Hava Durumu

GÜNDEME HIZLI BİR BAKIŞ

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2022 15:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.02.2022 15:59

Hitler, Almanya için “Hayat alanı” dediği etnik yapısında Alman azınlığınolduğu Polonya, Çekoslovakya gibi ülkeleri gözüne kestirip işgal etmişti. Putin de Hitler gibi kendine bir “Lebensraum - Hayat alanı” oluşturmaya çalışıyor. Sovyetler Birliği’nin enkazından bir süper Rusya yaratmak için, sadece Rus azınlığı bahane edip Ukrayna’yı tehdit etmiyor Suriye’ye, Libya’ya Kazakistan’a siyasi boşluk gördüğü her yere giriyor. Rusya’nın emperyalist refleksleri kontrol altına alınmazsa dünya için problem çıkarmaya devam edecek.

“Osman Kavala neden tutuklu” herkes bu soruyu soruyor. Osman Kavala, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında gözaltına alındı.1 Kasım 2017 tarihinde tutuklandı. Gezi Parkı olayları, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 17-25 Aralık kumpasları ve 15 Temmuz darbe girişimine destek olmak suçlamaları ile yargılanıyor. Peki Gezi Parkı olaylarının organizatörü olmakla suçlanan Osman Kavala için hukuki bir delil var mı? Yok evet 4 yılı aşkın bir süre sadece kanaate dayanarak tutuklu durumda bulunuyor. ‘Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla yürütülen davanın 18 Şubat 2020’deki altıncı duruşmasına da tutuklu olarak çıktı. Duruşmada sekiz sanıkla birlikte Kavala da beraat etti ve tahliyesine karar verildi. Buna rağmen Kavala 19 Şubat 2020’de darbe girişimi bağlamında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla yürütülen dava kapsamında yeniden tutuklandı. Kavala 9 Mart’ta 2020’de ise aynı soruşturma kapsamında bu kez ‘siyasal veya askeri casusluk’ suçlamasıyla tutuklandı. Elbette suçlu olabilir eğer suçlu ise bu kadar zamanda yargılanıp cezasının verilmesi gerekiyordu. Kavala’nın tutuklu kalması Türkiye’ye büyük zarar veriyor.

Ak Parti yola çıkarken sahiplendiği ilkelerden biri de “Kimlik siyaseti yapmama” idi. Ak Parti’nin bu yaklaşımında, oy kaygısının yanında, “Türkiye’nin bölünmüş kimliği” içinde kimlik üzerinden siyaset yapmanın sosyal çatışma ortamını ateşleyeceği ve bu yolla iktidar olunsa bile ülkeye hizmet edilemeyeceği düşüncesi vardı. 19 yıldır iktidarda olan AKP, iktidarını “kimlik siyaseti” yaparak koruyup koruyamayacağının tartışmasının yapıldığı bir noktaya geldi. Seçim sistemi yüzde 50 artı 1 şeklinde formüle edildiğinden beri AKP MHP ile birlikte açık bir kimlik siyaseti izliyor. Nereden nereye.

Faiz gerçekten düştü mü? Eylül ayında Hazine 17,6 faizle borçlanıyordu. Ekim ayında ise 18,9 faizle borçlandı. Hazine’nin borçlanma faizi Aralık ayında 23,7 puana çıktı. Sizin anlayacağınız Kâğıt üzerinde faizi indirmek, gerçek hayatta faizi ve enflasyonu arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Erdoğan’ın 16 sene önceki sözlerini hatırlayalım. “İktidara geldiklerinde faizi kaldıracaklarını söyleyenler var, ama faiz bir dünya gerçeği. Bu bir dönem halkın aklına yattı ama dünyanın gerçeği bu değil. Gerçekleşmeyecek şeyleri söyleyip toplumu boş umutlarla oyalamayacağız.” (18 Nisan 2004)  Erdoğan’ın uyguladığı politikalar Türkiye’yi zenginleştirmiş kişi başına 13 bin dolar gelir seviyesine çıkarmıştı. O politikalardan uzaklaşmak Türkiye’yi kişi başına milli gelir olarak 8 bin dolara düşürdü.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Molnupiravir etken maddeli antivirütik ilacın, 65 yaş üstü ve kronik hastalarda gelecek hafta kullanılmaya başlanacağını açıkladı.Molnupiravir, Covid tedavisinde kullanılan ilk spesifik oral antiviral ilaç. Molnupiravir  aslında İnfluenza tedavisi için geliştirilmiş sonra vazgeçmişler daha sonra da lisansı, Amerikan ilaç devi Merck tarafından satın alınmış. Yapılan ilk çalışmalarda ilacın etkinlik oranı %50 olarak açıklanmış. Fakat bu orandaha sonra %30 olarak revize edilmiş. İnsan ister istemez soruyor  %90 etkili paxlovid varken neden Molnupiravir? Ama nasıl olsa Favipiravir ve Hidroksiklorokin  fiyaskolarından hesap vermeden çıktık Molnupiravir fiyaskosunu da hesap vermeden atlatırız diye düşünüyorlarsa diyecek sözümüz yok.

Komşum devlet hastanesinden randevu almak için bir haftadır uğraşıyormuş yardımcı olmam için beni aradı. Bunun birinci nedeni devlet hastanelerinde gittikçe azalan hekim sayısı. Evet son 18 ayda 8 bin hekim istifa veya emeklilik yoluyla kamu hastanelerinden ayrılmış.Devlet hastanelerinde hasta baskısından dolayı her beş dakikada bir hasta randevusu veriliyor. Beş dakikada ne yapılabilir ki Prof. Dr Özdemir Aktan  “Beş dakikada yapılabilecek şey, hastanın şikâyetini sormak ve hemen tetkik isteyerek bir an önce bir sonraki hastaya yer açmak oluyor, başka bir yol da hızlı bir şekilde ilaç yazmak gibi gözüküyor. Her iki durum da hastaya fayda sağlamıyor. Bu durum doktorun pratik yaparak hekimliğini geliştirmesine de engel oluyor. Hastalara zaman ayırmak, onları dinlemek, sosyal konularda sohbet etmek tıbbi tedavilerin başarısını artırıyor. Şimdiki sistemde bunu yapmak imkânsız.” diyor. Sağlık sistemine soluk aldıracak çözümler üretmek gerekiyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.