Yeni Marmara Gazetesi okurlarım ve de bu yazıyı okuyanların huzurunda bir zamanlar TBMM'de Cumhuriyet Senato Meclisi vardı.

Milletvekilleri meclisinden gelip orada kabul görmüş bir kanun ayrıca senatörlerin bulunduğu Mecliste de, müzakere olunur ve kanunlaşır ve kanun kabul görmeye bilirdi de...

Kanunu C. Senatosu’ndan geçirmek pek o kadar kolay olmadı. Önce konu C. Senatosu Anayasa-Adalet Komisyonu’na geldi. Orada eskiden Millet Partisi’nden avukatlığını yapmış olduğum Sayın Tahtakılıç, “Kanun teklifimize kancayı taktı” diyordu Merhum Süleyman Arif Bey.

Tahtakılıç’la özel görüşme yaptım. Millet Partisi’nin vaktiyle Demokrat Parti devrinde kapatılma hadisesine ise ne kadar haksız ve antidemokratik ise bunun da öyle olduğunu kırk dereden su getirerek anlatmaya çalıştım. Millet Partisi’ndeki kendileri lehine avukatlık yaptığımı hatırlattım. Ama nafile kim şartlandırmışsa, Nuh diyor, peygamber demiyordu. Millet Partisi’nde iken herkesin milliyetçi muhafazakâr olarak tanıdığı sevdiği Tahtakılıç gitmiş, İşçi Partisi’nden
daha solda olan, başka bir Tahtakılıç gelmişti karşımıza. Tam bu
tartışmamızın en ümitsiz noktasında imdadıma nereden geldiyse şu bizim Şener Battal yetişti. Bizi bir süre ayakta dinledi ve söze karışarak, Ahmet Tahtakılıç’a hitap etti:

- “Abi ben bu işi inceledim. Senato Adalet ve Anayasa Komisyonu’nda
fesadın başı sen imişsin. N’olur şu mikropluğundan vazgeç de teklifimizi komisyondan geçirelim” dedi.

Ben önce içimden Şener’e kızdım. Bak sen, pişmiş aşa soğuk su katıyor. Birazcık yumuşattığımız adamı şimdi büsbütün kar kazık edecek dedim. Ama hayret bu sözler işi bitirdi. Tahtakılıç yumuşadı, gülerek:

- “Arif bey, bak bak, işte büyük politikacı böyle olur. Peki Şener
Bey, ben istediğiniz gibi, yarın komisyona gideceğim sizi
savunacağım…”

Yahu şu işe bakın, ben İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden
bahsediyorum. Fikir ve vicdan hürriyeti ilkelerini onun anlayacağı
dille gözler önüne seriyorum. Batı tipi demokrasilerden misaller
getiriyorum. Şener geliyor, yarı şaka yarı ciddi biraz da hakaretamiz
laflar geveliyor, hemen kesin netice alıyor ve üstelik büyük
politikacı derecesine terfi ettiriliyor.

Söz açılmışken bu Nasreddin Hoca’nın hemşehrisi olan Şener Battal’ı
biraz daha anlatmak istiyorum. Onun sözü tanısın tanımasın herkese
tesir ediyordu. Hani derler ya “Adamda şeytan tüyü var” diye… Tam
öyle, aynı sözleri ben birisine söylesem eminim kavga çıkardı. Şener
de iş böyle olmuyor. Nitekim kanun meclisten geçerken, kanuna karşı
olan Ecevit’e rağmen dışarı kulise kaçarak oy vermek istemeyen bir
iki CHP’li milletvekiline de, yanımda ikazda bulunmuş ve bu ikazlar
hemen semeresini vermişti. CHP’nin Çorum Milletvekili Sayın Şükrü
Bütün’e:
- “Gel buraya komünist, sana bir süt ısmarlayayım da otur, bisküvi ile
iç. İçeri girip nifak çıkartma” demiş. O da “Peki Şener abi” diyerek
sütünü içmek üzere oturmuştu yerine.

Bu konulara kanun teklifimize Senato’da Milli Birlik Grubu’nun
takındığı tavra işaret etmek için girmiştim. Ama söz sözü açtı.
Bu kanunun Türkiye gündeminin başında olduğu o günlerde bir gün Milli Birlik Grubu Başkanı Fahri Özdilek Paşa beni telefonla arayarak:
- “Sayın Emre, bu teklifin içeriği ve esprisi hakkında bizim
arkadaşlarımız bazı tereddütler taşıyorlar. Gelip bize aydınlatıcı,
mütemmim mâlumat vermez misiniz?”
- “Hay hay Paşa” dedim.
Önce aklıma bir fıkra geldi, durun onu anlatayım: Tilkiye sormuşlar:
- “Tavuk güder misin? diye. Ağlamaya başlamış.
- Niye ağlıyorsun? demişler.
- Hangi teklifinize karşı çıktım ki, bu isteğinizi sual şeklinde
sitem eder gibi soruyorsunuz. Ben emrinize amadeyim” demiş.

Biz de içinde bulunduğumuz sıkışık durum itibariyle aynı
pozisyondaydık. Şener Battal Bey’le Milli Birlik Grubu’nun salonuna
gittik. Sualli cevaplı bir brifing verdik. Tereddütleri zail oldu.
İkna oldular. Kanun C. Senatosu’nda görüşülürken Adalet Partililerin
engellemesine rağmen Milli Birlik Grubu dahi müspet oy verdi. Daha da ileri giderek başta Kirazlıdere sakinlerinden Ahmed Yıldız Bey olmak üzere birkaçı, kanunun Senato’dan kabul edilerek geçmesi için bizim kadar gayret sarf ettiler, kulis yaptılar. Zaten bu kişiler Ağır Sanayi Hamlesi brifinginden sonra bize kendilerini çok yakın hissediyorlardı. Her işinizde yardımcı olacağız diye o zaman söz vermişlerdi. Sözlerin
de de durdular. Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer!

Fiemanillah
Kaynak: Bitmeyen Mücadele ve Zeyl sh. 113.