Hava Durumu

Emek ve emekli  sömürülmemeli

Yazının Giriş Tarihi: 10.06.2024 11:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.06.2024 11:53

Emekli hiç bu kadar ülke gündemine oturmamıştı. Çünkü eski Türkiye’de bile, çalışma yaşamı biten, dinlenmeye çekilen hemen her emekli, çalışırken aldığı ücretin oranı ile belirlenen bir emekli maaşı alır ve bu standarda göre yaşamını sürdürürdü. Ama son  dönemlerde, aylık bağlama oranları  düşürüldü ve  giderek bu kesimin alım gücü  iyice küçüldü. Ardından  ülke gündeminin baş köşesine oturdu bu durum…Onlar böylesine zor koşullarda,geriye kalan yaşamlarını tamamlarken, halen çalışma yaşamı içindekiler durumdan memnu mu ?

Bu memnuniyet; yapılan işe, eğitim seviyesine, muktedirlere yakın olmaya kadar çok sayıda parametreye dayanıyor. Çünkü, emeğin tam karşılığını alabilmek için elde edilen, sendika hakkı ve diğer kriterler yerinde olmadığı için, tam bir kaos yaşanıyor çalışanın dünyasında…

Çalışanlar ve emekliler bu içinden çıkılmaz durumdayken, gelecek kuşakları nasıl bir çalışma ortamı bekliyor ? İşte bugünkü konumuz da buna dair…Çünkü, geçtiğimiz cumartesi ve Pazar günleri YKS sınavları yapıldı. Tam 3 milyon üniversite adayı elekten geçti. Ne için ? Doğaldır ki, gelecekte bu gençlerin, önce iyi bir iş bularak yeni bir yaşam kurmaları için…İşin teknik boyutuna da girmeyeceğim. Çünkü, benim  bu sınav heyecanını tatmamın üzerinden tam 53 yıl geçmiş. Çok şeyler değişti bu sürede…Yorumcuların ifadesine göre, bu yılki YKS sınavlarının ilk gününde adayları, ilginçtir sosyal dersler zorlamış. Matematik bir önceki yıla göre daha kolaymış uzmanlara göre… Acaba sınav sisteminde de, iktidar-muhalefet arasındaki yumuşama mı yaşandı !

Şaka canım ne alakası var. Belki de bundan sonra, farklı bir “Maarif Modeli” ile yetişecek gençlerin, pozitif bilimlere pek de ihtiyaç duymayacağı bir döneme  giriyor olabiliriz. Neyse bunu büyüklerimiz bilir ! Ama bilinen bir gerçek var, üniversitelerimizin, uluslar arası alandaki sıralamalar ile pek de ilgisi yok gibi !!! Geçtiğimiz günlerde, dünyanın en önemli üniversiteleri sıralamasında Türkiye üniversiteleri de verilmişti. Değişen bir şey yok. Sağa dön Ortadoğu Teknik Üniversitesi, sola dön Boğaziçi…Onların yanında Bilkent ve bir de özel  Koç Üniversitesi listeye girebilmiş. Küçük il ve kasaba üniversiteleri ile son yıllarda oluşturulan, özel yüksek okulların bu sıralama ile işi olmamış belli ki… Sonuç; yeni kuşak açısından gelecek pek parlak değil. Bunun yanı sıra bir de,  ortaokul ve lise seviyesindeki teknik okullara giden ve haftada sadece bir gün eğitim, geriye kalan 4 günde de uygulamalı amelelik(!)  yapan gençler veya çocuklar var ! İşte geldik geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrulara…

12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü

Ne yalan söyleyeyim böyle bir gün olduğunu bilmiyordum. Ama, sıkça rastladığımız ”çocuk- öğrenci-işçi “gibi üç sıfatlı geleceğin gençlerinin geçirdiği iş kazaları ve ölümlere gücümün yettiğince değiniyorum. Ama küresel çapta bu durumdan hiç haberli değildim. Bu grubun içine , “mevsimsel tarım işçiliği” içindeki çocuklar da giriyormuş. Bu zaten yıllardan beri kanayan yaramız. Okula da gidemiyorla,yılın önemli bir bölümünde…Zor şartlarda ebeveynlerine yardım ederek, cüzi paralar kazanıyorlar. Böylece gelecekleri şansa kalıyor. Bu alanda, sosyal güvenlik uzmanları, aileler ile görüşerek bir şeyler yapıyormuş. Ama net bir yanıtı yok. TÜİK bu kez dürüst davranmış ve bir ay önce yayınladığı 2023 yılı raporuna göre, 15-17 yaş çocukların işgücüne katılma oranını bir yılda 18,7’ den, 22.1 e yükselmiş göstermiş .TÜİK bu çocukların sayısını da 700-800 bin aralığında kabul ediyormuş. Bazı uzmanlara göre çok üzerindeymiş gerçek sayı... Bir de MESEM meselesi var. Mesleki Eğitim  Merkezleri marifeti ile çocukların, bir gün okul, 4 gün işe gönderilen ve bazen ölümlü kayıplara rastlanan uygulama var. Onlar bu rakamlara dahil mi bilinmiyor. En dikkat çekici  uygulama da bu galiba…Sigorta ödenmiyor sanırım, cüzi bir harçlık veriliyor ve ülke işsiz ordusu ile doluyken, sanayici ve orta ölçekli işletmelere bedava işçilik sunulması da nedir?  Hayata Destek adındaki bir dernek, bu çocukların izini sürerek onlara kolaylıklar sağlamaya çalışıyormuş. Karavan ve çadırlarda, onlara eğitim verilmesi ve iyi bir vakit geçirmeleri sağlanıyormuş. Ama söz konusu bu grup, mevsimlik işçilerin çocuklarından oluşuyor. Devlet, kendi açtığı okullardaki  çocuk işçileri, uygulamada sağlıklı ve tehlikeden uzak bir ortam sağlamadıktan sonra, mevsimlik işçi çocuklarına sıra gelir mi ?

Nedir bu emeğe saygısızlık… Bir yanda, yıllarca verdikleri emeğin karşılığını alamayan emekliler… Diğer yanda, sendikalı oldukları için işten çıkarılan ve devlet desteğinden mahrum emekçiler…Ve ne yazık ki ülkenin geleceği olan çocuk ve gençlerin içler acısı kaderi…

Üniversite adayı olabilecek gençlerimiz ve kurtarılmayı bekleyen çocuk işçilerimizin “12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” bir kez daha kutlu olsun.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.