Hava Durumu

BURSA “CAN’INI” KAYBETTİ

Yazının Giriş Tarihi: 03.02.2022 16:03
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.02.2022 16:03

Bursa basınının usta ismi, değerli meslektaşım Gazeteci-Yazar Can Ertan ağabeyimizi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum.

O, Bursa camiasının bir değeri bir "Can"ıydı. 2019 yılının Haziran ayında başladığım gazetecilik mesleğinde böylesine değerli bir isimle aynı çatı altında çalışmak benim için büyük bir onurdu. Yeni Marmara Gazetesi'nde yayınlanmak üzere çıkan köşe yazılarım Can Ertan ağabeyimizin yazmadığı günler onun köşe yazısının çıktığı Kültür-Sanat sayfası olan dokuzuncu sayfaya koyuluyordu. Onunla köşe yazımın aynı sayfada yayınlanması bile beni motive ederdi. Yeni tanıştığınız zamanlarda gözlüklerinin altındaki ışıltılı, gülen gözleriyle köşe yazılarımı beğendiğini içtenlik ve samimiyetle dile getirmişti. Bu başlangıçla taçlanan diyalogumuz sonraları içsel bir saygıya dönüştü.

Her insan başkalarının belleğinde izler bırakarak göçüp gider bu dünyadan. Onunla aynı jenerasyondan olan kadim dostu ve meslektaşı değerli Mehmet Ali Yılmaz,  şöyle tasvir eder Can Ertan'ı: "Can’a her bakışımda gözümün önüne üzerinde kısa pantolonu, altındaki Pinokyo bisikletiyle ve ille de o geniş gülümsemesiyle çocuk Can Ertan gelir." Sayın Yılmaz, öyle güzel betimler ki, belleğimde kalan son halinden sıyrılıp Can ağabeyimin sıcacık masum çocukluğunu çizerim zihnimde... İçim ısınır.

Bendeki yeri ise başka... Hayatım boyunca böylesine donanımlı ve kültürlü biriyle daha karşılaşmadım. Gazeteciliğin, yazarlığın ötesinde, hayal gücü ve sanata yatkınlığı yanı sıra her konuda yeterli düzeyde fikri olan yüce bir bilgeydi bana göre. Bir kaç hafta önce Facebook'ta yayınladığı şu satırlar esrik bir yankı yapmıştı gizlerimde:

"ÜŞÜME

Yoruldum artık Can diyor. Sesi çatallanıyor, gözlerinde yaşlar tomurcuklanıyor. Dudağı büzülüyor. Başını çeviriyor. Utanıp... Ben de yere eğiyorum başımı. Cümlesiz upuzun bir sessizlik... Tesellisiz acılar var biliyorum, kavuşmasız ayrılıklar var. Sadece sessiz kalınarak anlaşılabilen. Sonra uzak bir geçmişten, çocukluktan, sanki biz olmayan iki hayalden konuşuyoruz bir süre. Hava soğuyor... Ama biliyoruz ki üşümemiz başka sebepten."

Ölümü çağrıştıran bu satırları okurken sözcüklerin içinde bir kez bile  "ölüm" kelimesinin geçmemesi dikkatimi çekti. Buna karşın okuyucunun ruhunu bir jilet kesiği gibi kanatan, dramatik bir ölüm sahnesini büyük bir ustalıkla içimize kazıyordu. Bunun gibi daha nice yazıları ve değerli fikirleriyle kimi zaman ruhumuza dokunarak bizlere, Bursa camiasına ışık tuttu Can Ertan.

İnsan giderken ne bırakır ardında? Bize ezberletilen haliyle mal, mülk, servet falan… Can Ertan ağabeyimizin acı kaybıyla anladım. Bana kalırsa insanın geride bıraktığı en büyük miras geniş bir kitlenin belleğinde bıraktığı yumuşak, güler bir yüz ve asla silinmeyecek bir cevher niteliğinde olan bilgi, duygu ve fikirlerin ustaca kalemle buluşmuş halidir. Sevgili Can ağabeyime Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabırlar diliyorum. Mekanı cennet olsun.

"MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ. HANİ BUNUN İLK SAHİBİ? MAL DA YALAN MÜLK DE YALAN. VAR BİRAZ DA SEN OYALAN."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.