Hava Durumu

Yaşam pahalı ama ölüm bedava

Yazının Giriş Tarihi: 19.02.2024 14:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.02.2024 14:51

Bir süreden beri, içinde bulunduğumuz seçim sürecinden, parti liderlerinin birbirine yönelik ağır hakaretlerinden fırsat bulup ülkemizdeki bazı” krıminal” olaylara bakarak bir anlam vermeye çalışıyor ama veremiyordum. Çünkü elimde bir veri yoktu. İş kazalarını bunun dışında tutuyorum.

Örneklemem gerekir anlaşılması için. Bundan birkaç ay önce buğday silosu patladı örneğin, acaba neden ? Şehir içi ya da şehirler arası otobüs kazaları da sıkça olmaya başladı. Şehir içindeki ölümlü kazalar sanki günlük olay gibi algılanıyor. Psikolojik sıkıntılı  vatandaşlarımızın, suçsuz insanları öldürmesi, dikkati çeken suikast gibi olaylara karışmasını bir nedene bağlamak da olası. Geçim sıkıntısı, mutsuzluk, buna karşın paradan para kazanan binlerce vurguncu falan etkiliyor diyor ve geçiyoruz. Ama en güvendiğimiz alanlarda bile kazalar, can kayıpları bitmek bilmiyor. Hemen örnekleyeceğim. Bir iki gün önce ekranda gördüm, bir genç adam eşi ile konuşuyor feryat ile “batıyoruz” diyordu

İmralı açıklarındaki gemi neden battı?

 Bursa’nın tek adası İmralı yakınlarında bir gemi batmak üzere…İşe yeni alınmış bir gemici elindeki telefon ile eşini arıyor ve batmak üzere olduklarını film gibi anlatıyor.Şimdi  altı kayıp gemici denizin dibinde aranıyor. Ardından bu konuya dair, konunun uzmanlarından açıklamaları görüyorum. Sonar ile iki denizcinin yeri belli olmuş, cesetler yaşam alanı denilen bir yerindeymiş geminin… Bir uzman; ambar kapak lastikleri yerine oturmuş mu diye soruyor. Kime soruyor o da belli değil. Sonra da “Bu geminin sızdırmazlığı sağlayacak durumda olduğunu sanmıyorum.”  diyor. Yani yeterli donanım olmadığını vurguluyor. Bir başka uzman da “ Yakın seferler için bazı işlemleri yapmıyorlar sanırım”  derken bir ekleme daha yapıyor ki düşünmeye değer .”Gemiyi terk etmeyi bilmiyor olabilirler.” Sonra devam ediyor  “Burada eğitimin, liyakatın ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Gemiciye kaptanlık, yağcıya makine zabitliği  yaptırırsanız bunlar ilk olmayacak.”  Çok ağır bir itham kamuya dair.

Bir başka uzman gemici de “Personel listesi iyi denetlenmiyor. Yolcu gemileri de hadlerinden fazla yolcu alıyor. Batmıyorsa Allah’tan, batıyorsa da Allah’tan.” Bu sözler daha da korkutucu ve tehlikeli…Söz bitti.!!!

 Galiba şehirler arası otobüs kazalarında  onlarca canın bir anda yitirilişi de sanki buna benzer denetimsizlikten kaynaklı... O direksiyonun başına hangi deneyimle oturuluyor. Uzun bir yolculukta, kaptan şoför yeterince uyuyup, dinlenebiliyor mu, yani yedeği var mı ? Geçmişte ehliyet almak belki farklı nedenler ve çıkarlar ile zorlaştırılıyordu ama, şimdiki gibi kolayca almak da çözüm olmuyor.Sanki ülkemizin üzerinde kötü bir hava tabakası oluştu ve b sanki oksijen azaldı !Neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu kestiremiyoruz. Yöneticilerin doğru karar vermesini engelliyor bu ağır hava galiba!

