Dünyanın en önemli sorunlarından biri milyonlarca insanı yerinden eden açlık...

Yaklaşık 800 milyon insan açlıktan etkileniyor...

1,2 milyar insan susuzluk sorunuyla boğuşuyor.

Geleceğe yönelik senaryolarda var olan kaynakların yetersiz kalacağı, gıda ve su savaşlarının çıkacağı öngörülüyor.

Önümüzde böyle karanlık senaryo varken israf konusuna gereken önem hala ciddi bir şekilde verilmiyor.

Gıdanın yaklaşık üçte biri yani 1,3 milyar tonu her yıl çöpe gidiyor.

Türkiye’de de bir günde çöpe atılan ekmek miktarı azımsanacak gibi değil.

Sebze-meyve israfı da yüksek boyutlarda...

Hele ‘Serpme kahvaltı’ denen bir uygulama israfın boyutlarını ürkütücü bir biçimde arttırıyor.

* * *

Birleşmiş Milletler raporuna göre dünyada açlık çekenlerin sayısı 2015 yılında 780 milyon, 2016'da 804 milyon, 2017'de ise 821 milyon kişi.

Son iki yılda açlık çekenlere 40 milyon kişi daha eklendi ve rakam 821 milyon kişiye yükseldi.

Yani dünyadaki her 9 kişiden 1'i aç ve bu sayı giderek artıyor...

Açlık riskinin sürekli artış gösterdiği coğrafyalar; yoksullukla boğuşan Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika...

Bu durum, gelişmiş ülkelerin açlık riskinden uzak olduğu anlamına gelmiyor.

Örneğin Fransa'da halkın yüzde 21'i, yani her 5 kişiden 3'ü günde 3 öğün yemeğe ulaşma olanağı bulamıyor.

ABD’de 50 milyona yakın insan açlık sınırında...

Düşündürücü olan ise hali hazırdaki gıda üretiminin dünyadaki herkesi beslemeye yetecek olması.

Ama israf nedeniyle bu insanlara yardım edilemiyor...

2017 verilerine göre, dünyanın en yoksul yarısının servetine eşit servete sahip dünyanın en varsıl sayısı salt 8 kişi.

Bu da bir başka gerçek...

Varsıllarla yoksullar arasındaki makas sürekli açılıyor...

Gelir dağılımı adaletsizliğine yönelik ülkelerin ve uluslararası kurumların yaptığı çok fazla bir şey yok ne yazık ki!

Benzer servet yoğunlaşması Türkiye’de de var...

TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, 2016 yılında en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre arttı ne yazık ki...

* * *

Eğer soruna eğilinmezse, israf konusunda duyarlı olunmazsa bu gidişle 2030 yılına kadar dünya yüzde 40 daha fazla suya, yüzde 50 daha fazla gıdaya, yüzde 40 daha fazla enerjiye ve yüzde 40 daha fazla kereste ve elyafa gereksinim duyulacak.

İngiltere, Fransa, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde bile bir yılda enerji fiyatlarının yüzde 250 oranında arttırılmasını görmek gerek.

Her alanda giderek artan israf, kıt kaynakları yok ederken insanlık ve dünyayı da ciddi risklerle karşı karşıya bırakıyor.

Durum Türkiye için de büyük önem arz ediyor...

İsraf konusunda birey-toplum ve devlet olarak büyük duyarlılık içinde bulunmalıyız.

Devletin bu konuda yapacağı çok şey var kuşkusuz.

Devlet hantallıktan kurtarılarak israfın boyutlarını küçültmelidir.

Dünyanın hiçbir yanında bulunmayan lojman, sosyal tesis ve resmi binek aracı saltanatı artık sonlandırılmalıdır.

İnsanlarının bir kısmı en temel gereksinimlerine ulaşamazken, devlet eliyle israf yapmak inancımıza göre de, toplumsal anlayışımıza göre de hiç de hoş değildir.