Kudüs’ün korunması ve kollanması hususunda verilen mücadeleyi, sadece bu kentte yaşayan Filistin halkı üzerine ve politikacıların omuzlarına yükleyerek bu meseleyi çözüme ulaştıramayız.

Evet ABD’nin dayattığı bu emri vaki karşısında Filistin halkı, vatanlarını ve beldelerini güçleri nispetinde savunmalarını yapıyorlar. Hiç olmazsa canları pahasına da olsa, ellerindeki taş ve sopalarla intifadayı tekrar başlattılar… Yahudi askerlerinin en gelişmiş silahlarına karşı bedenlerini kurşunların önüne atabiliyorlar… Bizler ise sıcak yuvamızda en leziz yemeklerimizi yudumlarken, Yahudi’nin ürettiği ipe sapa gelmez ve hatta insan sağlığına zararlı mamullere paralar vererek Yahudi’nin Filistinliye attığı mermilere ve bombalara katkı da bulunuyoruz. Belki bugün bizlerin Yahudi mallarını tüketerek verdiğimiz paralar, kurşun olup Filistinlinin kalbine saplanıyor.

Bugün Türkiyeli bir Müslüman olarak Filistinli gençler gibi, Yahudi kurşunlarına hedef olmuyorsun! Bari hiç olmazsa zevkinden feragat ederek bu boykota katıl!..  Bir benden ne olur deme. O bir benler, zamanla çoğalır, Aşık Yunus’un dediği “bir ben vardır bende içeri” misali kartopu gibi gittikçe çoğalır gider. Yahudi’nin ürettiği mallara boykot ederek, Türk intifadasını da bizler başlatabiliriz. Ancak dış politikada Türkiye’nin eskiden beri büyük zaaf ve çelişkileri de var. Haklı olarak İsrail’in işgalci ve terörist bir devlet olduğunu en üst düzeyde vurguluyoruz. Ancak İsrail’in uluslararası kazanımlarında, Türkiye’nin kritik destekler verdiğini görüyoruz. Bu hatalarımızı muhasebe ederek yeniden gözden geçirmeli günahlarımızdan ders çıkarmalıyız.

Mesela İsrail ancak Türkiye’nin desteği ile OECD topluluğuna gidebildi. Yine Türkiye’nin veto hakkını kaldırması ile NATO’nun başkentinde İsrail temsilcilik açabildi. Daha geçen senelerde Mavi Marmara davasına ilişkin yapılan anlaşma ile 20 milyon TL karşılığı Türkiye kendi vatandaşlarının en temel insani haklarından ebediyen feragat etti.  ABD’ye her fırsatta yaptıklarından dolayı kızıyoruz, öfkeleniyoruz ama en basitinden, Türkiye’de sayıları 15’i bulan ABD üstlerinden bir tanesini henüz kapatabilmiş değiliz. Bu hatırlatmalar can sıkıcı olabilir. Ama daha aldanmak, aldatılmak ve kullanılmamak için bu yanlışlarımızla yüzleşmek ve kritiğini yapmak zorundayız.

Çünkü Kudüs sadece stratejik açıdan kırmızıçizgi değil, ahlaki ve hukuki açıdan da tartışmasız bir mücadele kriteridir. Bunun için birbirimizi kınayarak uzaklaştırmayı değil, sevgi ve hoşgörü ile bir araya gelmeye ihtiyacımız var.