Anagold faciası  ve sonuçları

Olayın üzerinden üç dört gün geçti. Hemen her gün seçim dönemi olsun olmasın, farklı konularda yorum yapan Sayın Cumhurbaşkanımız bu konu ile pek ilgili değil galiba. Tek kelime etmedi olaydan sonra…Oysa sadece bir maden kazası değil ortaya çıkan… Koskoca bir ülkenin geleceğini etkilemesi muhtemel bir felaketin yaratıcısı olabilecek bir durum. Tamam; madende üretim durdurulmuş. Beş altı kişi göz altına alınıp sorgulanmış. Kanadalı müdür, adli kontrol  ve yurt dışı çıkış yasağı  ile şimdilik madeninin yanına gidebilecek.

Bu kazanın Türkiye’nin geleceğini nasıl etkileyeceği konusunda bir yorum ve yetkili bir ağızdan sonuç var mı ? Ben duyamadım. Duymak isterdim. Muhalefetin bu alandaki sözcüsü gibi çalışan CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz , maden ruhsatının iptal edilmediğini, kamu ile işletme arasında onlarca anlaşma yapıldığını ve bunların hangisinin iptali söz konusu olduğunun anlaşılamadığını söylüyor. Yavuzyılmaz daha da ileri giderek “İş başı yapılıp, yapılmadığını bile bilmiyoruz” diyor. Bunu da çalışanlara gönderilen mesajlardan elde ettiklerini savunuyor. Üstelik “siyanür havuzu” altında aktif bir fay hattının olduğunu da iddia ediyor. Yani, bu önemli çevre kazası hakkında yeterli bilgi alınamıyor. Kirlenen İliç havasında, bu işin ört bas edileceği kokuyor sanki… Zarar gören, her anlamda nefes almakta güçlük çeken, sadece İliç ve çevre halkı değil, ilgililerin ifadesi ile “Fırat nehri tarihte olmadığı kadar  tehlikeli bir durumda.” Fırat’ın tehlikesinin neleri yaratacağını, az da olsa coğrafya bilgisi olan, ilgili, bilgili ama konuşabilen yetkililere bırakmak gerektiğini düşünüyorum !Bu satırları yazmadan önce bir gazete haberi, beni gülmekle bela okumak arasında bıraktı. Yorumu da siz yapıverin lütfen…

Kandilli Rasathane binası da çürükmüş !

Birden aklım başıma geldi. Bu haberde acaba kötü bir rekabet kokusu mu var?  

 diye düşündüm ne yalan söyleyeyim…Çünkü bir sarsıntı  olduğunda Kandilli ile AFAD  arasında deprem büyüklüğü açısından farklı açıklamalar veriliyor.Bunun dışında İktidar Kandilli’ye soğuk bakıyor.  Dilerim sadece gerçektik ve bu konuda da “terzi kendi söküğünü diker önce” diye düşünmek istiyorum. Seçim dönemindeyiz, her türlü propaganda mubah! Bu haberden sonra bir mizahi kentsel dönüşüm haberi de aklıma geldi. İstanbul’da Bir blok haneyi “çürük “ diye tanımlamış ilgililer. Hemen yıkmışlar, yerine yeni bir blok yapmışlar kentsel dönüşüm kapsamında... Nasıl olduysa denetleme mekanizması kırk yılda bir doğru çalışmış hem de da tam çalışmış. Yeni yapılan bina da içine girilmeden çürük raporunu almış! Şimdi yeni bina da yıkılacakmış. Konunun izahını yapamayanlar , mecburen mizahını yaparak bu işlemin adını “Çürüksel Dönüşüm” koymuşlar. Türk halkının pratik zekasını kutluyorum !

Ben size söyledim, bu ülkenin üzerindeki dolaşan bulutlar bize bir yerlerden gelen kötü bir havayı püskürtüyor sanki… Geçmişte olsak işimiz kolaydı.           “Çernobil patlamasındandır”   diyerek geçiştirirdik. Hay Allah bu olayla ilgili bir sahne geldi aklıma aniden. Dönemin ilgili bakanı, o bölgeye yakın bir yerde çay içerek halkı rahatlatmıştı!  Ben şimdi İliç’ten de böyle bir sahne bekliyorum.

İster misiniz, ülkemizin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, maskesiz dolaşmanın yanına bir de Fırat’a girerek, önce yüzüp, sonra da bir bardak su içsin…Adamın adı büyük zaten Alparslan… Ne sahne olur ama…Bu konuya dikkat edelim, olası bu sahneyi  kaçırmayalım diyorum!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.