Hava Durumu

Mutlu bir toplum muyuz ?

Yazının Giriş Tarihi: 16.04.2023 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.04.2023 21:48

Bayram değil, seyran değil (!) bu soru da nereden çıktı diyebilirsiniz. Ama önümüz bayram, arkamız deprem ile seçim ve arasına sıkışmış mutsuz milyonlarca insan. Bu soru, şimdi gündeme gelmeyecekse ne zaman gelmeli ?

Makaleyi okuyanı daha fazla sıkmak istemem, anlatayım. Doğal olarak televizyon ekranı önünden ayrılmıyoruz. Biraz da gazete desteği var. Ben henüz cep telefonundan iletişim çağına geçemedim çünkü. Ekrandan, sonra da gazetede gördüğüm ilginç bir sahne. Seçim ittifakı yapan partilerin önemli bir ilimizdeki milletvekili aday tanıtım töreninden. Adaylar salondakilere takdim ediliyor ve ardından, saf halinde,ellerin havada birleştiği o bildik görüntü veriliyor. O da ne, bu aday safının(bu kelimeyi aman yanlış anlamayın)

orta yerinde, bir erkek ile kadın yan yana gelmiş. Eller havaya kalkmış ama birleşememiş! Erkek adayın inancına ters düştüğü varsayılıyor. Çünkü partisinin adı bunu haykırıyor ! Hem çağdaş bir ülke,onun demokrasi ve sosyal anlayışı, ve buna açıktan ve fiilen karşı çıkan bir düşünce.

İzahı da o cenah için çok kolay. Kadın elini tutmak günahların önde geleni. Çünkü inandığı ve öğretilen din öyle emrediyor o şahsa… Ama toplumsal yaşamdan da uzak da kalamıyor ve milletvekili adayı olabiliyor. Acaba neden bu çelişki?Konunun uzmanı ve akademik kariyerli hocalar diyor ki, dinimiz ve kutsal kitabımızın anlattığını böyle yorumlayanlar var. Oysa Kur’an, hiçbir zaman, hiçbir cümlesi ile pozitif bilimleri reddetmiyor. Bunları açıklıkla anlatan bilim insanlarını Ramazan Ayı boyunca sürekli ekranda dinledim ve kendi öğretim ile pekiştirdim. Öğreti dediğime de bakmayın ailemden bana kalan inanç anlayışından söz ediyorum.

Depremzedeyi aldatmanın cezası  nedir ?

Diğer taraftan ekranda acizlik içinde kalmış bir kadın…Çocukları ile depremin en ağır sonuçlarını yaşıyor. Hatay’dan kalkıp önce İstanbul’a, ardından Antalya’ya göç ediyor. İlanlardan gördüğü bir zemin kata taşınıyor. Aslında pek de oturulacak bir yere debenzemiyor. Fiyatı da oldukça dolgun. Ödemeleri yapıyor ve yerleşmeye çalışıyor. Ardından birigeliyor ve buranın gerçek sahibi olduğun kanıtlıyor. Yani bu depremzede kandırılıyor. Gerçek mal sahibi onları burada tutmak istemiyor ve gerekçelerini de sıralıyor. Şimdi buradan nereye geliyorum. Dolandırıcı ve insaf etmeyen yer sahibi, inançlı olduğunu sanarak dini vecibelerini yerine getirebilir.Çünkü inanca dair bilgiler ona bu yönde verilmiştir. Bu yanlış davranışı ve de sahtekarlığı için dua eder, neyse ceremesini çeker ve affedildiğinisanabilir.Öte yandan, aldatılan o çaresiz kadın, dua ederek bu durumdan kurtulmak  ve de ahirette bunun karşılığını görmeyi dileyebilir. Ama aslında bu mağdur insan, “cehennemi” önce depremde, ardından Antalya’da yaşamıştır. Bu konuda yorumları olan felsefeci-ilahiyatçı bilim insanları dolaylı da olsa ekranda bunu anlatmak istiyor. Yani ahrete bırakmadan burada da yaşanabilir diyorlar. Söylediklerini bilimsel veriler ve hepsinden önemlisi ayetlerin tefsiri ile dile getiriyorlar. Dikenli bir alana girdiğimin farkındayım. Bu bilim insanları “Kuran-ı Kerim, pozitif bilimler ile hiç çelişmemiştir”cümlesini de kuruyorlar. Bu iddialarını batı dünyasının geçmiş yüz yıllarda yaşayan felsefeci ve bilim insanlarının sözlerine dayandırıyorlar. Verdiğim örnekteki gibi cehennemi yaşayabilirsiniz, buna karşı zordaki birine yaptığınız bir somut destek, yardım ve de teselli ile örneğin yaşama döndürebilirsiniz. İşte cenneti yaşamak da bu olsa gerek benim anladığım kadarıyla… O bilim insanlarının bu kadarını söyleyeceklerini ben de beklemiyordum. Bu dönemde cesaret ister ama, bilim anladığım kadarıyla hiçbir şeyden ve baskıdan korkmuyor ! Nereden nereye geldik değil mi ?

