Nefes alıp vermek de dahil, her hareketin parayla ölçülerek değerlendirildiği yeni dünya, hayat tarzı bakımından ikiye ayrıştı. Klasik annelerin dünyası ile, modern kadının anne olmaya istekli davranmadığı günümüzdeki kendi özel dünyası…

Modernizmin kadınları, anne ve ananelerinin dünyasında yaşamak istemiyorlar. Zira, yaşadıkları çağın sosyal şartları, çok pahalı. Bir de üzerine ev içinde ücretsiz çalışmak, iktisaden imkan tanımıyor...

Arzularına kavuşma yolunu,  ev içinin ücretsiz yorgunluğundan kurtulup, çocuklarına bakıcılık yapma yerine, dışarıda çalışma karşılığında hanelerine ilaveten ikinci bir ücret getirebilmekte görüyorlar. Amma ne çare…

Eğer kadınlar, annelerinin kendi yuvalarında aile saadeti için el yapımı yağlı düzgün kullanma geleneğini kabullenmiş olsalardı, şimdinin modernizm günlerinde ikinci bir maaş uğruna erkek-kadın ayırmaksızın başkalarıyla birlikte emek piyasasında yer almak istemezlerdi.

Amma yapamıyorlar işte, çevre ile birlikte şimdi zaman da çok değişti…

Demek ki,  kadındaki “değişim” adı verilen bozulma, iç dünyasından dışarıya taşma olmayıp, kendi hemcinslerinden gelme psikolojik baskı ve zorlamanın ürünü...

                                                    Xxx

Kadınların bila hepsi mi?..

Aile fertleri için saçını süpürge edebilecek azınlıkta kalanları hariç, hemen hemen tamamı…

Baba, koca ve ağabey gibi hanelerin yegane gelir kaynaklarını maden faciasında kaybedenleri pençesine alan şehir yoksulluğunda annelerinin   güzellik müstahzarı olarak gülyağlı sabunla iktifa edegeldikleri günlerin yoksulluğunu yaşayanlar hariç, hemen hemen, hepsi..

                                                  Xxx

Kadıncı basın ve feminist görüş,  hükümetleri kreş yapmaya zorlar. Kadın adının var olabilmesi için aile içinde tüketici olmaktan kurtarılarak, ücret karşılığı istihdamda yer almasını, ön şart olarak gerekli görür.

Feminizm, orta gelir ülkelerinin kalkınma hızını, kamunun kreş yapma hızına bağlar. Devlet, düşük fiyatlı kreş sayısını yükseltebildiği oranda, buradan faydalanan aile kadınları daha hızlı ve yoğun olarak istihdama koşacaktır. Bütçesine çift maaş giren hane kadınlarının tüketici kimliğiyle piyasaya yönelmesiyle ülkenin kalkınma hızı da yükselmiş olur.

Güzellemeleriyle Atatürk’ten başlayarak yüceltici bir üslupla kadınlar hakkında, daha doğrusu lehinde, yapılan feminizm ağırlıklı sohbetlerde, ücretli kadın emeği hususunda daima, emredici bir üslup hakimdir.

Gizli planları olan gericiliği ustalıkla saklamasını beceren iktidar, niye kreş yapmaktan kaçınır. ”

Hep böyle iftiracıdır feminist ve erdi divanesi budur.

Fakat ilginçtir de…

Kadın cinayetlerindeki artış hızı, kadın koruma evleri ve çalışan kadının çocukları için kamunun kreş üretimindeki artış hızından her daim yüksek çıkar.

Niye ?..

Modern kadının, özellikle de çalışanının süslenme giderleri olmasa!..

Tırnaklar, ah  o  sedef kakmalı uzun takma tırnaklar!..