Hava Durumu

Dünden bu güne politikacılar !

Yazının Giriş Tarihi: 09.04.2023 13:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.04.2023 13:29

Malum seçim yakın. Milletvekili aday listeleri dün Yüksek Seçim Kurulu’na sunuldu. Henüz öğrenemediğimiz için listedeki adayları bilemiyorum. Ama bildiğim bir gerçek var. O da 22 yıl önce kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2001 yılındaki o ilk seçimindeki kadrosu hatırımda. Üstelik o kadro A Milli Futbol Takımı’na çağrılan oyuncular gibi muhtelif partilerden ve de makbul isimlerden kuruluydu ! Bunu neden öne çıkardım anlatayım. O yıllara geri döndüğümüzde, müthiş bir enflasyon, paranın düşen değeri ile vatandaşın satın alma gücü sonrasına gelen, baskın bir seçimi hatırlarız. İktidarda olan üç koalisyon partisinin baraj altında kaldığı çok farklı bir sandık sonucu alınmıştır. Kazanan henüz bir yaşında bile olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi’ dir.       Eski partisi içindeki yönetim yarışını az farkla kaybeden Fazilet Partisi’ndeki bir grubun, büyük umutlarla kurduğu ve kurucuların “Milli Görüş gömleğini çıkardık” dedikleri, yeni bir parti yüzde 34 lük bir küçük oranla seçimin galibi ve İktidar olur . Partinin başında, çarpıcı kelimelerle dolu bir şiir okuduğu için 3-4 ay cezaevinde misafir edilen genç lider Recep Tayyip Erdoğan vardır. Üstelik seçim sırasında siyasi yasaklıdır. Bu dezavantaj gibi görünen durum aslında müthiş bir mağdur yaratmış ve İktidar partileri baraj altında kalmıştır. Bu güne değin o kesimden bir partinin yakalayamadığı bir şansı yakalar bu yeni parti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan… Buraya kadar sadece gerçekleri hatırlattım. Ama bildik bir cümle vardır sıkça dile getirilen. “Hafıza-ı beşer, nisyan ile malûldur.” Yani diyor ki bu kıssa; insanoğlu unutmaya mahkûmdur. Ben de bir hatırlatma yapmak istedim ve birkaç yıl önce kaleme aldığım bir makaleyi sizinle paylaşıyorum. Amacım, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin o seçimi kazanırken, yüzde onluk yüksek baraj, ve Recep Tayyip Erdoğan’ın mağduriyeti yanında, diğer partilerden devşirilen önemli isimlerin rolünü  de unutmadan, günümüze göre yorumlamak.

“Siyasette bir Uludağ masalı”

Yıl 2001…Aylardan ağustos. Bursalı akademisyen ve siyasetçi, 1999 yerel seçiminde DYP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı  Prof.Dr. İsmail Tatlıoğlu’nu telefon ile arıyorum birTV programı için… Yanıt aynen şöyle “ Şu anda Uludağ Teleferiğinde kabindeyiz. Yanımda arkadaşım Hüseyin Çelik var. AKP’nin kuruluş çalışmasını yürütüyoruz ya…”

Görüşmeyi kısa kesiyor um. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluş çalışmaları Uludağ’ın serin ortamında yapılıyor ve iki ana konu başlığı var. Biri “tüzük” diğeri de “program” hazırlanması… Çalışma bitiyor ve 14 Ağustos 2001 günü  bu yeni partinin resmen kuruluşu ile de kurucuları kamuoyuna açıklanıyor ve  karşınıza şu cümle çıkıyor: “Partinin kurucuları arasında Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, İdris Naim Şahin, Binali Yıldırım ve Bülent Arınç bulunur.”

