Dezenfektancı bakan, 

ihale-arazi yolsuzlukları,

kokainci danışman,

insan kaçakçısı belediyeler,

uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen oğullar,

Ne diyordu değirmenci dayı; Bu nasıl çark ulan! Buğday bizim, ezilen biziz.

Un olan biz, aç kalan hepimiz. Kim bu doymak bilmeyen şerefsiz!

*

Özgür Demirtaş güzel bir söz söyledi.

“Gençlerin en büyük hayali başka ülkede taksici, garson, bulaşıkçı olmak ise; o ülke batmış demektir…’’

Hocamız çok doğru söylemiş; keza çevremde en iyi iş imkanlarına sahip olsa da, ABD’de Uber şöförü olmak isteyen arkadaş sayım hiç de azımsanacak gibi değil…

*

Gündem bazen tamamen amiral bildirisine bazen de Sedat Peker’e kilitleniyor. Önemli konular, ona bir şey diyemem; lakin gerçek gündem MİLLET’tir. MİLLET’in sorunlarıdır.

Geçim sorunları, fakirlik, açlıktır!

Ben köşemde bu konuları haykırmaya devam edeceğim.

Kimse ülkenin ilk çeyrekte %7 oranında büyüdüğüne inanmıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı gülümseyerek söyledi. Biz de gülümsedik o gülümserken ama acı ile…

Hissetmiyoruz, görmüyoruz.

Gerçekten iyi bir şeyler olsa bile inanamaz olduk!

Evet, bizim simülasyondaki gelişmeler bu şekilde.

*

Ulu Hakan Fatih Sultan Mehmet Han diyor ki;

“Aklı öldürürsen, ahlak da ölür.

Akıl ve ahlak öldüğünde, millet bölünür.

Kadı’yı satın aldığın gün, adalet ölür.

Adaleti öldürdüğün gün, Devlet de ölür.”

Daha ne desin!...

*

Goebbels’e sormuşlar:

  • “İktidar nedir?”
  • “Düşman yaratmaktır!’’ demiş.

 

II. Ramses’e gitmişler:

  • “En büyük piramit hangisi?” demişler.
  • Kibrimizdir!” demiş.
  •  

Bilge Platon’a sormuşlar:

  • “Devlet nasıl yönetilir?” diye..
  • “Ya ilimle ya zulümle” demiş…

*

Tarih ne kadar güzel bir bilim ne kadar güzel bir sanat değil mi? Ne güzel anlatıyor eskiler muazzam deneyimleriyle. Tarih, gelecek için elimizdeki yol haritamızdır. Çünkü bir takım kavramları o bize öğretmiştir bile…

“Tarihini bilmeyen milletler yok olmaya mahkumdur’’ diyerek Atatürk de önemini belirtmiştir.

*

*

E hani nerede!?

Şimdi sırada unutulanlar var.

En son araba yapıyorduk.

Doğalgaz bulmuştuk, altın bulmuştuk, aya gidiyorduk…

Milletçe artık müjdelerden zevk almıyoruz.

Ülkeye refah verecek maden, sıcak para, doğal kaynakların, halk kendi cebine girmeyeceğinden oldukça emin. Mutlu olmak için bu haberleri milletçe kutlayabilmeniz gerekir. Biz artık birlikte kutlayamıyoruz.

Ekmek eşit bölünmüyor. Hep aynı kişiler hep aynı zenginler…

Albert Einstein “Doğruyu gördükleri halde düşünceleri değiştirmeyenler, cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar’’ der.

Lütfen cahillikle yaşamayı seçmeyelim. Bize yakışmıyor!

*

*

Maymun Hikayesi

Ofisimde masama gelen, hoşuma giden bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. Gündem her ne kadar değişiyor olsa da, kişisel olarak herkes, hemen hemen her gün, kendi ekonomik gelişmesini takip ediyor.

Yatırımlarını kontrol ediyor ve gerekli aksiyonları alıyor.

Kripto Para’da ciddi düşüşler yaşanmış olsa da, ilgi hala çok yüksek bir seviyede…

Bir takım materyallere değer katan, doğrudan doğruya, bizleriz.

Değer gören her şey aslında hayali. Topluca, kitlesel olarak değer görmesine karar verildiği için bir değer oluşuyor.

Ona değer biçen biziz ve bizlerin bu değere uyguladığı psikoloji…

Coin de aynı şekilde…

Hikaye ise;

*

‘’Bir köy yakınında çok sayıda maymun yaşıyormuş. Bir gün köye bu maymunları satın almak için bir tüccar gelir.

Tüccar maymunun tanesini 100 dolara satın alacağını ilan eder.

Köylüler adamın deli olduğunu düşünür.

Akıllı birinin başıboş maymunların tanesine 100 dolar ödemeyeceğini düşünürler.

Buna rağmen birkaç köylü birkaç maymun yakalayıp, tüccara verir ve maymun başına 100 dolar alır.

