Hava Durumu

Prusa’dan Bursa’ya

Yazının Giriş Tarihi: 05.04.2023 14:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.04.2023 14:10

Tarihler bazen çok fazla hatırlatıcı olur. Bir başka konuyu yazmak için klavye  başına geçtim ve tarihi attım. Karşıma 6 Nisan çıktı. Birden irkildim. Doğup büyümekten ve yaşamaktan her daim tarifsiz mutluluk duyduğum şehrin, bu tarihte atalarımız tarafından  ele geçirildiğini hatırladım. Küçük bir hesap ile bir baktım ile tam 697 yıl geçmiş aradan. Cumhuriyet’in ilanından sonra geçen sadece yüz yılı bile anlamak bu denli zorken, karşıma neredeyse yedi yüz yıllık bir öykü çıkıverdi. Kim bilir, her gün bastığımız bu topraklarda neler yaşandı? Mutluluklar, entrikalar, işgaller, ölüm kusan günler ve de zaferler…

Neyi hatırlamak isterseniz, bu yedi yüzyılın içinde bulabilirsiniz.

Aslına bakılırsa, şehrimizin tarihini, önemini ve de özelliklerini tüm sakinleri biliyor mu ? En azından bilenler giderek eksiliyor mu, artıyor mu ?

Bunları çoğumuzun düşündüğüne emin değilim. Günlük telaş, sıkıntılar ve arada bir evimize uğrayan mutluluklar arasında zamanımızı doldurup, bu alem veda ediyoruz. Bu konuda yani geçmişe dair öğrenme merakına az da olsa sahip biri olarak, ben de bu günü atlıyordum. Çünkü önümde yine son aylarda her dakikamızı alan depremden haberlere bakıyordum. Yine ihmaller, vurdumduymazlıklar her zaman olduğu gibi gündemdeydi. Neyse onlara yarın yine devam ederiz. Üstelik bu kez, çok kötü bir olaydan yola çıkarak çok şaşırtıcı bir gelişmeyi konu edeceğim. Şimdiden duyurmak istedim. Ama önce Bursa’ya dair bu çok anlamlı günün doğuşuna bir dokunuş yapalım.

Yıllar süren kuşatmadan doğan kadim bir şehir

Doğudan Batıya ordusu ile hızla gelen Osmangazi, Koyunhisar Savaşı’ndan sonra, Prusa şehrini üç taraftan  kuşatır. Osmanlı Devleti için artık Prusa

 ana hedef  haline gelmiştir. 1303 yılındaki Dimboz Savaşı’nın hemen ardından fetih için harekete geçen Osman Gazi, sarp kayalıklarla korunan şehrin doğu ve batısına iki adet gözetleme kulesi inşa ettirir.Doğudakine  Balaban Bey, batıdakine de Gazi Aktimur dizdar, yani kale komutanı olarak atandığı için bu havalinin kuleleri onların adlarıyla bilinmektedir. Bunlardan Balabancık Hisarı günümüze ulaştığı kadarıyla onarılarak koruma altına alınır. Aktimur Hisarı ise kaderine terk edilmiş, çalılıklar arasında Kültürpark’ın batı kapısına bakan bir yamaçta saklanmış duruyor! Neyse biz yine kuşatmaya dönelim. O dönemde burada konuşlanan gözcüler aracılığıyla şehrin giriş ve çıkışları, tüm ikmal yolları kontrol altında tutulur.  Bu hazırlıklara ilave olarak, Osmanlı halkının sur etrafına yerleştirilmesiyle de Bursa’nın kuşatması resmen başlamış olur. Kimi kaynak ve rivayetler, Bursa’nın Fethi’nin 23 yıl sürdüğünü söylerken; bir diğer görüş ise 1317 yılında başlayıp 9 yılda bittiği yönündedir. Osmanlı Devleti’nin, Osman Gazi önderliğinde başlattığı kuşatma, uzun süre sonuç vermez. Sağlık sorunları sonrasında Osman Gazi, Şubat 1324 tarihinde  vefat eder ve oğlu Orhan Gazi ile kuşatma devam eder. Bursa tekfurunun teslim olmasının ardından 6 Nisan 1326’ da Bursa fethedilir. Osmangazi’nin sağlığındaki vasiyeti olan “beni o gümüşlü kubbeye gömün” gerçekleşir. Fetih sonrası Bursa, artık  Osmanlı Devleti’nin başkentidir. Böylece  Bizans’ın Güney Marmara’daki etkinliği de biter. Doğu-batı ticareti Türklerin eline geçer. Beylikten devlete, devletten imparatorluğa doğru dev bir adım atılmıştır. Gerçekler  ve de öyküsü böyle… Gümüşlü Kubbe, eski bir manastırdır ve günümüzde Tophane meydanındaki Osmangazi Türbesi olarak anılan türbedir. Osman Gazi ile oğlu  Orhan Gazi de burada birlikte yatarlar. Mutluluk ile biten bu fetihten sonra, sizi günümüzün bir gerçeği ile tanıştıracağım. Osmangazi’nin kuşatma sırasında, şehrin doğusuna yaptırdığı Balaban Bey, ya da Balabancık Kalesi, günümüzde yine gündemde, ama bir olumsuz gelişme ile... Semt sakini ve de gönüllü araştırmacı Ayşe Yandayan Hanım,  gönderdiği yazılı bir metin ile son gelişmeyi ve tehlikeyi şöyle anlatıyor.

Balabancık için bir gönüllünün feryadı !

“Değerli Bursalı ve Mollaaraplılar… Sizlere daha önce de yazmıştım. Şimdi yazdıklarım çok doğru ve hazırlıkların sonuna gelindi. Çökme sırası Balabanbey Kalesine geldi. Kale ve Tarihi Eser olan kaydı, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Bursa Kültür Varlıklarını Koruma kuruluna yaptığı müracaat ile değiştirildi ve kalenin koruma alanı daraltıldı. Kurul ne yazıktır ki baskılara boyun eğdi. Kale’nin içindeki lojmanlar yıkılıp yerine toplu konut yapılıp satışı teklifi uygun hale getirildi. Balaban Bey Kalesi, yani tarihimiz ve geçmişimiz rant uğruna yok edilmek üzeredir. Şimdi birlik olma zamanı. Açtığım davayı  kaybettim. Şu an önlerinde hiç bir engel kalmadı. Halkın gücü önemli, Bursa’nın Fethi için Osmangazi’nin emri ile yapılan bu kale, Osmanlı Türklerinin taş üstüne taş koyduğu ilk yapı olması ile çok önemlidir. Gözler, ranttan başka bir şey görmemektedir.  Bizim, geçmişten ödünç aldığımız bu tarihi eseri, gelecek kuşaklara teslim etme gibi sorumluluğumuz ve görevimiz var. Benim yapacağım fazla bir şey kalmadı. Kaleyi kaybetmek üzereyiz. Sizi bilgilendirme ihtiyacı duydum. .Yazdıklarımın hepsi doğru ve belgelidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.