Salgınla birlikte mevcut ekonomik sistemler de sorgulanır halde dünyada.

Mevcut piyasa ekonomisi anlayışı önemli bir yara aldı...

Öyle oldu ki, sağcılar da, dindarlar da, milliyetçiler de solcular gibi kapitalizmi sorgular hale geldi.

Kapitalizmin karşı seçeneği sosyalizm olsa da!

Anımsanacağı üzere tarih boyunca ortaya çıkan krizlerin büyük çoğunluğu uygulanan yanlış ekonomik programların bir sonucu olmuştur.

Oysa şimdi karşı karşıya kaldığımız salgın doğadan gelen ve tüm insanlığı sağlık ve ekonomik olarak tehdit eden bir olay.

Bu nedenle alınması gereken önlemler ve gereksinim duyulan kaynak tahsisi konusu var olan sistemin sorunlarının daha net biçimde ortaya çıkmasına ve bu sorunların çözülebilmesi için toplumsal çıkarları kollayan düzenleme ve karar süreçlerine gereksinim olduğunu açık bir biçimde önümüze koydu.

* * *

Soralım; salgın sırasında sağlık gibi sektörlerde yaşanan kilitlenmelerin nedeni şimdiye kadar yapılan özelleştirmeler mi olmuştur?

Gıda ve yaşamsal malzemelerdeki fiyat artışlarının sorumlusu vicdanı olmayan piyasa ekonomisi midir?

Bütün sorunların nedeni kapitalizm midir?

Kapitalizmin karşıtı sosyalizm ise ne menem bir şeydir?

Anlatılara bakıldığında sanki cennet vaat edilmişti.

Oysa tarihte yaşananlar çok açık olarak göstermedi mi gerçeği?

Sovyet sosyalist sisteminde burjuva sınıfına karşı işçi diktatörlüğü oluşturulurken bu kez de yeni bir Polit büro ayrıcalıklı sınıfı çıkmadı mı ortaya?

* * *

Şimdi toplumun ortak yön duygusunun yeniden inşa edildiği bir sürece girildi.

Kapitalizm de krize girdi...

Ve insanlar şunu fark etti; Demek ki, bu sistemin içinde piyasalar tökezlediğinde ben ortada kalıyorum. Ortada kalmamam için güvenceler lazım bana. Daha kontrollü, sosyal güvenceli bir döneme gidemezse kapitalistler, bu sefer çok daha keskin reformlar yapmak zorunda kalacak.

Bu kriz kapitalizmin ilk krizi de değil...

1930'dan 2008'e pek çok küresel kriz yaşandı.

Hepsine öyle yahut böyle çözüm buldu kapitalizm.

Sosyalizm gibi daha ilk sarsıntıda çöküvermedi.

Ne olursa olsun bundan sonra sosyal devlet taleplerinin yükselişi ve dünya sisteminin de bu yöne evirilmesi kaçınılmaz görünmektedir.

* * *

Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kâr amacıyla işletilmesine dayanan bir ekonomik sistem...

Özel mülkiyet, piyasa ekonomisi, rekabet ve r esasına dayanan kapitalizme bir tepki olarak doğan sosyalizm ise sermaye sahipleriyle işçiler arasındaki eşitsizliği, servet ve refah farklarını ortadan kaldırma savıyla ortaya çıktı.

Ama bütün bu hedeflere ulaşılabildi mi?

Ulaşamadı, ulaşma şansı da yok, çünkü yaratılış fıtratına, insanın doğasına aykırı.

Bu sistemde de farklı bir seçkin ve ayrıcalıklı bir grup oluşmadı mı?

Kapitalizmin eksiklikleri, sosyalizmin yanlışları farklı bir sentez ortaya çıkardı.

Aydınlanmayla, endüstri devrimi toplumsal yapıyı derinden değiştirdiği Avrupa siyasal düşüncesi, bireyi esas alan liberalizm, toplumu esas alan sosyalizm eksenli iki ana yola ayrıldı.

Bir yandan “her şey özelleştiriliyor”, “ülke satılıyor”, gibi eleştirileri haklı çıkaracak uygulamalar yapıldı; ama bir yandan da yüksek öğrenimdeki harçlar kaldırıldı, sağlık sistemi hem devlet hastanelerinde hem tüm özel hastanelerin bakanlığa bağlanmasıyla özellerde de ya parasızlaştı yahut cüzi bir miktara düşürülerek demokratikleştirildi.

Bu demokratikleşmenin yaşamın hemen her alanına taşındığını söylemek şu an için zor olsa da; bir ilerleme kaydedildiğine şüphe yok.