Siyasette deneyimli bu isimlerin bir kısmı tüzük, bir bölümü de program kurullarındaki yeni isimler ile Uludağ’da ki çalışmayı yürütmüşlerdi. Kurucular içinde veya dışında bu çalışmaları yürüten kalabalık grup içindeki bazı isimleri de zikredeyim. Meral Akşener, İsmail Tatlıoğlu, Hüseyin Çelik, Ertuğrul Yalçınbayır, Cemil Çiçek ilk aklıma gelenler…Sonra da genel başkan açıklanıyor. Bu yeni ideolojinin sembol  ismi olduğu için belki de önce o belirlenmiş olabilir. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır başkan. Bir  şiir yüzünden hapis cezası alan ve de İstanbul gibi bir kenti, ilk kez bu misyonun temsilcisi olarak yöneten isimdir O. Toplumun büyük bölümünde demokrat bir “mağdur”kabul edilmiştir. Genç, cesur, dinamik ve de buna karşın diğer büyükler yanında biraz da mahcup ve saygılıdır. Uludağ’daki bu toplantıların görüntülerini izlediğimde, beyaz elbiseli uzun boylu genç adam için, gelenek ve görenek böyledir sanki demiştim… Ne olmuştur da,  Necmettin Erbakan gibi bir lideri ve partisini terk ederek “Milli Görüş gömleğini çıkardık” diyenlerin kurduğu bu yeni parti, iki buçuk ay sonra girdiği ilk seçimden birinci olarak çıkmıştır. Mevcut koalisyonun sorunları mı, ekonomik sıkıntılar mıydı bu neden? Ya da Türkiye’nin yeniden şekillenmesi mi istenmişti veya seçmenin sağ duyusu mu rol oynamıştı ? Yeni oluşum tamamdır ama bir eksik vardır; Recep Tayyip Erdoğan’ın “siyaset yasağı.” Abdullah Gül Başbakan olur ve partinin genel sekreterliği görevini (bu makama sosyal demokrat partilerde ikinci adam getirilir) Av. Ertuğrul Yalçınbayır üstlenir. Kısa bir süre sonra da  CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın desteği ile Erdoğan’ın siyasi yasağı kalkar. Genç lider, eşinin memleketi Siirt’teki bir iptal kararı ve de küçük bir bölgede yeniden yapılan seçim ile önce milletvekili, sonra da başbakan oluverir. Ama bu gelişmeden hemen önce, AKP ve Türkiye adına büyük bir badire atlatılmıştır. ABD’nin Irak’a Türkiye üzerinden çıkma girişimi, Türkiye’de büyük bir silahlı güç bulundurma isteği, TBMM çatısı altındaki muhalif milletvekilleri ile AKP içindeki sağduyu sahiplerinin gayreti sonucu, nitelikli çoğunluk oyu çıkmaz ve sorun biter. Uludağ’da masal gibi başlayan bu girişim ve rüya gibi bir seçimin ardından yıllar sonra  gerçekler ortaya çıkmaya başlamıştır. Ne olmuştur ki, daha ilk yıl içinde eski DYP milletvekili ve bakanlık da yapan Meral Akşener ile DYP Bursa Büyükşehir adayı iken bu yeni oluşuma katılan İsmail Tatlıoğlu gemiyi terk etmiştir. Abdullah Gül Kabinesi’nde “Başbakan Yardımcısı” yapılan Yalçınbayır da bir süre sonra neden çekirdek kadronun dışında kalmıştır? Sonraki yıllar daha çok şeye gebedir. 2007 seçimi Erdoğan’ın çıkışa geçtiği bir dönüm noktası olur. Bu dönemde Abdullah Gül, zor bir seçim dönemin ardından Cumhurbaşkanı yapılır. Ardından  2011 seçimi büyük bir oranla kazanılarak bu kez Erdoğan için “ustalık dönemi “ başlar. Sonrasını hatırlatmaya gerek yok. Kumpaslar, anayasa değişiklikleri,darbe girişimleri, olağanüstü hal dönemleri ve ilk yılların ağırlıklı isimlerinin tasfiye süreci.    Sonra da hızlı bir yükselişin ve de isimler ile birlikte, rejiminin bile değiştirilmesinin sonuçlarını yaşıyoruz.  Sadece başta da belirttiğim, “Partinin kurucuları arasında Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül,  Abdüllatif Şener, İdris Naim Şahin, Binali Yıldırım ve Bülent Arınç bulunur.”   cümlesine ilaveten listeye , Akşener, Çiçek, Tatlıoğlu, Yalçınbayır, Ertuğrul Günay’ın  ve de unutup sayamadığım onlarca ismin tek tek elendiğini hatırlatmak istedim. Kadroya daha sonra “danışman”unvanı ile  giren, Dışişleri Bakanlığı ve de Başbakanlık  da yapan  Ahmet Davutoğlu’nu ve de ekonominin yıldızı olduğu savunulan Ali Babacan ve de Mehmet Şimşek’i de ekleyince ortaya bir gerçek çıkıyor! Lider mi kadrolar mı ? Bunun yorumunu da, birikiminize, ideolojinize ve de geçmişi bilmenize bırakıyorum. Ben sadece “Siyasette bir Uludağ Masalı” demekle yetiniyorum.

 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.