hiç konuşmayan beş milletvekili varmış. Herhalde yemin etmişlerdir. Bir yemine dünyanın maaşı ne güzel iş.   Dur bitmedi, on bir milletvekili de birer defa çıkıp konuşmuşlar ama hiç kanun işlerine falan karışmamışlar. İnsan söylemeye korkuyo, bunların hepsi de Reisi’in adamlarıymış. Hararetli konuştuğumuzu gören Haldun adeta uçarak geldi yanımıza… Elinde bir pide, sıkı sıkı tutuyordu. Hahahaha diye gülerek girdi devreye. Karşımızdaki umumi WC kapısından çıkan adamı görünce aklına gelmiş. Herkesten farklı bir şey söyleyecek ya, konuyu açtı…“ Bu cep telefonları var ya, anasını satayım, başa bela diyodum, pardon bu defa kıça bela oluyomuş.” Merakla döndüm Haldun’a ne demek istiyor diye, o zaten devam etti… “Şimdi moda ya, herkes helaya cep telefonu ile giriyo. Sanki devlet işi yapıyolar. Biri ararsa hemen görüşsünler diye. Konuşma uzarsa işi kötüymüş. Gazetenin birinde okudum  tuvalette fazla oturmak basuru tetikliyomuş ona göre ha...” dedi ve yine koşarak kahvenin bahçesinden atladı. Aradan beş on saniye geçti ve geri döndü. Avazı çıktığı kadar bağırıyordu… “Heyyy buraya bakın Erhan abi geliyo, yan takke abi geliyo..” Elli yıl önce evinin bahçesine oturttuğu kahvesini özlemiş ve bize çok uzak noktadaki evinden dolmuşa binmiş gelmiş.Artık bastonla yürüyebiliyor. Bahçedeki kalabalığı ve tanıdıkları görünce sevinmiş ki hemen konuya girdi.“Aranızda baklava, ya da börek alan var mı bayramlık…” Herkes birbirine baktı ve ses çıkmadı. Ben toparlandım ve sordum “ Abi neden sordun ?”

“Buradaki babayiğit kim görelim diye…Bir kilo baklavayı alanı bana gösterin, yarım kilo da ben alırım ona…” Eyvah dedim içimden işler karıştı yine parti ve devlet işleri devreye girdi. Ama çabuk toparlandık ve Erhan abiyi mat etmek için soruyu patlattım. “Eskiden bir sorun oldu mu hemen bu işte Rus parmağı var diyordun, o Rusya şimdi başka Rusya oldu, şimdi ne diyeceksin?” Amacıma ulaşmıştım. Şapkasını düzeltti, etrafı süzdü yutkundu, düşündü ve “Oğlum Rus’a Amerikalıya gerek yok içimizdeki yamyamlar fiyatlarla istedikleri gibi oynuyolar. Durum da müsait, parası olanın zenginliği daha da arttı. O büyük iş adamları doları Merkez Bankası’ndan alıyo, İstanbul’da Kapalıçarşı’ya gidiyo, en azından kırk elli kuruş fazlasına bozduruyomuş…Onlar kazanıyo biz kaybediyoz, bu kadar basit.”

Herkes birbirine baktı, kim cevap verecek diye...Erhan abiye politika yapma diyecek bir babayiğit de çıkmadı, ben de dahil…Ama zaten zaman yoktu ve top patladı. Kalabalık dağıldı. Ramazan’ın son günlerinden biri de bana göre şenlikli sona erdi. Şimdiden herkese mutlu ve sağlıklı bir bayram diliyorum.

 

HAPŞIRIK:

Ah güzel Türkçem…Aynı kelime, tonlamaya göre iki anlam taşır. Kıyma bana güzelim dersen şarkı, “kıyma bana, kemik sana” dersen zengin anlaşılır!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.