Yoğun kirlilik nedeniyle Nilüfer Çayı can çekişiyor, Marmara Denizi ölüyor.

Yani çevresel anlamda büyük kıyamet gerçekleşiyor yaşadığımız kentte… Bu olumsuzluğa rağmen bir sessizlik de hakim Bursa’da…

Marmara Denizi’nin kirliliği ve buna neden olan etkenlerin mutlaka araştırılması gerektiği yaşadığımız kentte halkın ana gündemlerinden birini oluştururken, STK’lardan ve Uludağ Üniversitesi’nden yeterince ses gelmediği konusu da eleştiri konusu oluyor.

Nihayet… Geçtiğimiz Cumartesi günü; Bursa’daki bazı STK’lardan ve akademik çevrelerden beklediğimiz sesi ve tepkiyi aldık.

Geçmişte de Nilüfer Çayı konusunda çalışmalar yapan ve takdir toplayan BUMİAD önderliğinde bir panel düzenlendi cumartesi günü… TMMOB’ne bağlı Makine Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubeleri ile Bursa UNESCO Derneği’nin BUMİAD ile birlikte düzenlediği “Marmara Denizi’nin çığlığı” başlıklı panel; Makine Mühendisi İlker Özaslan moderatörlüğünde gerçekleşti. BAOB Ortak Toplantı Salonu’nda yapılan panelde; Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe, Prof. Dr. Yeşim Büyükateş, Dr. Ayşe Gazihan ve Prof. Dr. Nezih Kamil Salihoğlu görüşlerini açıkladı.

KAMİL HOCA’DAN NET NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nün sevilen hocalarından Prof. Dr. Nezih Kamil Salihoğlu’nun sunduğu görüşler, benim için oldukça değerliydi. Salihoğlu Hoca; hem sorunun tespiti hem de çözümü için net ve anlaşılır ifadeler kullandı. Bu arada kendisinin neden-sonuç ilişkisine dair saptamalarını da, ilginç bulduğumu söyleyebilirim.

Derslerindeki esprili yaklaşımı nedeniyle öğrencileri tarafından çok sevilen Prof. Dr. Salihoğlu, panelde yaptığı sunumda Marmara Denizi’ndeki kirliliğin yüzde 80’inin karadan kaynaklandığını açıkladı. Denizin kirliliğini yaratan faktörleri; deniz ulaşımı, kıyı turizmi, bireysel etki, kıyı işletmeleri, atık su sistemleri, tarım alanları, deniz dibi tarama ve tarama atıkları deşarjı ve denize ulaşan derelere deşarj yapan işletmeler olarak açıklayan Kamil Hoca, çözüm konusundaki görüşlerini şöyle belirtti: “Acilen yüksek emiş kapasiteli pompalar ile deniz yüzeyi temizliği yapılmalıdır. Müsilajın maksimum üreme koşullarının tespiti önemlidir. Deniz yapılan fosfor, azot, demir ve bakır deşarjına acil olarak müdahale edilmeli ve bu işlemler durdurulmalıdır.”

2023’E KADAR ALINMASI GEREKEN 5 ÖNLEM

Prof. Dr. N. Kamil Salihoğlu; 2023 yılına kadar mutlaka yapılması gerekli önerilerini ise başlıklar halinde şöyle sıraladı:

1-Çevre ve Şehircilik Bakanlığını mevcut yapısı böyle kapsamlı bir çalışma için yeterli ve uyumlu değildir. Çevre Bakanlığı yeniden oluşturulmalıdır.

2-Marmara Denizi’ne deşarj yapan her kent için Ton/Gün bazında kirlilik kotası oluşturulmalıdır.

3-Marmara Denizi’nin toplam kirlilik kotası 2023 yılında kesinlikle dondurulmalıdır. Bu tarihten sonra denize kıyısı olan kentlerde, denizin kirlilik yükünü artıracak hiçbir yapılaşmaya izin verilmemelidir.

-4-Marmara Denizi’ne aynen karbon piyasasındaki gibi; yıllık yüklenebilecek kirlilik miktarı üzerinden kirlilik piyasası oluşturulmalıdır. Bu sistem ile elde edilecek gelir, kentlerin temiz üretim, atık su arıtma ve su geri kazanım projelerinde harcanmalıdır.

