Hava Durumu

DEĞİŞİM Mİ? YA DA KOLLEKTİF EYLEMSİZLİĞE DEVAM MI?

Yazının Giriş Tarihi: 17.01.2026 16:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.01.2026 16:38

Hepimiz değişim istiyoruz. Hepimiz sistemden şikâyetçiyiz değil mi?

Bir düşünün nelerden şikâyetçiyiz?

Mesela Eğitim… Liyakat gelsin, kalite artsın diyoruz da öğretmen kapılarında ya da özel okullarda çocuğumuzun hak etmediği yüksek notları almasını istiyoruz.

Örneğin Adalet… Herkes kanun önünde eşit olsun istiyoruz. Ta ki ucu bize dokunana kadar, basit bir Trafik cezası yiyince araya sokacak tanıdık arıyoruz.

Hele de Ekonomi… Üretim artsın, kalite artsın, fiyatlar düşsün diye konuşurken esnaf sohbetlerinde ilk fırsatta dükkândaki her şeye fahiş zam yapıyoruz.

Ve de Siyaset… Dürüst, namuslu, hak yemeyen, vitrinlik olmayan ama vizyoner liderler gelsin derken, benim dünya görüşüme yakın olsun, hatta çalarsa da “herkes çalmıyor mu, hırsızsa bizim hırsızımız” deyiveriyoruz.

Herkesin "sistemden" şikâyetçi olduğu ama kimsenin "kendi alışkanlıklarını" değiştirmeye yanaşmadığı o meşhur duruma genelde "Kolektif Eylemsizlik" deniyor.

İnsan zihni genellikle adaleti dışarıdan bekler. "Ben vergi kaçırmasam ne olur, koca şirketler kaçırıyor" veya "Ben yere çöp atmasam ne olur, her yer zaten kirli", düşüncesi, kişiyi bireysel sorumluluktan azat eder. Bu bir tür savunma mekanizmasıdır; kişi kendi hatasını, sistemin devasa hataları arasında eriterek vicdanını rahatlatır. Çoğu insan konforundan vazgeçmek yerine, şikâyet etmenin (çaba gerektirmediği için) harikulade rahatlığını seçer.

Tolstoy’un çok meşhur bir sözü vardır: "Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez." Değişim yukarıdan aşağıya (yasalarla) gelebilir ancak kalıcılığı aşağıdan yukarıya (ahlak ve kültürle) sağlanır. Bir toplumda dürüstlük "enayilik" olarak görüldüğü sürece, hangi sistem gelirse gelsin sonuç benzer olacaktır.

Toplum nedense hep bir lider ya da kurtarıcı bekliyor. Kendisinin de bir lider olabileceğini lider olamasa da toplumun bir bireyi olarak ses çıkarabileceğini hatırlaması gerekiyor.

Günümüze kadar dünya tarihinde yaşanan bütün devrimlerin, değişim hareketlerinin küçücük bir rüzgârla başladığını unutmamalıyız. Kurtuluş savaşı yıllarında Sütçü İmam’ı, Hasan Tahsin’i, Nene Hatun’u, Mustafa Kemal’i hatırlatırım sizlere. Onların yaktığı kıvılcımlar değil midir, bu ülkenin kurtuluş meşalesini yakan.

Bütün bunlara rağmen değişim mi istiyoruz. Değişim sadece istemekle olmaz, bir aksiyon gerektirir. Bazen de bu aksiyonların sonucu katlanılması lazım gelen bir bedel gerektirir.

Değişim isteyen herkesin kendine bunu sorması gerekiyor. Sonuç ne olursa olsun istediğim değişimin bedelini ödemeye hazır mıyım? Hazırsanız ilk adımı attınız demektir. Haydi, kolay gelsin.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.