Bu haber kısa zamanda yangın gibi yayılır ve halk maymunları yakalayıp, tüccara satar.

Birkaç gün sonra tüccar maymunun tanesini 200 dolara alacağını ilan eder. Tembel köylüler kalan maymunları yakalamak için koşuşturur.

Yakaladıkları maymunların adedini 200 dolardan satarlar.

Daha sonra tüccar maymunların tanesini 500 dolara alacağını duyurur. Köylülerin uykusu kaçar. Kalan 6-7 maymunu yakalayıp maymun başına 500 doları alırlar.

Köylüler merak içinde yeni duyuruyu beklemektedir. Tüccar bir hafta için evine gideceğini ve dönüşte maymunun adedini 1000 dolara alacağını duyurur.

Köylüler çok üzgündür. Çünkü ortalıkta 1000 dolara satacakları maymun kalmamıştır.

Tüccarın bıraktığı eleman köylülere elindeki maymunları gizlice tanesi 700 dolardan satabileceğini söyler.

Haber yangın gibi yayılır. Tüccar maymunun tanesini 1000 dolara alacağına göre, maymun başına 300 dolar kâr vardır.

Ertesi gün tüm köylüler maymun kafesi önünde kuyruk olurlar. Tüccarın adamı maymunların hepsini adedi 700 dolardan satar. Zenginler topluca maymun satın alır. Fakir köylüler ise maymun alabilmek için tefeciden borç para alırlar.

Köylüler maymunlarına iyi bakarak tüccarın dönüşünü bekler; fakat kimse gelmez.

Köylüler tüccarın yardımcısına koşar; fakat o da tüymüştür.

Köylüler hiç bir işe yaramayan ve kimseye satamayacakları başıboş maymunların tanesine 700 dolar ödediklerini anlarlar.’’

*

*

Doğa can çekişiyor!

Kızılderili atasözünde; “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak.’’ diyor.

Artık doğanın bize değil, bizim doğaya ihtiyacımız olduğunu anlamak zorundayız.

Bu fotoğrafta görülen doğa katliamı bizlerin eseridir.

Türkiye’de maalesef doğa dostu bir hükümet de yok.

Öyle ki AKP-MHP koalisyonu müsilaj araştırma önergesini reddetti.

Neden, neden doğadan nefret! Her şeye alıştık. Peki şimdi neden doğa?

Bununla birlikte doğayı hızla yıkıyoruz.

Güzelim kaz dağlarından ne istediniz? Altınınız da paranız da batsın

Kanadalı şirketlere geleceğimiz, gezegenimiz peşkeş çekiliyor!

Ve güzel olan diğer bir yer; Salda Gölü…

Doğayı sevmeyen hükümetimiz gerekeni yaptı. Millet bahçesi vs. muhabbetleri, klasik. Biliyorsunuz, fotoğraftaki hale dönmeye başladı yerli Maldivlerimiz.

Çok mu zor doğayı korumak? Çok mu zor doğa ile barışık olmak?

Marmara yıllardır kahrımızı çekiyor.

Bütün pisliklerimizi topluyor!

Yaklaşık 24 milyon insan böyle bir iç deniz için fazla. Kaldı ki bilinçsizlik seviyesi yüksek ve doğa dostu düzenlemeler olmayınca...

Tüm dünya küresel ısınma, doğa sorunları üzerine paneller düzenliyor, neler yapılabileceğini konuşuyor.

Uzmanlar dinlenmeli, Marmara Denizi için gerek ne ise yapılmalı. Acil eylem planı yapılmalı, 1 litre bile arıtılmamış atık Marmara Denizi’ne verilmemelidir. Unutulmamalıdır ki; deniz salyasının oluşmasının en büyük sebebi kirliliktir. Doğanın çığlığına kulak tıkamak, benim gözümde intihar etmektir!

*

*

TEŞEKKÜRLER

Euroleague’de ülkemizi temsil eden, şampiyonluğu ile milletçe göğsümüzü kabartan Anadolu Efes’e teşekkürler.

Aerobik cimnastik Dünya şampiyonu Ayşe Begüm Onbaşı’ya bize bu gururu yaşattığı için teşekkürler.

İsrail’in Gazze’ye yaptığı bombalarda ölen çocukların fotoğraflarını manşet sayfasında yayınlayan New York Times gazetesine teşekkürler.

Fethin 568. yıldönümüydü. Cihan’ın en güzel şehri İstanbul’u fethedip, kendi adına Fatih’i ekleyen II. Mehmet ve bu kutlu zaferde canını yitirmiş tüm yiğitlerimize, düşman tarafından kuşatılmış ve son derece çaresiz anımızda bize çare olan, atasının fetheylediği şehri postalını giyerek alan Mustafa Kemal Atatürk'e teşekkürler.

Bizler, Atalarımıza dil uzatan meczupları muhatap olarak görmüyoruz.

Makamınız cennet olsun. Nur içinde uyuyun.