Hava Durumu

Geleceğimizi sınava soktuk

Yazının Giriş Tarihi: 02.06.2024 16:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.06.2024 16:25

Önceki gün her Pazar günü  yaptığım gibi gazetelerimi almak için evimizin biraz üzerindeki caddeye çıktım. Dikkatimi çeken derin bir sessizlikti...

Daha kuzeyimizde kalan Ankara-Bursa İzmir aksının şehir içinden geçen bölümünde de  pek  hareket yoktu. Biraz yürüdüm, son yıllarda mahallemizde açılan büyük bir okulun önündeki kadrolu simitçiye karşıdan bağırdım.

“Sınav mı var?” Başıyla evet dedi ve ekledi “LGS sınavı.”

Konuya oldukça hakimdi, çünkü bu okul sürekli sınavlara ve son yıllarda seçimlere de ev sahibi oluyordu. Bursalı ve benim de bildiğim hayırsever bir sanayici, annesinin adına yaptırmıştı okulu... Konu dağılmadan söylemek isterim, şehrimizde bu hayırseverlik ve  gerçekten eğitime destek vermek amacı ile okul yaptıranlar yine oluyor mu ? Bir anda kafamda oluşan bu soruyu kendim sordum, kendim düşünmeye başladım. Çok az gördüğüm bazı örnekler de, genelde, soyadı ve de anne-baba adının anılması anlamında kalıyordu…

Kamu bu konuda neler yapabiliyor gibi bir sorunun yanıtını vermek, ülkenin bu günkü ekonomik bunalımı içinde yanıtlamak da çok zor. Galiba konudan yine uzaklaştım, farkındayım. Geleceğimiz diyordum, sınav diyordum…

Evet bu sınav, sadece elekten geçecek çocuklarımızın için değil, tüm ülkenin sınavı aslında…Son dönemlerde eğitim sisteminin iyice karmaşık hale gelmesi, özel okulların sadece kârlı bir yatırım aracı haline dönüşmesi,apartman katı niteliğinde üniversiteler,  iktidarları ayakta tutmaya en yakın oluşumlar cemaat ve tarikatların, bitmeyen istekleri, ülke geleceğini oluşturacak gençlerin okuyup, öğrenme ve iyi bir iş sahibi olma hayallerini yerle bir etti. Çünkü eğitim, Cumhuriyet’in kuruluş ve ilk yıllarında, ülke ve halkın geleceğini kurtarmak amacına yönelik bir sistem içinde çalışıyordu. Teknik eğitim, köy enstitüleri ve ardından kaliteleri ile öne çıkan bir avuç üniversite, o günün nüfusu ve yapısı içinde mükemmel denebilecek bir eğitimi yaratmıştı. İlk öğretim gerçekten eğitimin temeliydi. İyi yetişmiş öğretmenler, o günün çocuklarını, şehir, köy fark etmeksizin geleceğe hazırlamak için olağanüstü çaba sarf ediyordu. Çünkü öğretmenlik bir misyondu. Şimdiki gibi sadece yaşamı sürdürmek için yapılan bir iş değildi. İdealdi. Bunun sonucu, yurt dışında gönderdiğimiz harika çocuklar, iyi yetişmiş mühendisler ve diğer alanlardaki uzmanlar ile ülke kalkınmayı başardı. Aradan yıllar geçti, demokrasi anlayışı,”eğitimde birlik” düsturu unutuldu, hemen her şehir ve kasabaya üniversite açıldı, buralara yeterli öğretim kadroları bulunamadı., Hepsinden acı olanı, her kamu işi için “liyakat” yerini “sadakat” olgusuna bıraktı. Bir üniversite bile bitirseniz, hele kamuda iş bulmanız liyakat yerine mülakatınıza kalmış oldu. Tüm bunların sonucu olarak evlilik ve çocuk oranlarımız düştü. Ülke top yekûn bir yaşlanmaya sürecine girdi. Emekli ve yaşlılardan oluşan bu büyük topluluğu taşıyacak yeni kuşakların sayısı ve niteliği de aldıkları eğitim gibi doğal olarak iyice azaldı. Son durum budur.

Şimdi gelelim Pazar günü yaşadığımız sessizliğe…Sınava duyulan saygı ve geçici sessizlik ve destek, acaba istenilen sonucu verecek mi ? Bu sınav ile gelecek planlarının ilk aşamasını geçecek olan bu kuşağın gücü, giderek yaşlanan bu ulusu yaşatmaya ve kalkındırmaya  yetecek mi ? İşte bu soruyu, sınavı öğrenip, markete gidene kadar düşündüm ve içime bir sıkıntı düştü. Bu kuşku, sadece kalan ömrümüz için değildi…Onların ve ülkenin geleceği de bizden pek farklı değildi. Tek kutuplu bir dünya özlemini yıllardır beyninde yaşayan egemenler, sanki hareket geçmek üzere gibi geldi bana…

Uluslar için kısa, insan ömrü için uzun sayılabilecek bir süreden beri, özellikle 27 Mayıs 1960 sonrası ülkeyi belli ve önemli bir süre yöneten başbakanları hatırlamaya çalıştım nedense bu endişelerimden sonra…İlk aklıma gelenler Demirel, Özal, Çiller,Gül gibi isimler oldu. Farklı partileri, yönetim biçimleri, inanç farklılıkları da olsa tek bir ortak özellikleri vardı.

Hepsi de iyi bir ABD eğitimi almışlardı! Son  ülke lideri Erdoğan’da yasaklı olduğu için başbakan olamadı ama, AKP Genel Başkanı sıfatı ile, yeni lider olmadan az  önce ABD havası almıştı nedense…

LGS sınavına giren çocuklarımıza yürekten başarılar dilerim.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.