Dünyanın en eski mesleği olarak kabul gören mimarlık, bir parçası olduğu yapı sektörü ile birlikte harikalar yaratmaya devam ediyor.

Bilindiği gibi insanlar; barınmak için yaşamak ve doğa şartlarından korunmak için kesinlikle bir mekan ihtiyacı duymuşlar ve bu mekanları da gelişen teknik şartlara göre kendilerine özgü fonksiyonel, teknik ve kültürel özelliklere uygun şekilde inşa etmişler veya ettirmişlerdir.

İşte bu noktada; mimarlık mesleğinin bir tanımını yaparak konuya birliktelik sağlamak gerekiyor. Mimarlık; binaları ve diğer fiziki yapıları tasarlama ve kurma sanatıdır. Bu tanıma mimarlığın bir bilim dalı olduğunu da kesinlikle eklemek gerekiyor.

Her yüzyılda insanların barınma, dinlenme, çalışma, eğlenme ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli mekanları tasarlama ve inşa etme kültürü veya bilimi olarak da yorumlanabilecek olan mimarlık mesleği, evrensel özellikleri ile yaşadığımız yüzyıla da damgasını vurmaktadır.

Yaşam mekanlarının günün koşullarına uygun biçimde tasarlanması ve uygulanarak inşa edilmesi için yapılara günün artan taleplerini de göz önüne alarak biraz da çevresel özellikler katan mimarlar, mimari tasarımın öznesine de dikkat etmek zorundadır.

Mimari tasarımın öznesi de; yaşamsal, coğrafi, iklimsel, kültürel ve demografik farklılıklar içermektedir.

Hele hele son yıllarda yoğun karbon salınımı nedeniyle iklim krizlerinin yaşandığı düşünülürse, mimarlık mesleğinin yapı tasarımı ve inşası dışında dünyanın sağlıklı, güvenli ve temiz geleceği için de yoğun şekilde çalışması gerekliliği ortaya çıkıyor.

                            MİMARLIĞIN TARİHİNE BİR BAKIŞ

Milattan Önce 1. yüzyılda yaşamış olan Romalı mimar Vitruvius yazdığı “De Architectura” isimli yapıtında çağ koşullarına göre başarılı bir mimarlık yapabilmek için “kullanışılık, sağlamlık ve güzellik” etkenlerini ön plana çıkarmıştır.

Rönesans döneminde bu etkenler; “kullanışlılık, süreklilik/kalıcılık ve güzellik” olarak benimsendiği bir sürece ulaşmıştır.

1624 yılında amatör bir sanat eleştirmeni olan Sir Henri Watton “The Elements of Architecture” isimli kitabında mimarlık mesleğinin kesinlikle 3 koşula (kullanışlılık, sağlamlık ve güzellik) yanıt vermesi gerektiğine dikkat çekmiştir.

Mesleğin bir başka eleştirmeni Frank Lloyd Wrigh’a göre ise mimarlık; tam anlamıyla biçim haline gelmiş yaşamdır.

Kısacası mimarlık mesleği; geçmişin birikimleri ile geleceği hazırlayabilecek, gelecekte yaşanacak kaliteli yaşam çevreleri oluşturacak vizyon sahibi bireylerin yapacağı bir iş olarak tanımlanabilir.

Fakat son 50 yıllık süreçte bu mesleğin mottosunun “sadece çizim yapma sanatı” gibi oldukça yanlış bir yöne doğru gittiği konusunda da bazı eleştiriler bulunmaktadır.

Mimarlık mesleği ile inşaat mühendislerinin kavramlarını birbirine karıştıran ve konuya bina güvenilirliği anlamında bir yüklem katan eleştirmenler de, mimarlık sanatının kültürel ve çevresel özelliğini göz ardı etmektedir.

Mimarlık; bir sanat ve bilim dalıdır aslında…

İnsanlar için yaşam mekanlarının oluşabilmesi ve üretilmesi için yapılara bir anlam ve özellik katan mimarlar, artık çevreci kimliklerini daha fazla öne çıkartarak dünyanın sağlıklı geleceğine bir imza atmaya hazırlanıyorlar.

Tam da olması gerektiği gibi yani…

                       “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN YIKICI ETKİSİ OLUYOR

Şimdi 2021 Dünya Mimarlık Haftası ile ilgili gelişmelere bir parantez açmak istiyorum.Bu yıl “Sağlıklı bir dünya için temiz çevre” temasının belirlendiği 2021 Dünya Mimarlık Haftası ile ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek’in görüşlerini sunuyorum: “Bu yıl ekonomik kriz ile birlikte artan erişilebilir konut gereksinimine, bir bağlamda derinleşen eşitsizliklere, iklim değişikliğinin kırılgan coğrafyalar ve kentler üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekmek istiyoruz. 1985 yılından bugüne Birleşmiş Milletler Dünya Habitat Günü ile paralel biçimde her yıl ekim ayının ilk pazartesi günü Dünya Mimarlık Günü olarak kutlanıyor. Bu yılda bu etkiniliğin teması –Sağlıklı bir dünya için temiz çevre- olarak belirlendi. Dünya üzerinde 1,8 milyardan fazla insan elverişli konut ihtiyacı içinde… Bu koşullar altında toplumun erişilebilir konutların tasarımı ve üretiminde mimarların çözümlerine daha fazla ihtiyaç olduğu görülmektedir.”

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nda: kentlerin küresel karbon salınımının yüzde 75’inden sorumlu olduğunun tahmin edildiğini belirten TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şimşek, 2021 UIA Dünya Mimarlık Kongresi’nde kabul edilen bir belgeyi de paylaştı. Yapılan basın toplantısında görüşlerini belirten Şirin Rodoplu Şimşek: “Bu belgede de vurgulandığı gibi çok daha adil ve eşitlikçi, daha iyi kentlerin inşasında mimarlık ve kentsel planlamanın oynayacağı kilit roller bulunmaktadır. Tasarım; kentlerin elverişli şekilde planlanmasına katkıda bulunmak, doğru fikirleri hayata geçirmek, tartışmayı teşvik etmek ve dönüşümlerin uygulanabilirliğini sağlamak için çok önemli bir araçtır” derken yakın geçmişte Bursa’da uygulanan TOKİ Doğanbey Konutları’nın olumsuz durumunu tarif etti belki de…

Kısacası; TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu, 4 Ekim Dünya Mimarlık Günü’nde önce Mustafa Kemal Atatürk’ün Heykel’deki anıtında saygı duruşu yaptı. Daha sonra da; nitelikli bir yapı içindeki çevre ile daha adil bir ortak yaşam için gerekli olan felsefeyi bir basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaştı.

Dünya Mimarlık Haftası etkinlikleri; sergi açılışları, fotoğraf gösterileri ve konferanslarlarla devam edecek.                                                                                                       

ÖZLÜ SÖZLER: Özgürlük için gökyüzünü satın almaya gerek yok.Ruhunuzu satmayın yeter… (Nelson MANDELA)