Hava Durumu

Uyutmak ya da uyumamak…

Yazının Giriş Tarihi: 30.05.2024 16:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.05.2024 16:34

Nasıl bir dilimiz varsa, bir kelimenin bile anlamı çok fazla. Çok kolay mecaz yapılabiliyor bir kelime üzerinde…Bu günlerin konusu da “uyutmak, yada uyutmamak” üzerine…Bu cümleleri yazarken, neye değineceğimi kesin biçimde anladığınızı sanmıyorum. Çünkü, siyasetin doğasında “olmazı olur yapmak” ve kaba tabirle, söyledikleriniz ile karşınızdakiler de dahil, özellikle yanınızdaki toplulukları etki altına alabilmek var... İşte bütün mesele budur.

Bir münafık gazete, söz konusu “uyuma, uyutmak” kelimelerine atıfta bulunarak, mevcut ülke yönetiminintoplumun büyük kesimini “olmazı olur gibi gösterme “ konusunda resmen uyuttuğuna dair örnekler vermiş. Şimdi onları saymaya kalksam, söylemek istediklerime yer kalmayacak. Zaten politikanın özünde, insanları ikna etme ve bazı konularda inandırarak, tam tersini yapabilme sanatı yok mu? O zaman bu kelimenin suyunu sıkarcasına üzerinde tepinmenin de bir anlamı yok ! İşte size kısa bir uyutma örneği…Ama benim değineceğim, onlarca çözülememiş güncel ve sosyal yaşam sorunun yanı sıra, bir konunun  daha azla gündeme gelmesine dair...

Dikkat ettiyseniz, yaklaşık on günden beri, sokak hayvanları ve özellikle sahipsiz köpekler konusu baş  köşeye oturdu. Buna dair yasal düzenleme taslağı sanırım bunları yazarken TBMM’de  olacak. Önce, yerel yönetimlere “hayvan barınma evi” ödevi verilerek, sorun bu yolla çözülmeye çalışıldı. Ama bunun için de bir süre konarak, sahiplenilememiş bu canlıların “uyutulması” yöntemi devreye girdi/ önerildi ! Doğal olarak uyutulmanın sonu itlaf olduğunu bilen hayvan sever kitle ayağa kalktı ve bu yöntemden vazgeçilmesi için kampanya başlattı. Bir diğer seçenek de “kısırlaştırma” olarak gündemde. Bu işlemin maliyeti yüksek olduğu için, kamu pek yanaşmıyor  yönteme…

Çok doğaldır, sokak hayvanları da bizim kadar yaşamayı hak etmiş canlı varlıklardır. Buna itiraz bile edilemez… İnsani olarak da, inanç kapsamında bakıldığında da, bu değişmez. Benim dikkatimi çeken, bu mahlukların kaderini belirlemek ve yaşamalarını sağlamak için hemen hareketlenen toplumun müthiş duyarlığı…Öte yandan,en aziz varlıklarımızın başında gelen kadına yönelik, hemen her gün rastladığımız cinayetler ve de onlara eklemlenen taksici öldürme vakaları sıkça oluyor. Buna, baba empozesi ile cinayet işleyen bazı genç grupların bu aciz ve korkutucu durumunu da ekleyebiliriz. Okullarda ortaya çıkan öğretmene karşı veli-öğrenci saldırıları ve darp olaylarını da ekleyebiliriz.

En aziz varlığın insan olduğunu hepimiz bilirken, bu vakaların önüne geçecek, bunun için uyuşturucu ve silah kullanımı oranlarının düşürülmesi, neden bu kadar gündem olamıyor? Benim  de dikkatimi bu çekiyor ! Galiba öğretmen dövme ve hatta öldürme vakalarının giderek yaygınlaşmasını da es geçmeyelim.

Bunu söylerken “hayvan canı daha önemsizdir” demek, insanlığıma da, inancıma da ters düşer. Ne demek istediğimi aslında anlattım ama, bu yorumuma hayret edecek, hatta kınayacaklar da olacaktır. Olsun…

Yeter ki bu tür hayati sorunları, ortak akılla ve konuşarak, nedenlerini bularak çözebilelim. Bu konuda en önemli görev aslında ülke yöneticilerine düşer. Toplum olarak bizler ancak destekleriz. Ama bu anlamda somut bir girişim de görünmüyor. Galiba yine kolaya kaçmak gerekiyor, bunun yerine, sokak hayvanları için kamunun denediği ve tuttuğunu var saydığı “uyutma” önerisi üzerinde gezinir, tepinir ve buna yüklenirsek,”Ülke yönetimi yine  aynı taktiği uygulayarak, sorunlar için uyutma da karar kıldı” der, sorumluluktan kaçar  ülke yönetiminin taktiğine yine boyun eğeriz. Çünkü duyamadığımız, göremediğimiz  gerçekleri, uyutma yöntemi ile kabul etmiş oluruz.

Bu yönde  kamunun gerçekleştirdiği somut örnekler de var…İşte örnekler…

Somali’ye toprak Sudan’dan et ve yumurta ithali

Ülke yönetiminin Somali aşkı küllenmemiş ki, bu devlet adına yapılacak görkemli bir konsolosluk binası  için Ankara İncek’te büyük bir yer tahsis edilmiş. Afrika aşkı daha da depreşmiş , bu kez tarım ve hayvancılık konusunda dev bir adım atmış İktidar…Sudan’da, on yıl  önce büyük bir arazi kiralanmış tarım üretimi için…Aradan uzun bir süre geçmiş, toprağın verimsiz olduğu ancak şimdi anlaşılmış! Yani, yatırım ve vergilerimiz ile bütçede toplanan paramızın bir kısmı, yanlış tercih ile buharlaşmış. Şimdi de bu ülkeden  Kurban Bayramı öncesi, büyük baş hayvan ithalatı yapılmış. Üstelik bunun yanında, halkımızın önemli ihtiyacı olan yumurta da satın alınmış. Bunlar yaşanırken, bir çok besici “bu yıl son” diyerek, hayvanlarını büyük şehirlere getirip, dükkanı kapatma aşamasına geldiklerini belirtiyor. Ülkemizde yetişen sebze ve meyve, büyük kentlere gelirken, en fazla ulaşım masrafları konu edilmiyor mu ? Her defasında motorinin litresi, köprü geçişleri falan maliyeti artırdığı söylenmiyor mu? İyi güzel  de,Sudan’dan bu hayvanlar havada uçarak ücretsiz mi geliyor ? Belki de bir projenin parçası olarak bu alımlar yapılıyor olabilir. Çünkü dış politika çevrelerine göre, Afrika ülkelerindeki Fransız hakimiyeti artık kaybolmuş. Bu boşluk, bizim gibi ülkelerin alım ve destekleri, “uzaklardaki bir yerlerden gelen öneri-direktif” üzerine de yapılıyor olabilir mi ?. Ama her zamanki gibi, toplumun bundan da  haberi olmayacak! Ben bayıldım bu tepki toplayan “uyutma” metoduna! Koskoca bir toplumu uyutmak kolay oluyor ama, bizlerin dostu sokak hayvanları için bu mümkün görülmüyor çok şükür, sevgili halkımız tarafından. En azından, bu canlı varlıklar kendini kurtarsın, biraz daha yaşasın. Toplum olarak biz nasıl olsa “uyutulma” yöntemine iyice alışmışken…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.