Hava Durumu

Müezzin Büyükerşen ve CHP adayı bir imam

Yazının Giriş Tarihi: 21.03.2024 14:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.03.2024 14:37

Seçim yarışının iyice kızıştığı günümüzde, gazete ve bazı yayın organlarında gördüğüm iki haber bana çok ilginç geldi. İnanç üzerinden yürüttüğü politika ile, yirmi küsur yıldan beri iktidarı elinde tutan AKP ve seçmenleri ile bazı  belediye başkan adaylarını şaşırtacak iki örnekten söz edeceğim. Bu durumu pek de hazmedemeyen  İktidar çevreleri böylesine ilginç  gelişmeler  karşısında, sanırım  oldukça şaşkın  durumdalar .

Önce emekli bir profesör ve aynı zamanda çok uzun bir süre belediye başkanlığı yapan Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen’in final günlerinde anlattıklarına bakalım.

Eskişehir’de büyük final

 Dile kolay, tam 25 yıl ülkemizin önemli bir kentinde aralıksız görev yapmak her yiğidin harcı değil. Ama bir istisnası vardı bu gerçeğin, o da Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen…Görevden ayrılırken bile vedasını çok anlamlı bir proje ile bitirmiş. Din argümanı ile politika yapanları hem kızdıracak, hem de imrendirecek bir proje ile kapanışı gerçekleştirmiş. Bundan haberdar olmayanları hayrete düşeceği bu proje, O’nun yaptırdığı Eskişehir Yüzüncü Yıl Camii…En çarpıcı yanı da, Arapça İKRA, yani  OKU kelimesinin Türkçe olarak  caminin giriş kapısının üzerindeki alınlığa yazdırılmış olması.( İkra ismi, Kur'an-ı Kerim'de geçmektedir. İkra isra 14, Alak 1. ayetinde geçmektedir. İlk vahiy olarak İkra yani oku vahyi bildirilmiştir.)

Yılmaz Büyükerşen, ne yapacaksan yap, ilk önce oku, öğren ve de hazmet demeye getiriyor ve bunu ilk vahiy ile de buluşturuyor bu üç harfli yazı ile…

Yılmaz Hoca bu anlamlı eseri, belki bu günleri düşünerek yaptırmamış olabilir ama, günümüzde Eskişehir başkanlık yarışında bu proje öne çıkacak gibi görünüyor. Öte yandan diğer güçlü başkan adayı kısa süreda birkaç partiye girip çıkan Nebi Hatipoğlu bir vakıf binasında yaptığı açıklamasında “Hele seçileyim, belediyenin tüm imkanlarını bu vakfa (Birlik Vakfı) açacağım. Bütün vakıflara açacağım.” demiş.Yani Eskişehir’ i yeni bir şehir yapma vaadi yatıyor bu sözlerde sanki !Çok ilginç…

İç Anadolu’nun ortasında kendi halindeki Eskişehir’i, önce üniversite ve öğrenci, sonra da turizm kenti haline getiren,  Büyükerşen’in eserini, işte böyle bir ihtimal veya böyle bir gelecek de bekliyor.

Bu karşı duruşta Nebioğlu’nun argümanı yine dindarlık. Daha farklı bir sıfat kullanmak benim inancıma yakışmaz, o nedenle kullanmıyorum. Ama, bu günün iktidarının uzun yaşam öyküsünün en önemli satırları, işte bu dindarlık, daha da ileri gidildiğinde dinbazlık biçiminde yazıldı çünkü…

Müezzin Büyükerşen

Bu öyküye geçmeden önce, bir de Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ndeki okul arkadaşlarıma hatırlatmak istedim…Yılmaz Hoca, 1973 yılında okula başladığımda, diğer hocalarımız gibi Eskişehir’den günü birlik gelerek ders veriyordu. Ama, aynı anda bir işyerinde de çalıştığım için derslerini izleyememiştim. Şimdi keşke demenin bir yararı da yok ...

Konumuz da bu değil zaten ama, bu küçük bilgiyi de okurlar ile paylaşmak istedim.Gelelim şimdi ilginç bir özelliğine Büyükerşen’in… Görev süresi ve önceki dönemlerdeki adaylık süreçlerinde Yılmaz Hoca, sanırım inanç ve ibadete dair bir açıklama veya  konuşma yapmamış ki, veda ederken hem son eserleri, örnek  bir cami ve şehitler anıtı ile, çocukluk yıllarında müezzinlik yaptığını anlatarak final yapmış. Yani, inanç konusunu, görevi ve seçim dönemlerinde hiç öne çıkarmamış. 40 yıl yaptığı hocalığın etkisi ile, görevi devrederken de kallavi bir ders vermiş oldu böylece...

Ben de  Hoca’nın müezzinlik öyküsüne, biraz da merakla bakalım istedim.

“Ortaokul öğrencisiyken, mahallemizdeki camide sabahları minareye çıkıp ezan okuyordum. Şimdiki gibi ses düzeni de yoktu. Müezzin romatizmalı olduğu için minareye çıkamıyordu, yaklaşık bir yıl ezanı ben okudum. İster sosyal demokrat, isterse başka inançlardan olsun, Müslümanlığı öğrenmenin ilk emir olduğunu da caminin kapısının üstüne yazdığımız gibi Kuran-ı Kerim’den öğrenmeliyiz.”

İlginç ve çok çarpıcı  açıklama ve gelişmeler bunlar…İktidar mensuplarının pek de hoşlanmayacağı, kendi inisiyatiflerindeki din ve ibadetin, başkaları ve hele rakipleri tarafından da benimsendiği görmek, hele bir seçim öncesinde oldukça korkutucu bir durum olsa gerek ! Bunun başka örnekleri de var. Kendi uhdelerinde gördükleri din ve ibadetin, rakiplerinde öne çıkarılması bu cenahı oldukça tedirgin etmiş olabilir. İşte bir örnek daha…

Arnavutköy’de CHP adayı bir imam

Yılmaz Büyükerşen’in müzezzinlik öyküsünü öğrendikten sonra, bir sürpriz ile daha karşılaştım bazı yayın organlarında... CHP İstanbul’da yeni oluşmuş ve ikinci Arnavutköydiye anılan  ilçede, belediye başkan adayı olarak bir imamı belirlemiş. Adı Tekin Aras…Vaat olarak, yetersiz derslik nedeniyle okul yapımı için gayret sarf edeceğini öne çıkarıyor. Yakınlarındaki sanayi bölgesi  nedeniyle  fuar alanı yapımı  gerek diyor.Atölye sistemi ile gençleri için eğitim kursları açılacağını dile getiriyor ve bir çok proje gibi diğer vaatlerini de sıralıyor. Ama çok ilginç bir saptaması da var genç imamın…

“Ben taziyelerde Kur’an okuyunca AK Parti adayı hemen kaçıyor.”  cümlesini kuruyor.  İşte en önemli nokta burası…İnanç ve ibadet,buna bağlı olarak, görev ve gelenekler, bir şahsın, bir grubun, bir partinin inisiyatifi altında olamaz…

Din mecburi bir inanç diye akademik bir açıklama da var. İşte işin püf noktası da  burası. İktidar Partisi dışındaki aday ve seçmenin, kendini rahatça ifade edebilmesi için, inançlarını rahatça ortaya koyması, din üzerinde temliki ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle, önce Büyükerşen ve geçmişi ile, genç başkan adayı imam Tekin Aras’ın anlatılarını sizinle paylaşmak istedim. Bunu da “zamanın ruhu” kapsamında ele aldım !

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.