İlk 10 dakika içinde bir topu direkten dönen ve 3 korner atan bir takımın mücadelesinin nasıl olduğunu bir kez daha gördük.

Bu dakikadan sonra rakip Bandırmaspor her fırsatta kalemizde tehlikeler yaratırken son vuruşlarda Erhan Erentürk büyük işler yaparak rakibe gol şansı tanımadı.

Bursaspor ise yakaladığı bir pozisyonda vurduğu topların birçoğu kaleci Gökhan da kalırken, birçok önemli pozisyonlarda ise topa teğet geçerek vurmamak için elinden geleni yaptılar diyebiliriz.

Yinede şunu belirtmek gerekir ki Bursaspor’un fiziki gücü ne yazık ki rakiplerinden düşük olunca ne top sürmede, ne de şut atmada yeterli olmadı.

Bursaspor takım oyunu oynamadığı sürece etkili oyununu ve baskısını rakiplerine hiçbir zaman hissettiremez. Gördüğümüz kadarıyla ceza sahasında en azından 4-5 oyuncu varken uzaktan şut atılıyorsa bu oyun şekli mutlaka sorgulanmalıdır. Böyle pozisyonlarda bütün oyuncular oyundan düşünce yardımlaşma da ortadan kalkmakta ve rakip için daha iyi bir hücum oyunu ortaya çıkmaktadır. 

Bandırmaspor böyle bir atak sonrası, savunmada çok iyi pas yapan ve pas oranını yükselterek istatistiklere yansıtan bu savunmamız! Rakip oyuncular, ceza alanının içinde cirit atarken, oynanan oyunu seyrederek, golü de kalesinde görmekten hiç çekinmediler. 

Böyle bir oyun anlayışı ile Bursaspor’un maç kazanması çok zor olur. Bandırmaspor maçında Matej Pucko savunmanın bakışları arasında golü atarken topa müdahale edecek bir oyuncunun olmaması,  maça verilen ilginin bir göstergesidir. Bu durumlarda kimse kalkıp da özür dilemesin. Çünkü özürleri kabahatinden büyük olur.

Bursaspor bu maçı bir golle kapatırken, unutmasın ki birçok golü de Erhan Erentürk kurtarırken farklı mağlubiyetin önüne geçen isim oldu.

Bursaspor nihayet kendini küme düşecek takımlar arasına attı. Şimdi herkes şapkasını önüne koyacak ve biz nerede hata yapıyoruz diyerek çözüm bulmak için gayret sarf edeceklerdir.

Kendi sahanda oynamakta dahi zorlanan bir takımın dış sahada etkili bir oyun ortaya koyacağını düşünmek hayalden öteye gidemez. 

Sonuç olarak sezona büyük umutlarla başlayan bir takım umduğunu değil oynadığı futbolun sonucunu görerek hesaplarını bu yönde yapmalıdır.