Salı günü bu köşede yaşadığımız kent Bursa’nın en önemli sivil toplum kuruluşlarından birini konuk etmiş ve “BOSİAD’ın gelecek planlaması ve geçmişe dönük hesap verebilirlik” konusunu gündeme getirmiştim.

Sağ olsun; Bursa Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BOSİAD) Başkanı Sayın Rasim Çağan, bu yazımdan sonra teşekkür için aradı. Sayın Başkan Çağan ile işlerden-güçlerden ve iş dünyasının en büyük sorunlarından birisi olan COVİD-19 olaylarından konuştuk biraz…

Reel sektörde de çok fazla covid sorunu yaşandığını ve birçok insanın da kendini çok iyi korumasına rağmen bu hastalığa yakalandığını anlattı BOSİAD Başkanı…

Demek ki; zor bir dönem geçiriyor herkes…

İşte bu pandemi döneminde çalışmak da zor, zamanının bir bölümünü STK çalışmalarına ayırmak da… Risk altındayız hepimiz… Umarım bu zorlu süreç bir an önce biter de; herkes işini çok iyi yapmaya, bildiği/sevdiği gibi yaşamaya ve normalleşmeye başlar.

Artık; tek umudumuz ve beklentimiz budur aslında…

                       ZORLUKLAR VE FIRSATLAR SEMPOZYUMU

İşte bu zor günlerde; hiç olmazsa gerçekçi bir durum tespiti yapabilme adına BURKON Turizm & Kongre Kuruluşu tarafından organize edilen bir sempozyumdan bahsetmek istiyorum.

Bir Psikofarmakoloji Derneği çalışması olan Uluslararası Güncelleme Sempozyumu; “COVİD-19 Pandemisi sürecinde psikiyatri; zorluklar ve fırsatları” konu başlığı ile hayata geçirildi.

Sempozyumda önemli bir konuşma yapan Organizasyon Komitesi Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Kemal Sayar, bugünlerde askıda bir hayat yaşadığımızı ve psikiyatrik açıdan pek çok sorunla da iç içe olduğumuzu belirterek, yeni hayatlarımıza dair notlar paylaştı.

Biliyoruz ki; 2020 yılının mart ayından beri bu pandemi sürecini yaşıyoruz ister-istemez… Tüm dünyayı etkisi altına alan ve hayatlarımızdaki öncelikler sıralamasını kökünden değiştiren bu salgında; bedeni tehdit dışında, bireylerin ve toplumların psikolojisi de derinden yaralanıyor. Uzayan karantina süreçlerinde zorunlu olarak gelişen ekonomik sıkıntılar, sosyalleşme eksikliği ve endişeler insanların ciddi psikiyatrik belirtiler vermesine de neden oluyor.

Gerçekleştirdiği sempozyum sunumunda “Travma sonrası büyüme” kavramı üzerinde duran Prof. Dr. Kemal Sayar; yaşadığımız bu dönemi “askıda yaşanan bir hayat” şeklinde düşünebileceğimizi belirtti. Prof. Dr. Sayar’ın sempozyumdaki ilginç konuşmasından bazı başlıklar ise şöyle: “Her gün farklı şeyler yapmaya alışkın bizler için, birbirinin aynı olan günleri yaşamak tabii ki zor oluyor. Hiç geçmeyen uzamış zaman içindeyiz. Pek çok psikiyatrik sorunumuz oldu. İnsanların anksiyete (kaygı) düzeylerinde büyük artış var ve izolasyonun getirdiği depresif duygular tırmanışa geçti. İngiltere ve Japonya’dan gelen intihar haberleri, oranların giderek arttığını gösteriyor. Tüm bunlarla baş edebilmek için sağlam durmak şart. Sağlık çalışanlarımızda daha dayanıklı olmalı ki, COVİD-19 ile mücadelede yardım isteyenlere yardımcı olabilsinler.”

                                  “KOLLEKTİF TRAVMA İÇİNDEYİZ”

COVİD-19 geçiren kişilerde travma sonrası stres bozukluğu sendromu görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Kemal Sayar: “Özellikle yatarak tedavi alanlarda stres bozukluğu semptomları oranı daha yüksek seyrediyor. Ağır koronavirüs geçiren hastalarda travma sonrası stres bozukluğu yüzde 32,2, depresyon yüzde 14,9 ve anksiyete yüzde 14,8 artış gösterdi. Kollektif ve öngörülemez bir travma yaşıyoruz. Çünkü süregelen kayıplar var, yas var, çaresizlik var. İnsanlar birbirine dokunma konusunda bile ciddi bir açlık yaşıyorlar. İnsanlardan korkar hale geldik. Yalnızlıklar artıyor, ekonomik kayıplar çoğalıyor. Sürekli evdeyiz ve az yürüyoruz. Sanal ortamda bağımlılıklar artıyor. Bu süreçte kırılgan olduğumuzu, yenilmez olmadığımızı ve yumruk yiyip sendelediğimizi fark ettik. Ama aynı zamanda düştüğümüz yerden kalkabildiğimiz de öğrendik. Yani kendi içimizdeki esnekliği anladık” diyerek sunumunun son bölümüne geçti.

Aynı zamanda bir şair ve psikoterapist olan Prof. Dr. Kemal Sayar; aşılanmanın önemine de dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: “Bu pandemi süreci bizim ortak insanlığa inanmamızı sağlamalıdır. Eğer sağlamadıysa daha başka ne inandıracak bilemiyorum. Gezegenin her köşesini tutmuş bir rahatsızlık var ve her birimizi risk altındayız. Dünya tamamen aşılanmadığı sürece bu problem mutasyonlarla devam edecek.”

                          “ TİTANİK BATARKEN BANDO ÇALIYORDU

On-Line ortamda yapılan sempozyumda bir başka ilgi çekici sunumu da Psikofarmakoloji Derneği Başkan Yardımcısı Psikiyatrist Doç. Dr. Vahdet Görmez yaptı.

Sağlık çalışanlarının adeta bir sınavdan geçtiğini belirterek sempozyum açılış konuşmasına başlayan Vahdet Görmez: “Sağlıkçılarımız çok başarılılar ve bunu sürdürüyorlar. Titanik gemisi batarken, bandonun çalması bir panik halini nasıl minimize etmiş ve insanlara rahatlık hissi vermişse, sağlık çalışanlarımız da benzer bir görevi üstlenmiş durumdalar. Şu anda belki Titanik batmıyor ama sağlık çalışanlarımız toplumun kaygısını absorbe eden bir anlayışla ‘biz sizler için buradayız’ mesajını veriyorlar. Pandemi dönemi bizim farklı bir çağın içine girdiğimizi de gösteriyor. Artık kaygı çağındayız. X,Y ve Z kuşakları var ancak artı bir KORONA KUŞAĞI’ndan bahsedebiliriz. Bu yeni kuşak, hakiki bir kuşak gibi görünüyor. Çünkü anne ve babalar, bu süreçte kaygılarını pek de iyi modelleyemiyorlar” diyerek görüşlerini sundu.

Salgın nedeniyle belki çok katılımlı ve gerçek sempozyumlar yapılamıyor ama on-line ortamda da başarılı işler çıkartılabiliyor. Ben de bu bilimsel özellikleri fazla olan ama güncel sorunlara değinmesi açısından çok önemli sayılan bu toplantının notlarını okurlarıma sunuyorum.

Yaşadığımız bu zor günlerin; ruhlarına yansımalarının ne olacağını görmeleri açısından…

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Geleceği satın alabilecek tek şey; bugündür.  (Samuel JOHNSON)