“Sinan’ın Sanatı ve Selimiye’’, “Çağlar Boyunca Türkiye Sanatının Anahtarları’’ kitaplarını almıştım; Cumhuriyet Bilim Teknik ekindeki ufkumu açan yazılarını kaçırmazdım.

Doğan Kuban’ı yitirdik.

Neredeyse çok sevdiği Cumhuriyetle yaşıttı.

Cumhuriyetin bilim, mimari, tarih, kültür sanat, restorasyon çınarıydı.

Büyük bir yurtseverdi, Atatürk devrimlerinin daima yanında yer aldı.

Sevgili okurum, aradan çekileyim de seni dostu Orhan Bursalı’nın Cumhuriyet’te Doğan Kuban’ı anlattığı yazısıyla baş başa bırakayım:

 

Bir büyük Cumhuriyet aydınını yitirdik..

“Doğan Kuban Hoca’yı yitirdik. Büyük bir Cumhuriyet aydını. Çok iyi bir mimarlık ve İslam tarihçisi, çok iyi bir düşün adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği büyük bir Rönesans insanı... Tam anlamıyla: İtalya’da Rönesans mimarlığını en iyi bilenlerden.

Neredeyse Cumhuriyet yaşında, 1926 doğumlu.

Yüreği hep ülkesi için çarptı.

Bir Atatürk ve devrimleri sevdalısı..

Genellikle her düşün insanı gibi cesur ve yalnız.

Bir hezarfen, çok yönlü bilge.

Bitmez bir merak, araştırma, öğrenme tutkusu.

Müzikten tutun sinemaya kadar.

Evinde masa üzerinde dört cilt müzik üzerine kitapları görünce şaşırmıştım.

Geleceği hep geçmişin üzerinde inşa eden yol gösterici aydın.

Ya üreteceksin, ekonomik bağımsızlığını inşa edeceksin, çağdaş olacaksın, bilim ve teknolojide yetkinleşeceksin ya da köle olacaksın fikrini yazıp çizmekten bıkmadı.

Müslüman dünya niye Batı’nın kölesi oldu, boyunduruğuna girdi, diye sordu ve yazdı bıkmadan ve durmadan. Halkın bilinçlenmesine çok önem verdi, bilinçli halkla geleceği kurabiliriz dedi.

Çağdaşı üreteceğiz dedi. Bilim ve teknoloji üretimi dedi.

Aydınları düşünmeye çağırdı.

Ülkenin birliğini savundu, politikacının kendi küçük çıkarları üzerinden ülkeyi yönetmesinin yanlışlığını vurguladı. Politikacı, ülke adamı olmalı dedi.

Büyük bir restorasyon düşün insanı oldu. Ülke mimari değerlerinin korunmasına, kurtarılmasına bir ömür verdi.

Selimiye üzerine kitabıyla, Selimiye Camii’ne yeni bir ruh verdi.

Divriği Ulu Camii’nin şaheserliğini en iyi o gördü, kurtarılması için projeler üretti, sergiler düzenledi. Devlet, bu sergileri çeşitli ülkelere taşıdı.

Safranbolu dahil, her yerde imzası var.

Bir İstanbul düşünürü, hayranı.

İstanbul’un tarihi eserlerinin kurtarıcılarından.

İstanbul’un Bizans’tan bugüne tarihini ve yaşamını en iyi o yazdı ve anlattı.

Çok kitabı var İstanbul üzerine yayımlanmış ve yayımlanmayı bekleyen bir dev eser daha.

Batıya Göçün Sanatsal Evreleri... Çağlar Boyunca Türkiye Sanatının Anahtarları... Sinan’ın Sanatı ve Selimiye... Türkiye’nin Bağımsızlık Savaşı... Türk Ahşap Konut Mimarisi... İstanbul 1600 Yıllık Müzedir... kitapları çok yönlülüğünü ve verdiği büyük emekleri gösterir.

Güncel makaleleri çeşitli kitaplarda toplanmıştır: Gelecek... Yarını Baştan Tanımlamak... Umutsuzluk Yakışmaz... ve daha başkaları.

50’yi aşkın değerli kitap... Binlerce değerli makale, derin bir bilgi hazinesi bıraktı, emanet etti bizlere…

Büyük bir iyimser…

Kuban, ülkesine, Anadolu’ya, halka, insanlığa, dünyaya verebileceklerinin hemen çoğunu vererek, insanlık görevini tamamlayarak aramızdan ayrıldı.

Varlığı için, tanıdığım için kendisine çok teşekkür ederim.

Hiç unutmayacağız.

Seçme makalelerini HBT’de yayımlamayı sürdüreceğiz.

Güle güle hocam, üzerimizde derin izler bıraktın.’’

**************

Ruhunuzşad olsun; vatan size minnettardır.