Osmanlı İmparatorluğu’nda Sultan 3. Murad devrinde halk arasında özellikle varlıklı kesimde maymun besleme modası yaygınlaşmıştı.

Mağrib’in (kuzey Afrika toprakları) Osmanlı hakimiyetine girmesi ile birlikte bu yörelerden İstanbul’a süs hayvanı olarak kullanılmak üzere büyük miktarlarda maymun ve papağan getirilir olmuştu.

Aslında Osmanlı devletinde 2. Bayezid devrinden beri donanmada gözcü olarak maymunlardan faydalanılıyordu. Gelibolu ve İstanbul tersanelerinde eğitilip terbiye edilen maymunlar harp gemilerinin seren direklerine oturtularak dürbün gibi kullanılıyordu. Görme yeteneği çok gelişmiş olan bu hayvanlar ufukta bir gemi gördüklerinde çığlık atarak hemen aşağıya haber veriyorlardı. Maymunların zekası modern bilim sayesinde de yakından tanıdığımız bir gerçekliktir. İnsan haricinde doğada karşınıza çıkabilecek en zeki, dolayısıyla en fazla eğitilebilir hayvanlardan birisi de bu canlılardır. Ne yazık ki kaynaklarda spesifik olarak hangi maymun türünün özellikle donanmada kullanıldığı belirtilmemiş; bu nedenle çok kesin bir analiz yapmak mümkün değil. Ancak coğrafi gerekçeler ve çeşitli görsellerden elde edilen bilgiler çerçevesinde bu maymunların, insanların da dahil olduğu Kuyruksuz Maymunların en yakın kuzen grubu olan Eski Dünya Maymunları arasından Makak cinsi olması kuvvetli ihtimaldir. Bu canlıların yüksek zekası, fazlasıyla eğitilebilir oldukları gerçeği, hareketlerinin insansılığı dönemin kumandanlarının ve eğitmenlerinin dikkatini çekmiş olmalıdır. Öyle ki, Kemaleddin Ebu Abdullah ed-Demirî tarafından kaleme alınan Hayatü’l-Hayevan isimli kitapta Yemen'deki maymunların bakkallık ve kasaplık gibi işlerde çalıştırıldığı yazılıdır.

İstanbul’da çok sayıda Maymun idam edilmesi 3. Murat’ın hocası Abdülkerim efendinin  Fatih Camii’nde verdiği bir Cuma vaazıyla başladı, ateşli bir konuşmayla 'kadınların ve gemicilerin bu maymunları fena işlerde kullandığını' anlatan Abdülkerim efendi , Cuma namazı çıkışı arkasına aldığı  kızgın bir kalabalık ile, Azapkapı ve Galata’daki maymun satıcılarını basıp ele geçirdikleri her maymunu astı.

Halk arasında maymun nefreti yüzünden “Maymunkeş imam” olarak anılan Abdülkerim efendi Rumeli Kazaskeri olmadan önce sultan 3. Murad’ın imamıydı. Yahudi maşatlığına (mezarlık) bir gecede camii yapmak, Takiyüddin’in rasathanesini “Melekleri gözetliyorlar” suçlaması ile yıktırmak gibi marifetleri olan Abdülkerim efendi, tarihimizde maymun idamları ile yerini almıştır. Tarihçiler Hicri 999 yılında İstanbul meydanlarındaki büyük ağaçları, dallarında salkım saçak asılı maymunlara bakarak meyvesini maymun olarak vermiş ağaçlara benzetmişler. İri maymunlar için özel idam sehpaları kurularak cesetleri halka teşhir ediliyormuş. Abdülkerim efendi, semt semt dolaşarak, idam edilecek maymunların iplerini kendi eliyle çeker ve bundan zevk alırmış.

Reşat Ekrem Koçu “Tarihimizde Garip Vakalar” adlı eserinde bu olayı şöyle anlatır;

“Eski yelken ve kürek devri gemiciliğinde, her gemide birkaç tane talimli maymun bulunurdu. Bunlar, açık denizde gemilerin direklerinin ta tepesine tırmanarak korsan gözcülüğü yaparlar, ufukta bir gemi gördükleri zaman bağırarak haber verirlerdi. İstanbul’un bütün gemi teçhizat ve levazımının satıldığı yer, Galata’da, iki köprü başı arasındaki sahaydı. Azapkapısı Camii civarında da bir sıra maymuncu dükkânları vardı; tersane gemileri ve diğer tüccar gemileri için talimli maymunlar burada satılırdı. 3. Murad’ın hocası Abdülkerim Efendi gayet mutaassıp, asabî, her aklına geleni yapan, padişah üzerindeki nüfuzuna dayanarak hiç kimseden korkmayan bir adamdı. Güzel konuşur, camilerde vaaz ettiği zaman dinleyicileri kendisine bağlardı. Bir gün, hoca efendi bir kitapta “Maymun fuhşa alet olur” diye bir yazı okumuş, asabiyetinden ateş kesilmişti; hemen arkasına binlerce insan toplayarak Azapkapısı çarşısına gitmiş, maymuncu dükkânlarını basmış, ne kadar maymun varsa yakalatıp biçare hayvanları oradaki ağaçlara astırarak idam ettirmişti.”

Abdülkerim efendi öldüğü zaman cenazesine İstanbul'un bütün maymun tacirleri ve maymun terbiyecileri katılmış Galata meyhanelerinde sarhoş olup bir hafta süren şenlikler yapmışlar.