5-Ekonomik bir temele dayanarak bütüncül havza yönetim modeli seçilmeli ve sadece Marmara için yeni bir kurum oluşturulmalıdır.

Bu öneriler arasında 4. maddede yer alan kirlilik piyasası oluşumu benim oldukça önemsediğim bir öneri oldu. AB ülkelerinde uygulanan “kirleten öder” mantığına uygun olarak planlanan bu sistemin çok yararlı olacağını düşünüyorum.

* * * *

Kısacası cumartesi günü olması gereken yapıldı, söylenmesi gereken söylendi BAOB’daki panelde…

Kirlilik yükünün azaltılması için iyi tarım uygulamalarından da bahsedildi, yeni atık yönetimi politikalarından da…

Deniz ekosisteminin nasıl çalıştığını da öğrendik, denizlerdeki ideal biyolojik çeşitliliğin önemini de…

Sunumlar iyi ve etkili, yorumlar akılcıydı.

Ve şimdi iş; Nilüfer Çayı ve Marmara Denizi kirliliklerinin 5 N-1 K kuralına uygun olarak ne şekilde çözebileceğimiz sorusunun cevabına kaldı.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Ekonominin doğadan daha önemli olduğunu düşünenler, para sayarken nefeslerini tutmayı denesinler bakalım… (Dr. Guy MC PHERSON)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BUÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’nden

büyük beklenti…

Geçtiğimiz hafta yazdığım bir çevre yazısında kentin bilim merkezi Uludağ Üniversitesi’nden artık çevre sorunlarına müdahil olması ve kamuoyunu aydınlatacak bilgi-belge ve araştırmalara imza atmasını talep etmiştim. Ve bugüne dek ne kapkara akan Nilüfer Deresi, ne de Bursa’nın kıyısı olduğu Marmara Denizi konusunda net açıklamalar yapmayan Uludağ Üniversitesi’nin ilgili kürsülerini (Çevre Mühendisliği ve Fen Fakültesi) göreve davet etmiştim.

Bandırma’da bulunan 17 Eylül Üniversitesi bile Marmara Denizi kirliliği ile ilgili bir araştırma ve dalış çalışması başlatmışken… 46 yıllık koca bir bilim çınarı olan BUÜ’nün; Bursa’nın çevre sorunlarına sahip çıkıyor” mesajını kent kamuoyuna iletmesi gerekliliğine dikkat çekmiştim.

Marmara Denizi’ne günde 0,3 milyon metreküp evsel atık bırakan Bursa; bu yoğun kirliliğin önlenmesi/azaltılması için, akademik alanda da üzerine düşeni yapacaktır umudu içinde…

Cumartesi günü yapılan panel ve bu panelde BUÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nezih Kamil Salihoğlu’nun etkili sunumu, bence bu eleştirinin karşılığını bulduğu izlenimini aldım. Salihoğlu; sağlam veriler ve cesur önerileri ile Marmara Denizi kirliliğinin çözümü için gerekli mesajları verdi.

Zaten Bursa Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümüne yakışan buydu. Bünyesinde; 12 Profesör. Dr.,7 Doçent. Dr., 2 Dr. Öğretim Üyesi ve 4 Araştırma Görevlisi olan Çevre Mühendisliği Bölümü, inanıyorum ki bu güçlü kadrosu ile bundan sonra da Bursa’nın çevresel sorunlarına bilimsel anlamda yüksek katkı sağlayacaktır.

Prof. Dr. Nezih Kamil Salihoğlu’nun yanı sıra zaman-zaman medyada görüşlerine ulaştığımız; Prof. Dr. Güray Salihoğlu, Prof. Dr. Feza Karaer ve Doç. Dr. Efsun Dindar dışındaki bilim insanları da, artık kürsülerinden dışarı çıkarak kapkara akan Nilüfer Çayı başta olmak üzere Bursa’nın dereleri, su kaynakları ve hava kirliliği konularında bir şeyler söyleyeceklerdir.

BUÜ Çevre Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinden beklenen budur Bursa’da…

Gündem çevre ise; söz de BUÜ Çevre Mühendisliği akademisyenlerinindir.