Bazı şeyleri anlamakta çok zorlanıyorum…

Mesela; kadına yönelik şiddet her geçen gün artarken(Geçen yıl 300; son 65 günde ise 69 kadın erkekler tarafından öldürüldü) İstanbul Sözleşmesinden çıkıldı.

************************************

Resmi adı, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan metin, İstanbul’da imzalandığı için “İstanbul Sözleşmesi” ismini almıştı.

Sözleşmenin dört temel ilkesi şunlardı:

Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi; şiddet mağdurlarının korunması; suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesi.

*******************

Ayrıca; sözleşme sadece kadınlara yönelik değildi; çocuklara karşı şiddetin ve çocuk istismarının önlenmesini de amaçlıyordu.

Ve onur verici bir durum; İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzacısı Türkiye'ydi.

RAHATSIZLIK NEDENİ

O zaman sorayım…

Kadına ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek amacıyla, Meclis'teki  bütün partilerin desteğiyle kabul edilmiş olanuluslararası bir sözleşme niteliğindeki İstanbul Sözleşmesinden neden rahatsız olunur?

******************************

Sözleşmeyi koydum önüme; satır satır altını çizerek okudum.

Sözleşmeyi ön yargısız olarak okuyan herkes rahatlıkla görecek ki; aile kavramını, toplumsal huzuru, genel ahlakı tehdit eden hiçbir yanı yok.

Tam aksine bunları güçlendiriyor.

*********************************

İstanbul Sözleşmesi; kadının özgürleşmesinden (böylelikle erkeğin de özgürleşmesinden); kadın erkek eşitliğinden; insan ilişkilerinden şiddetin ayıklanmasından; çocukların istismardan şiddetten korunmasından yana olan; çocuk yaşta evliliğe ve zorla evlendirilmelere itiraz eden;özgür, eşit insanlar arasında kurulan ailelerin huzurlu olacağını, böylelikle toplumun da gelişeceğini düşünen herkesin rahatlıkla altına imza atacağı bir çağdaş sözleşme.

İnsan hakları, insan özgürleşmesi alanında büyük bir adım.

KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ KADIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜ

Erkek egemen kültürü, o kültürden beslenen baskıyı, şiddeti, ön yargıları kırmak; toplumsal siyasal yapıyı kadın erkek eşitliği bağlamında dönüştürmek; uzun soluklu, örgütlü, dayanışmacı bir ideolojik siyasal mücadeleden geçiyor ve kapitalizme itirazı da içeriyor.

Kadın hakları mücadelesi politik, ideolojik bir mücadeledir.

*****************************

Kadının özgürlüğü, kadının örgütlülüğü demek.

Kadınlar mutlaka siyasete girmeli, siyasette dayanışmalı, etkili yerlere gelmeli.

Kadınlar sendikal harekette yer almalı; meslek odalarında güçlenmeliİ derneklerde de öyle.

Kadını, ikna etmeden; örgütlemeden, etkili kılmadan; hiçbir toplumsal, ekonomik, kültürel siyasal başarı sağlanamaz.

************************

Cumhuriyetin kuruluş felsefesi, başta laiklik olmak üzere Atatürk devrimleri, Anadolu aydınlanması değerleri, demokrasi mücadelesi kadın özgürlüğünün, eşitliğinin güvencesidir.

Ben umutluyum;  kadınların örgütlenmesinin, siyasete ağırlık koymasının Türkiye’nin aydınlık yarınları için belirleyici olacağını düşünüyorum.