Bu teori veya gerçek ortada dururken, şimdi nasıl mutlu ve mesut yaşayalım. Sağa dönüyorsunekonomik sıkıntı, sola dönüyorsun aklınıza deprem bölgesi ve mağdurları ile yakınlarını kaybeden insanların yaşam savaşı geliyor. Bir an için kendinizi onların yerine koyarak, iyice geriliyor ve korkuyorsunuz, ya benim de başıma gelirse diye... Şimdi onlara gidip, cennet böyle, cehennem şöyle diyebilir misiniz? O zaman, yaşarken ve toplum içindeyken ölçülü davranmak, kimseyi incitmemek, kandırmamak  en önemli görevimiz kılınmamış mı ?Bunun verdiği haz ile önce mutlu olmak ve iddia doğruysa, ki ben de katılıyorum, cenneti hayattayken yaşamak, cehennemi tevekkül içinde karşılamak gibisi var mı ?

Kötülükten kaçınmak ve iyilik ile buluşmak için,önce mutlu olmak veya olmayı bilmek gerekmez mi? Soruya yanıt için bir veri buldum, paylaşıyorum.

Dünya Mutluluk Raporu ve Türkiye 

2012 yılından bu yana her yıl düzenli olarak yayınlanan Dünya Mutluluk Raporu, dünyada 150’den fazla ülkede yapılan anketler aracılığı ile insanların kendi hayatlarını nasıl değerlendirdiğini ölçmekmiş. Ülkelerin mutluluk skorlarını kişi başına düşen milli gelir, sosyal destek, ortalama sağlıklı yaşam süresi, bireylerin kendi hayatlarıyla ilgili karar alabilme özgürlüğü, cömertlik ve ülkelerdeki yolsuzluk düzeyi ölçütlerine göre belirlemekteymişbu rapor. Skor değerleri  0 ila 10 arasındaymış.Finlandiya, bu yıl (2021) 821 puan alarak zirvedeki yerini beşinci yılında da korumuş. Danimarkaikinciliğe İzlanda üçüncülüğe yerleşmiş. Sıralamada en fazla düşüşe sahip on ülke; Lübnan, Venezuela, Afganistan, Lesoto, Zimbabve, Ürdün, Zambiya, Hindistan, Meksika ve Botsvana imiş.149 ülke arasında en mutsuz ülke ise 2.404 skor değeri ile Afganistan olmuş. Bir önceki raporda 104. sırada yer alan Türkiye, bu sene sekiz basamak gerileyerek 112. sıraya yerleşmiş (2021pandemi zamanı).      Yıllar geçtikçe Türkiye’nin mutluluk endeksinde düşüş ve küresel sıralamada yerinin iyice düşüşe geçtiği görülmekteymiş.

Sözün bittiği yer !

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.